25 Ekim 2011 Salı

Kırmızı Beyaz Pide*

Sabahın beşi birşeyler okumaya çalışıp uyku ile aramdaki bağı iyice bozmaya çalışıyorum.Şu an birçok insan elimizde olan şartların birazına dahi sahip olsa güzel bir uykuya hasretliklerini söndürecekler.Bazen bu tavrımızın da adil olmadığını düşünüyorum ama,çünkü sırf depremmi olması gerekiyor ülkemizdeki yoksulluğun,acziyetin ve yoksunluğun hissedilebilmesi için?
Halbuki deprem ya da olabilecek herhangi bir afet zaten kambur olan anadolu insanının sırtını biraz daha eğdi ama bu sefer en ağır şekilde eğmiş oldu..
Önümüz bayram inşallah rabbim onların bayramını herkesten daha güzel eylesin ki yaşadıklarının korkusunu,hüznünü biraz olsun atlatabilmeleri nasip olsun.Ve hiç kimseyi afet veyahut insan eliyle olan ölümlerle imtihan etmesin!
***
Pidenin tarifi  kendi kendime uyguladıklarımdandı ve olumlu sonuç aldığım  önceden yapılmış eklenmiş bir tarifti(geçen hafta başı)ama bir türlü yayınlayamadım,geçen hafta ortası ülkenin geldiği halde pek yayınlamaya sevketmedi açıkçası.Ne yazık ki hala pazar gününün sıkıntısı olsa da inşallah hepimiz birer el uzatmayı kendi nefesimizin hakkı sayıp bunu verebilmeyi başarıp bayrama kavuşuruz.

Hamuru için:

2 su bardağı ılık süt
Yarım su bardağı sıvıyağ
1 çorba kaşığı tuz
1 çorba kaşığı şeker
1 paket yaş maya
Aldığı kadar un

İç malzemesi:

Yarım su bardağı süt
1,5 su bardağı kadar lor
1 su bardağı rendelenmiş kaşar
2-3 adet kırmızı biber
Tereyağ

Üzeri için yumurta sarısı

  • Öncelikle un dışında herşeyi derin bir yoğurma kabına koyun.
  • Kabtaki malzemeleri birbirine elinizle iyice karıştırın.
  • Birbirine karışmış bu malzemeyi 10-15 dakika o şekilde bekletin.
  • Beklettiğiniz karışıma azar azar unu ikave edin.
  • Yumuşak bir hamur elde edince de 4-5 dakika iyice yoğurup ılık bir yere mayalanmaya bırakın.
  • İç harcı için de loru,rendelenmeiş kaşar peynirini ve sütü karıştırın.
  • Mayalanan hamurdan cevizden büyük parçalar alıp merdane yardımıyla küçük pasta tabağı boyutunda açın.
  • Açtığınız hamurun orta kısmına malzemeden ekleyip,çok yfak olmadan doğranmış kırmızı biberlerden de ekleyin.Son olarak da çok küçük  parçalar halinde tereyağ da atıp iki ucu birbirine getirip ortada boşluk kalacak şekilde kapatın her iki kenardan.
  • Hazır ettiğiniz pidelere de yumurta sarısı sürüp önceden ısıtılmış 200 dereceli fırına verin.
*Pidenin ismi öylesine aklıma geldi,umarım uygun bir isim olmuştur.Yenildiğinde yoğun peynir ile biberin bileşiminden bu tarz bir görüntü de çıkıyor zati.
*Bu arada bu hamur ile yaklaşık 13-14 tane çıkabiliyor iç malzemesin son 4 taneye yetmemişti sucuk koyduk,dilerseniz biraz artırabilirsiniz peynirli harcı ya da farklı bir harc koyabilirsiniz. 

    17 Ekim 2011 Pazartesi

    Fındık Kremalı Kek

    Yağmurlu bir sonbahar havasını en cazibeli hale getiren hallerden biri de evde taze demlenmiş çay ile fırındaki kek’in evde yaydığı davetkar kokular o yağmuru,soğuğu daha da bir başkalaştırıyor insanda.Yazmak,okumak istiyor insan o yağmur sakince yağarken elde çay ile..Birde benim gibiler var hem bunları isteyip hem de mutfağa da girip ikisini bir arada yapar iken yorulan gruptan olanlar.Kış  mevsiminin erkenden hissedildiği şu günlerde kek kokunuzun ve çayınızın davetine istekle geleceklerin her daim olması dileğiyle deyip bu akşam yazıyı tadında bırakalım
    Fındık kremasını bugün marketten alırken anneannem gene hatırımdaki sabitlediğim yerden bana  başka baktı.Fındık kremasını çok severdi arada bir-iki çay kaşığı ağzına atardı.Rabbim onu ve onun gibi nice anneanneleri-babaanneleri huzurundaki en güzel yere nasip eylesin inşallah.

