29 Ekim 2015 Perşembe

Ekşili Köfte



Bazı tatlar vardır büyüdükçe seversin,alışırsın,hatta meftun olursun.
İşte Kabak tatlısı,Ekşili Köfte vb gibi lezzetler de benim için öyledir.Çocukken pek yemediğim ama annemin disiplini nedeniyle az yediğim yiyeceklerdi. Velhasıl Ekşili Köfte pek bir sevdiğim çorba oldu.12-13 yaşlarından sonra çok çok sevmeye başladım. Sanırım bunda maydonoz ile aramın düzelmesinin etkisi de var.
Geçtiğimiz günler de Neo Mutfak blogunun sahibi tatlı arkadaş Esra'da görünce annemden istedim. Çünkü bu blogun sahibi olarak dursam da,arkada duran aslolan mimar annemdir. Sağolsun 2 gün önce yaptı ve yine her zamanki gibi ennfes oldu.

Dilerim deneyenler de beğenir,afiyetle tüketir.
Dışardaki rüzgarın sesi içeriye kadar nüfuz ettiği bugünlere de pek bir yakışır.Afiyetlar ola..


Ekşili Köfte 

  • 250 gr orta yağlı kıyma
  • 3 çorba kaşığı un
  • 1 çay bardağı kırık pirinç
  • 1 soğan
  • 1 büyük boy havuç
  • 2 patates
  • 1 yumurta
  • Kimyon
  • Pulbiber
  • Kekik
  • 1 soğan
  • Tuz
  • Su


Hazırlanışı:


  1. Soğan rendelenir,yıkanmış pirinç ile beraber  kıymanın içine eklenir.Baharatlar ve tuz da eklenip,yoğurulur.Yoğurulup hazır hale gelen köfteler misket büyüklüğünde yapılıp,unun içerisinde yuvarlanıp her tarafına eşit dağılması sağlanır.Hepsi böyle yapıldıktan sonra kalan un,çorbaya verilecek terbiye için bir kaseye alınır.
  2. Yaklaşık 1,5-2 litre kaynayan suya önce minik minik doğranmış havucu ekleyin.Havuç 7-8 dakika pişsin,ardından da patates ve köfteleri ekleyin.
    .Hepsi pişince,kenara ayırdığınız unun içerisine 1 yumurta sarısı,1 limon suyu ekleyin,azıcık da su ilave edip  iyice çırpın.Bu çırpılan karışımı  pişen çorbaya ekleyin ve eklerken de muhakkak çorbayı karıştırın ki kesmesin. 1-2 taşım bu terbiye ile kaynadıktan sonra da altını söndürün.Üzerine eritilmiş tereyağ ile ince kıyılmış maydonoz ekledikten sonra çorbanız hazırdır,afiyet olsun.


7 Ekim 2015 Çarşamba

Cevizli-Zeytinli çörek yapalım,üzerimizdeki paslanmışlığı kaldıralım :-)


Az evvel yazıyı,tarifi ama herşeyi hazırladım;çok şey yazıp,kısa özetlerle durumu izah etmeye çalışıp,güzellemeler yaptığım halde bulunduğum yerdeki internet sıkıntısının azizliğine güzelim yazı kurban gitti!

Şu an sinirlenmemek için birşeyler yazmak istiyorum,verdiğim sözü tutmak için yazıyı eklemek istiyorum,herşeye rağmen bloga birşeyler eklemenin heyecanını söndürmemek için yazmak istiyorum ama hakikaten giden yazının güzelliği yüzünden şu an tıkandım!

Ama vardır bir hayrı diyerek yine,yeniden,ilk kez denediğim ve birkaç kez daha denemeden eklemek isteyip "ekle muhakkak"teklifleri de aldığım bir tarifle merhaba diyorum.

Upuzun verdiğim arada herşey yerinde gibi dursa da aslında çok şey değişti,değişiyor,değişecek.Aslında blog veya bunun gibi olduğumuz bazı yerlerden kopmalarımız da bu değişim hallerinden sebep oldu. Muhakkak bunlar bir açıklama,durumu kurtarma olmamalı.Ama bu gibi işlerde dünyada işleyen düzene ayak uydurmak birincil hal olmuş.Bundan ötürü de bugün İnstagram,belki de yarın başka bir mecra üzerinden ses duyurma telaşında olacağız.
Ama şu da var ki hala güzel insanlar,dirayetli bloggerlar var! Ve onların ben gibileri iteklemesi,yazmaya devam etmeleri,uğraşları vs derken bizim de ayakta durabilmemize büyük katkı sağlıyor.

Bu süreçte Mutfak Havlusu,kendi misyonu dışında İnstagram'da kahvaltılarıyla hatrı sayılır bir ün kazandı. Akrabalar,aile dostlarımız,arkadaşlarımız için bizim evin bu kahvaltıları meşhurken,bu şöhret daha da büyüldü ve yayıldı. Nasipse birgün açmayı düşlediğim yöresel yiyeceklerin mekanından önce bu kahvaltıların,öğle çaylarının olmasını tasarladığım bir mekan hayaline dahi dönüştü! İşte 7-8 yıl evvel burada başlayan Mutfak Havlusu,şimdi kendi çapında bir ün ile başka hale dönüştü.
Annesinin çırağı olan ben,şimdi kalfalığa,benim çırağım olan kardeşim de o çıraklıktan çıkmaya doğru ilerledi. Kökü annemde olan,dalları da bizle büyüyen bu sayfa,nicelikde sade,nitelikte kendince bir çıtaya doğru çıktı hamdolsun.