    Malzemeler:

    • 130 gr şeker(bir su bardağından 2 parmak eksik geldi bardak ölçüsü ile de)
    • 2 yumurta
    • 2 su bardağı un
    • 2 çay bardağı süt
    • 3 çorba kaşığı(dolu dolu) Krokantlı Fındık Kreması
    • 100 gr dövülmüş fındık(1 su bardağından 1 parmak eksik geldi)
    • 1 paket kabartma tozu

    Hazırlanışı:
    1. Öncelikle yumurtalar ve şekeri krema kıvamına gelinceye dek çırpın.
    2. Katılaşan karışıma fındık kremasını ekleyip iyice karışmasını sağlayın.
    3. Kremayı da karıştırdıktan sonra sütü ekleyip en düşük derecede çırpın(dikkatle çırpın etrafa sıçrayabilir).
    4. Sütü de yedirip ardından sıvılaşmış olan karışıma ununu da azar azar ilave edin.
    5. Un ilavesi de tamamlandıktan sonra kabartma tozunu ve fındığı da ekleyip tahta bir kaşıkla güzelce karıştırın ve yağlanmış kalıba dökün.
    6. Önceden 150-160 derecede ısıtılmış fırında yaklaşık 1 saat kadar pişirin.

    9 Ekim 2011 Pazar

    Yeni yeni yazmak,yeni yeni tatlar denemek vs vs

    Yeni tatlar denemek lazım,yeni sözcükler öğrenip onları bir cümle haline getirip taze nefesler alıp vermek lazım.Her yenilik biraz daha hayatımızı sorgulamamızı ve biraz daha anlamamızı&anlamlandırmamızı sağlayacaktır belki de kimbilir?
    İnsan ölümlerle alışması gerektiklerine zamanla yaklaşıyor,sanki değmese varolmayan birşeymiş gibi gördüklerimiz nefes kadar uzak veya yakın.Zamanla yaşadığımız ruh hali çevremizden çok artık kendimize da sıkıntı verir bu sebeple alışmaktan ziyade bununla yaşamayı öğrenmek ve eğer Allah ve kadere iman da varsa daha rahat varolmayı sağlıyacaktır ki sağlıyor da.
    Bir başkasının seninle aynı yaşadığı acıyı&sevinci onunla aynı şeyi yaşadıktan sonra anlıyormuşsun,şimdi hasbelkader bilen biri olarak demeye çalışıyorum.
    Varolan,devam eden yaşamı ölümle veya ölüm olmadan yokluğunu hissettiklerimize rağmen sürdüreceğiz.Kurduğum şu cümleleri bir klasik deyimmiş gibi sunmakta değil niyetim geçen mart ayından beri ölümle gelen ya da ölüme gerek kalmadan olan hallerden sonra yeni yeni toparlanan ve buna kendini zorlayan biri olarak yazmaktı niyetim sadece..
    Ramazan'ın 16.günü yaptığım ve ertesi günü anneannemde de yediğimiz rahmetli anneanneme de kısmet olan bu 2 tatlıyı yayınlamaktı niyetim aslen.O günlerden beri bilgisayarda fotoğrafları duruyor(ki ömrünü tüketen makinemden çok iyi fotoğraflar çıkmasa da)ancak bugüne kısmet oldu.
    Aslında Papatya'nın bu tatlısını  uzun zamandır yapmak istiyordum ama fındık olmadığı için yapamamıştım yanlış hatırlamıyorsam.Bu tatlı hala aklımda fındıkta var yapacağım.
    İkisi de çok ama çok sevildi o akşamdan çok az kaldı 2 çeşit hani fazla fazla yetsin ertesi güne de fazla artsın derken az kaldı,irmikli olanın kıtırlığı hoşa gidildi şerbetlilerle arası iyi olmayan annem ve onun gibi olan misafirlerimizde Selanik Tatlısında hemfikirdi.
    İki tarif içinde Hayat Cafe'ye ve Yemek Vakti-Aylin'e çok ama çok teşekkürler!
    Tairfleri buraya da ekliyorum ama orjinal görüntüsüne ve kendi sitesinden de bakmak isteyenler için de link veriyorum.
    Parmak Tatlısı(Balparmak)

    1 paket tereyağ(veya margarin)
    1 çay bardağı zeytinyağı
    yarım su bardağı şeker
    1 çay bardağı kaymaklı yoğurt
    1 paket vanilya
    1 paket kabartma tozu
    2 yumurta
    Aldığı kadar un(6 su bardağı kadar)

    İçi İçin;opsiyonel;
    1 kase iri kıyılmış ceviz(içine ceviz koymasanızda gayet güzel oluyor)

    Şerbeti için;

    3,5 su bardağı su
    3,5 su bardağı şeker
    bir kaç damla limon suyu

    Bulamak için;

    Bir kase irmik

    Şerbet için şeker ve suyu bir tencereye koyup kaynatalım.Koyulaşmaya başladığında limon suyunu ekleyip şerbeti soğumaya bırakalım.

    Hamur için un hariç bütün malzemeyi yoğurma kabına alıp unu kontrollü olarak ekleyin.Hamurdan mandalinadan biraz küçük parçalar koparıp elinizle ince uzun açıp içine ceviz koyun.Hamura ince uzun şekil verin irmiğe bulayıp yağlanmış tepsiye dizin(içine ceviz koymuyacaksanız hamuru direk rulo yapıp irmiğe bulayın)

    180 derece ön ısılı fırında tatlılarımızı iyice kızarana kadar pişirelim.Fırından aldığımız parmak tatlılarını 2 dakika dinlendirip soğuyan şerbeti üzerine dökelim.Yaklaşık 2 saat sonra tatlınızı servis edebilirsiniz.

    Afiyet Olsun...

    not:şerbeti döktükten sonra üzerine tepsi örtebilirsiniz ama tatlıyı hamurumsu yaptığı için ben tercih etmiyorum...
    Selanik Tatlısı

    Malzemeler

     4 yumurta
    2 çay bardağı toz şeker (küçük boy)
    1 çay bardağı sıvı yağ
    2 çay bardağı hindistan cevizi
    1 çay bardağı galeta unu
    1 su bardağı un
    1 paket kabartma tozu
    1 portakal veya limon kabuğu rendesi

    Keki ıslatmak için 2 su bardağı soğuk süt
    1 çay bardağı toz şeker


    Hazırlanışı

    Yumurta ve şekeri krema kıvamına gelene dek çırpın.Sıvıyağınıda ilave edip çırpmaya devam edin.Un hariç kalan malzemeleride ilave edip kaşıkla karıştırdıktan sonra en son ununuda döküp yavaş yavaş karıştırın ve yağlanmış tepsiye dökün (ben kare camlardan kullandım) 180 derece içine batırdığınz kürdan temiz çıkana kadar pişirin.Fırından çıkardıktan 5 dakika sonra önceden şekeri eriyene kadar karıştırdığımız soğuk sütü (kaynatılmayacak sadece karıştırılacak)kekimizin üzerine döküyoruz.Dolapta soğumaya bırakıyoruz.Üzerine ben krem şanti sürdüm ama olmasada lezzetli bir tatlı...
    Afiyet olsun.

    2 Ekim 2011 Pazar

    Mürdüm Erikli&Armutlu Tart

    İnsan çok şey yazmak isteyip bazen yazamıyor.Aklıma ne gelse ya uzun ya da sırası ya da yeri değil vs vs.Bazen sessizlik,suskunlukta çok şey anlatırmış.Bizde böyle anlatalım halimizi,ahvalimizi.
    ***
    Mürdüm eriği ile kekte yapmıştım bundan önce o da güzeldi ben ilk defa kafama esti ve kendi başıma bir tarif oluşturup yaptım.Tedirginde oldum acaba güzel olurmu ya da krema nasıl olur derken bu tart havada bitti ve ertesi gün bir daha yaptım.Mürdüm eriği hazır pazarlarda varken denemenizi nacizane tavsiye ederim.

    Malzemeler:
    • 125 gr tereyağ
    • 1 çorba kaşığı toz badem
    • 1 hamur kabartma tozu
    • 1 vanilya
    • 1 yumurta
    • 1 çorba kaşığı elma sirkesi
    • 2  çorba kaşığı zeytinyağı
    • 3 çorba kaşığı tozşeker
    • 285 gr un
    • 500 gr mürdüm eriği
    • 4 adet armut
    • 5 çorba kaşığı şeker
    • Yarım paket süt kreması(100 ml)

    1.  Öncelikle ufak ufak doğranmış erikleri tavaya koyun ve üzerine de şekeri gezdirin
    2. Şekeri eklenen erikleri orta harlılıkta olan ocağa koyun ve çok su çıkarmadan şekerle biraz yumuşamaya bırakın.
    3. Yumuşadıktan sonra da soyulmuş,fazla ufak olmayacak şekilde doğranmış armutları da ekleyin.
    4. Armutlarla da yaklaşık 5-6 dakika pişirdikten sonra ocağı kapatın ve kremayı ekleyip kaşık yardımıyla karıştırıp soğumaya bırakın.
    5.  İç kısmını hazır ettikten sonra da hamur için yoğurma kabında önce yumuşamış tereyağı şekerle beraber elinizle iyice ezin.
    6. Sonra yumurtayı koyup onuda yedirin ardından sirke ve yağı da ekleyip iyice elinizle karıştın.
    7. Vanilya ve kabartma tozunu da ekleyip karıştırın ve son olarak unu yavaş yavaş ekeleyerek kıvama getirin.
    8. Kıvama gelen hamuru yaklaşık 15-20 dakika buzdolabına kaldırın.
    9. Buzdolabından aldıktan sonra 26 yada 28 cm lik kelepçeli kalıba hamuru yerleştirip kenarlara doğru elinizle açın.
    10. Kenarlarında eşit şekilde yarım kapak olucak halde hamur bıraktıktan sonra hazırladığınız erikli harcı da ekleyip her tarafa eşit yayın.
    11. Erikli harcı eşit yaydıktan sonra kenarlara doğru verdiğiniz hamuru pide kapatır gibi kenarlardan alıp üzerine doğru hafif kapatın.
    12. Hazırladığınız tartınızı 180 derecede önceden ısıtılmış fırında 1 saat hatta 1 saat 10 dakika kadar  pişirin.
    Not: Aşağıda gördüğünüz "malz.krema yok"yorumunu bırakıp kim uyardıysa çok teşekkürler!Dün yazarken  akşamın yorgunluğu+hasta olmam nedeniyle atlamışım,özürler.

      17 Eylül 2011 Cumartesi

      Fasulye Kavurma

      Bir gün annemler buğday biçerken köyde anneannem de onlara biriyle"Fasulye Kavurması"göndermiş,"o yorgunluğa öyle güzeldi ki bir ekmekten bir sudan birde fasulyeden yiyorduk"diye anlattı annem.
      Dağda çalışıp yorulana ayrı bir lezzetli gelir derdi anneannemde,annemde halen söyler bunu ki haklılarda.
      İçimden birşey yapmak,yazmak pek gelmiyor.Yemek fotoğraflamayalı çok ama çok uzun zaman olmuşken geçen gün evde birşeyler yapma durumunda kalınca bir fotoğraflama için uğraştım kendimle.
      Ne zaman elimde makine yemekleri fotoğrafladığımı görünce "Allah Allah"deyip bir yandan da içten içe gülerdi benim Altın kızlarımdan "2.annem"dediğim "anneannem"..
      Şimdi ne zaman yemek fotoğraflasam bir taraftan anneannem görsünde kendince söylensin isteyeceğim ama bir yandan da olmayacağını bilip hüzün biriktirmeye devam edeceğim.
      ***
      Lazlara ait olan "Turşu Kavurma"gibi değildir yanına muhakkak"Cacık"ile denemenizi tavsiye ederiz.Bizim köye ve civarına ait bir lezzettir.

      Malzemeler:

      Haşlanmış Taze fasulye
      Sarımsak
      Tereyağ
      Sivri Biber
      Tuz

      Hazırlanışı:
      1.  Fasulyeleri haşlayın.Haşlanan fasulyeleri elinize top gibi alıp iyice sıkın suyunu,sıkıca sıkın.
      2. Suyunu sıktığınız fasulyeleri kenara alın ve ardından bir tavaya tereyağ ekleyin göz kararı,tereyağ eridikten sonrada dövülmüş sarımsak ve küçük doğranmış biberleri de ekleyip birkaç kere tavada döndürün.
      3. En son da fasulyeyi ekleyip 4-5 dakika birbiriyle özleşmesini sağlayın ve ardından servis edin.


      30 Ağustos 2011 Salı

      Elmas Sultansız bir Bayram..

      *Fotoğraf,anneannemin yıllar önce köyde diktiği asma

      Her bayram sabahı anneannemin sesi yerine annemin ağlama sesiyle uyanmak bu bayramın diğer bayramlardan farkı olduğunu bir kere daha belli etti.
      Bayrama 2 hafta kala ailemizin küçük üyelerine bayram harçlığını gönderip"bayrama çıkmam"diyen bir anneanneyi kaybetmek ve bunu bize açık açık belirtmesi bizim bayramımızı buruk ve eksik hale getiriyor.
      Her Ramazan Bayramı anneannemde olan kahvaltı artık fazlasıyla eksik,bayram sabahları telefonumuzu birkaç kere arayıp kahvaltı için "hadi gelin,annen parçağı yapsın,millet gelicek"deyip bize ses veren anneannem artık o ses veremeyecek.
      Ben en son ramazan bayramını 2009 da yaptım onunla geçen sene burada olmadığımdan telefonla bağlanmıştım bende kahvaltıya ve telefonda "anneanne endişelenme seneye beraberiz inşallah"demiştim ama aciz insan aklıyla çıkıp çıkamayacağımızı hesaplayamamıştım..
      Anneannemsiz ve Sara teyzesiz bir bayram benim altın kızlarım 3 iken 1'e düştü şimdi elini öpmeye gidicek dertleşecek istediğim zaman kapısını çalacağım bir babaannem kaldı.
      Dilerim herkesin sevdikleriyle geçireceği ve kaybettiklerini güzelliklerle yad edip dayanma gücünün olduğu bir bayram olur.İnşallah herkes seneye hayr ve sağlık ile sevdikleriyle önümüzdeki bayramlara yetişir.
      Bayramınız bayram olsun!

      13 Ağustos 2011 Cumartesi

      4 lü lezzet

      Çocukluğumda annem hep komposto yapardı ve hala da yapar.Ben nasıl yapılır hiç bilmezdim,izlemezdim de!Birgün sordum zor birşeymi diye annem de güldü"kompostonun nesi var çok kolaydır"diye bunu dikkate alıp geçtiğimiz yıllarda ilk defa komposto yaptığımda aslında bu işin de püf noktalarını olduğunu öğrendim annemden.Çünkü o gün bana onu derken o ayrıntıları unutmuştu,onlar için bir alışkanlıktı artık bunları yapmak,onun için sıradanlaşan "ehemmiyet"benim için hala olması gereken birşey olduğu için bilmem lazımdı.
      Geçen gün arkadaşlarım iftara geldiği zaman bende onlara komposto yaptım tabi annemin direktifleriyle.Erik önce atılmalıymış onun açılması lazımmış,narin olan meyveler ise en son ve çok aşırı kaynatılmazmış vs gibi.Annemin komposto kültürü geniştir,herşeyi birbirine yeri gelince karıştırıp lezzet çıkarma huyumu da annemden  aldım sanırım mutfaktaki eli almak gibi.Geçenlerde şeftaliden tutun da karaduta kadar birkaç meyve ile reçel yapmıştı ve bunun gibi bir sürü komposto.
      Geçen yaptığımda bu kompostoyu fotoğraflayamamıştım öğlen akşama ise bir çay bardağı dahi kalmadı!Sağolsunlar çok beğendiler,ondan sonra üçüncü yada  dördüncü yapışım.Bu sabaha karşı yaptım mis gibi yayılan kokusu yeni niyetlenmiş birine bile cazip geldi.Bu kendi karışımıma da fotoğraflarına bakarken 4 lü lezzet dedim ama uymuştur herhal bu lafız?
      • 2,5 litre su
      • 10 adet çilek
      • 10 adet kırmızı erik
      • 1 su bardağı frambuaz
      • 1 su bardağı böğürtlen
      • 2 su bardağı şeker
      Hazırlanışı:
      1. Önce suyu koyduğunuz tencereyi ocağa koyun ve kaynamaya bırakın.
      2. Kaynayan  suya ilk önce erikleri atın ve onları-annemin deyimiyle-hafif açılmalarını sağlayana kadar kaynatın.
      3. Erikler kaynadıktan sonra narin olan diğer 3 meyveyi de atıp kaynamaya başladıktan sonra sadece 3-4 dakika bunlarla da beraber kaynatın.
      4. En son da şekeri de ekleyip 2-3 dakika sadece şekerin erimesi için kaynatıp altını kapatın ve soğumaya bırakın.

      12 Ağustos 2011 Cuma

      Yoğurt Çorbası

      Birşeyler karalamak adına yazdım durdum hatırlamadığım kadar sildim de durdum..Neyse ben en fazla çorbayı anlatayım yeter herhal bugünlük?
      Ataletin ramazanla bütünleşmiş kısımlarını kırpıp kırpıp yıldız yapmak istiyorum!
      ***
      Bu arada farkındayım bu çorbaya da girizgah yapmak lazım.Bu çorbayı birkaç zaman önce dergileri karıştırırken çok eski bir sofra dergisinde gördüm ve o zaman yaptım ama fotoğraflayamadım.Beni bilenler bilirler "yayla çorbası"düşkünlüğüme ve hala yayınlamadım benim için özel olan annemin yayla çorbasını.
      Neyse bu tarifi o zaman denediğimde de yoğurt tadı gelmesini sevdim hakeza gene ben beğendim,zaten basit bir çorba ve diğer yoğurt çorbalarına benzerlikler var sanki.

      Malzemeler:
      • 3 çorba kaşığı yoğurt(ben 6 kaşık yaptım)
      • 3 çorba kaşığı un
      • 1 yumurta
      • Dilediğiniz kadar su
      • Tuz
      • Pulbiber
      • Sıvıyağ(ben tereyağ ile yaptım)
      Hazırlanışı:
      1. yoğurdu,unu ve yumurtayı derin bir kapta çırpın,karıştırın.
      2. Yavaş yavaş su ilave edin ve ardından ocağa koyun.
      3. Tuzunu da ilave edip kaynayıncaya kadar karıştırın.
      4. kaynadıktan sonra 5 dakika sonra ocaktan alın
      5. Küçük bir tavada yağı eritin kırmızı pul biber ekleyip hazırlanan bu yağı çorbanın üzerine döküp servis edin.
      *Sofra Dergisinden alınmıştır.

        9 Ağustos 2011 Salı

        Kürt Köftesi ve 2011 Ramazanın ilk misafirleri


        Güzel bir coğrafyada büyümek, "en"demenin hep bir üstünlük sağladığını bilmek  ve bu sebeple çok hoşlaşmamak..Ama "en"leri bol güzel insanların olduğu bir yerde büyümek dünyanın güzel nimeti ve zenginliği değil mi?
        Yukarıya bak başka bir kültür aşağıya in orası ayrı bir hava; Ege'ye yol al neşe ile hazırlanmış sağlıklı ve zeytinyağı kokulu sofralar;Akdeniz'e in otlarla yayla kültürünün güzel uyumu ve bileşkesi vs vs uzar gider. Bu ülkedeki güzelliğin sofra ile temaşası böyle güzel oluyor.
        Bundan önce belirttiğim gibi ailem Doğu kökenli ve Zazalar. Yan komşumuz olan Malatya ile aslında bazen zıt durup iç içe geçmiş bir kültür ve muhabbet hali var.Hatta yıllar önce Milliyet gazetesinin tırı Anadolu'yu turlar iken bu 2 ile aynı zamanda gitmişler.Yanlış hatırlamıyorsam başlık şuydu"Malatya çalışır Elazığ yer!".Malatyalıların daha çalışkan olduğu Elazığlıların ise ehl-i keyf olduğundan  o yazıda da bahsediliyordu.Ama baktığımızda her biri işte ortak bir kaptan besleniyor.Eskiçağ'a kadar indiğimizde dahi Malatya ve Elazığ topraklarının ortak noktaları var.
        Yazıyı nasıl yazsam diye düşünürken daha devam etsem gidecek, uzayacak bir yazı oldu.Bu köfte işte bahsi geçen komşu şehrin köftesi,annemin yıllar önce Malatyalı bir arkadaşından aldığı ve reyhanın özellikle lezzetini tanımladığı gerçekten nefis bir lezzet.
        Malatyalılar kuru reyhanı çok kullanıyor,hakeza bizde de sık kullanılır.Bu köfteye benzer köfteler bulsam da nette tam olarak aynı malzemeleri göremedim.Eğer bilen çıkarsa,bilgilendirirse sevinirim.
        Bu arada ismi için ısrarla anneme "isim bu mu? Başka adı var mıdır?" desem de "bu" dedi. Amma velakin tekrardan tarifi aldığımız teyzeden öğrenebilirsek yazarım.
        Malatyalı başka tanıdığımızda buna benzer yassı bir köfte yapmıştı.Ama onlar yumurtaya bulayıp kızartmışlardı.Bu sebeple dediğim gibi bilenlerin de bilgilerini merakla bekliyorum!
        ***
        Geçen hafta bu senenin ilk iftar daveti okuldan Tarih&Sosyoloji grubu ile oldu.Bu sene aslında bize bir uyarı mahiyetinde olan "israf"temelli iftarlarımızın sorgulanmasını sağlayan Afrika'daki yaşananlardan sonra,kendimize 2 çeşit yemekle giden bir ramazan ve misafirlerde ise bundan 1-2 şeşit fazla olmasını düşündük.Hatta bize şunu da gösteriyor ki; her gün yediğimiz nimetlerin dahi sadakası olmak zorunda. Çünkü o kadar güzel nimetlerle buluşuyoruz ki bunun şükrü nerede diye sorgulanmalı!
        O gün tam 14 kişiydik. Son zamanlarda bulunduğum eğlenceli ve güzel bir sofra&amuhabbet vardı.Buradan tekrardan gelip bizleri de memnun ettikleri için herbirine ayrı ayrı teşekkürler!

        Kürt Köftesi:

        Malzemeler:
        • 1 kilo orta kalınlıkta bulgur (ne çok ince ne çok kalın)
        • 1,250 gr orta yağlı kıyma
        • 4-5 soğan küçük boy(eğer büyükse 3 tane olmalı)
        • 1 çorba kaşığı tuz
        • 2 çorba kaşığı kırmızı pul biber
        • 1 su bardağı kuru reyhan
        • Ilık su

        Hazırlanışı:
        1. Bu malzemeleri suyunu fazla koymadan iyice yoğurun.
        2. Suyu azar azar ekleyin gerektikçe sakın fazla koymayın.
        3. Elinizi suyla ıslatın,yoğurduğunuz ve kıvamını iyice alan köfte hamurundan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın ardından yassı hale getirin.
        4. Bu yassı hale getirdiğiniz köfteleri ister tereyağında ister sıvıyağda kızartın. 
        5. Yalnız tereyağ veya sıvıyağ oranı çok olmayacak et köftesi pişirir gibi ya da ondan biraz daha fazla olabilir yağ oranı.
        6. Ama kıyma yağlı olduğu için aslında hiç yağsız şekilde pişirmeniz ısrarlı tavsiyemdir.Tavayı iyice kızdırın ve köfteleri öyle koyup,pişirin.
        *Bu arada ölçüler kalabalık bir grup içindi.Bu sebeple hem gözünüze çok gelebilir hem de hazırlaması zahmetli durabilir.Bu ölçüleri yarım hale getirebilirsiniz.Yarım kilo bulgura  600 gr kıyma olabilir.
        **Orta kalınlıkta bulgur özellikle yöresel ürünler satan yerlerde varmış.Anneme bende sorduğumda böyle bir yerden aldığını her yerde olmadığını dedi.
        ***Bu arada Dilek sağ olsun kimin yaptığını çözemedim demiş. Sayesinde açıklamamı düşeyim; benim için zor oldu. Ama köfteyi ben yoğurdum!Annemde çıkan sinir sıkışması nedeniyle bu aralar yapamadığından iş bana kaldı.Yemek onun yemeklerinden ama yapım bu sefer bana ait.

        3 Ağustos 2011 Çarşamba

        Etimekli Tatlı

        Bugüne kadar hiç ölçüsüyle tam tamına bir etimekli tatlı tarifi almadım.İlk bir akrabamızda yemiştik ve ben baya küçüktüm.Akrabamız etimeğin üzerine konan muhallebisini 2 renk yapmıştı muhallebiyi önce beyazken biraz dökmüş sonra da içine kakao ekleyip miksere vurmuş ve öyle dökmüştü.Bunu böyle anlattı diye hatırlıyorum hayal meyal ama ne ölçü ya da ne ekledin vs gibi birşey konuşmadık.Ben ondan sonra denedim birkaç kere ve o zamanlar pek yapılan bir tatlı da değil en azındna bizim çevrede.Neyse ben bir yaptım ikisini de tatlı yaptığım için çok tatlıydı bir yaptım muhallebi katı oldu bir yaptım ortalama tuttu bu seferde öyle 2 renk olsun dedim pek beğenilmedi.Böyle birkaç denemede ısrarlıyken kimseye de sormadım ne akla hizmetse.Bundan sonra bir başka yakınımız sık yaptığı bir tatlıdan bahsedip bunu birde üzerine şanti ekleyerek yaptığını dedi tabi bizim evde en azından önce annem için sorun olan şanti kısmıydı bir kere denemeyle kaldı.Bende ondan sonra muhallebisine karıştırıp denedim ve bir bayramdı yiyen herkes "bunun kreması farklı ne
        var"diye sordu.Sonunda bu yaptığım usul uzun zamandır yaptığım bir tarife dönüştü ve benden baya kişi aldı tarifini.Bugün annem içni gene yaparken yayınlasammı acaba derken bunu yazarken buldum kendimi.Ne diyelim hergün yaşadıklarımız kabınızda umarım böyle gülümseten suretler bırakır ve tatlanan ağızlar!
        Malzemeler:

        1 paket etimek
        2 su bardağı su
        1,5 su bardağı şeker
        1 litre süt(5 su bardağı dolu dolu)
        2 vanilya
        4 çorba kaşığı un(tam tepeleme değil orta kararda koydum)
        Yarım çay bardağı tozşeker
        1 paket krem şanti(toz haliyle)
        • Öncelikle şekeri bir tencereye koyun ve eritin fazla yanmadan da suyunu ekleyin.Ben suyunu yanlışlıkla soğuk koydum sıcak eklerseniz daha rahat olur.
        • Şekeri eridikten sonra kaynamakta olan şerbeti ocaktan alıp 8-10 dakika bekletin.
        • O sırada tencereye sütü,unu ve şekeri ekleyip mhallebiyi pişirin.
        • Muhallebiniz piştikten sonra onuda yaklaşık 6-7 dakika dinlenmeye alıp krem şantiyi toz haline ve vanilyalarını ekleyip yaklaşık 5 dakika mikserden geçirin.
        • Hazır olan kremayı şerbetle ıslattığınız etimeklerin üzerine dökün ve soğumaya bırakın.

        31 Temmuz 2011 Pazar

        Muhabbetiniz bol sofranızın bereketli olması dileğiyle Hayırlı Ramazanlar!


        Bugün ilk teravihler kılınıcak ve yarın da nasipse oruçlu olacağız.
        Çocukluğumdan beri her ne olursa olsun Ramazan güzel bir tebessüm ve huzur veriyor.Herkes bir çocukluk üzerinden anlatır Ramazanı ve bu bir klişedir kimine göre ama varsın böyle de anlatsınlar maksat muhabbeti hissedebilmek olsun sadece!
        Benim hala aklım çok ufakken yaptığım bir iftara gider aklım.Bu kadar geç vakte gelmese de ya 6 ya da 7 yaşında iken ben çok erken saatlerde değildi ramazan ve ben 1 gün oruç tuttuğumu hatırlıyorum o günde ödül olarak eski cam şişelerdeki pepsilerden bir tane bana alınmış ve elimde onunla ezanı bekliyorum orucumu onunla açacağım.Çocukluk işte,şimdi ise yaklaşık 4-5 yıldır kola içmiyorum.
        Herkesin vardır böyle güzel yaşadıkları bu yaşanmışlıklarla tatlandırdığımız,uzun muhabbetlerin eşlik ettiği herkesin evinde aç bilaç değil hem gönül hem mide doyuran sofraların,muhabbetlerin olduğu ve bunun artan eksilmeyen olduğu bir Ramazan-ı Şerif dileğiyle.Ramazanınız Hayr olsun!
        ***
        BulgurluZeytinyağlı Biber Dolması

        1 kilo bulgur
        1 çorba kaşığı biber salçası(dolu dolu)
        1 çorba kaşığı domates salçası
        Bir tutam taze veya kuru reyhan
        Bir tutam kuru veya taze nane
        Kimyon
        Kekik
        Karabiber
        Kırmızı biber
        3-4 sivri biber
        5 orta boy soğan
        1 baş sarımsak
        1 su bardağı zeytinyağı
        Tuz
        1 su bardağı su
        1 kio dolmalık biber
        • Soğanları ve sarımsağı yağda biraz pembeleştirin.Ardından  salçayı,bulgur ve baharatları ekleyip güzelce kavurun.
        • Kavrulan harca yaklaşık 2 su bardağı kaynar su koyup ocağı kapatın,tencereninde kapağını kapatıp dinlenmeye bırakın.
        • İçini çıkartıp hazırladığınız biberlere dinlenen harctan koyup pişireceğiniz tencereye dolmalara yerleştirin ve göz kararı bir su ekleyip ocağa koyun.
        • Dolmaların suyu bir iki kaynayınca altını kısıp güzelce pişene kadar ocakta bırakın.Pişip pişmediğini ve suyunu arada kontrol etmeyi de ihmal etmeyin. 
        *Dolmaya eklediğiniz su en fazla 1 su bardağı olmalı,eğer suyunu çekip hala pişmediyse tekrar gene az ilave edilir.

        Supangle

        Bu tatlıyı ne zaman yesem,yapsam annemin eski evimizin küçük mutfağında gösterdiği çaba hep aklıma gelir. Mikser,blender yok iken süzgeç...