Bundan sonra inşallah biraz daha ilerleyerek,büyüyerek devam edeceğiz.


Zeytinli-Cevizli Çörek

  • 1 paket yaş maya
  • 1 tatlı kaşı tuz
  • 1 tatlı kaşığı tozşeker
  • 1 çay bardağından biraz az zeytinyağ
  • 2 tatlı kaşığı tepeleme ılık tereyağ
  • 2 çay bardağı süt(çay bardağı klasik minik bardaklardan biraz büyüktü.Dileyen aida çay bardaklarıyla da yapabilir)
  • Aldığı kadar un
İç harcı:

  • Yeşil zeytin
  • Siyah Zeytin
  • Ceviz içi
  • Kırmızı toz biber
  • Kekik
Hazırlanışı:

  1. Un dışındaki malzemeleri einizle iyice birbirine karıştırın.
  2. Birbirine özleşen malzemeye azar azar un ekleyin.
  3. Unu birden asla eklemeyin.Hamuru sertleştirir ve istenilen hamura ulaşılmaz.
  4. Yumuşak bir hamur elde edinde bir kenara alıp,yaklaşık yarım saat dinlendirin.
  5. Hamur dinlenirken zeytinleri doğrayıp,ister hafif iri ister ince kıyılan cevizi,biberi,kekiği ekleyip birbirine karıştırın.
  6. Dinlenen hamuru 4 eşit parçaya bölün.
  7. Bu parçaların her birini elinizi zeytinyağına sürdükten sonra iyice incelterek açın.
  8. İnceltip açtığınız hamurların içine zeytinli harcan koyarak ister rulo yapın,isterseniz fotoğraftaki gibi saç örgü yapın.
  9. İstediğiniz şekilde yapmak sizin hayal gücünüze kalmış :-)
  10. Hazır olan çörekleri yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine alın ve tepside de yaklaşık 30-40 dakika bekletin.
  11. Önceden 200 derecede ısıtılmış fırına verin.
  12. Afiyet olsun,kilo olmasın;lezzetli olsun,hüsrana uğratmasın :-)









23 Eylül 2014 Salı

Sonbahar Keki


Sonbahar dün gece itibariyle tamamen hayatımıza girdi.
Sonbahar ve kış mevsimi daha bir ev hayatına dönük oluyor.Her daim evde olmayı sevenlere sözümüz yok ama bu mevsimler kek kokuları,pişen kestaneler,kaynayan çaylar,demlenen muhabbetler,battaniyelerin dizlerde yer bulmasıyla özdeşleşince eve özgülüğü daha çok ortaya çıkıyor.

Benim içinde sonbahar mevsiminde evde olan kek kokusu daha bir havalı geliyor.
Çay için mevsimim yok ama bu mevsimde cam kenarına okunan kitab ve yanında olan çay&kek pek bir güzel gidiyor.

Bu sabah uyandığımda kahvaltı hazırlamadan önce bir kek fırına atma çabasındaydım.Aslında öyle bloga yazacak bir tarif derdinde de değildim.Fındık da olmalı,üzüm de girmeli ama çikolata da atayım derken bu görüntüsü havalı kek ortaya çıktı.
İnstagram'da görüntünün çok çok beğenilip,üzerine yorumlarla da desteklenmesi açıkçası tarif adına destek oldu diyebilirim.

Birde öğlen çaya davet ede bir yakınımıza götürdüğümde 3 farklı kişinin çok beğenmesi "var bu tarifte bir iş"deyip akşama yetiştirmemi sağladı. :-)

Evlerinizi kek kokularıyla,çocuk sesiyle,çay muhabbetleriyle doldurun ki daha bir güzel gülümseyin!


Sonbahar Keki

malzemeler:

  • 3 yumurta
  • 2,5 çay bardağı tozşeker
  • 1 çay bardağı sızma zeytinyağı
  • 1 şişe oda ısısında maden suyu
  • 2 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 3 su bardağı un ve gerekirse +1 çorba kaşığı un
üzerine :

  • Sütlü ve bitter çikolata
  • Fındık kırığı
  • Kuş üzümü
Hazırlanışı:

  1. Yumurta ve şekeri birlikte yaklaşık 15 dakika çırpın.
  2. Kıvamı katılaşan yumurta&şeker karışımının içine önce yağı koyup bir çırpın,ardından maden suyunu ekleyip yine bir çırpın.
  3. Bu karışıma azar azar şekilde unu ekleyip son olarak vanilya ve kabartma tozunu da ekleyin.
  4. Yağlanmış tepsinize kek hamurunuzu boşaltın.
  5. Kek hamurunuzun üzerine önce rasgele kuş üzümü serpiştirip,ardından fındıkları bıçak yardımıyla elinizde ikiye ya da üçe bölüp üzerine atın.Bunları ekledikten sonra bir kahvaltı bıçağını hafifçe hamurun içinde gezdirin ki fındık ve üzüm hafif hamurla karışsın.Son olarak çikolataları kırıp kırıp üzerine atın.Onu koyduktan sonra aynı şekilde bıçağı hamurun içinde gezdirin.Ama çok yavaş hareket ettirin ki dibe çökmesin.
  6. 170 dereceli önceden ısıtılmış fırına verin.Afiyet olsun!


18 Eylül 2014 Perşembe

Eylül'de başlamak


İnsanın bazen çok yazası geliyor..
Şunu yazayım,bundan bahsedeyim,diğerini de söyleyeyim derken herşey birbirine de girebiliyor.
İnsan her daim yenileniyor,öğreniyor ve bunları uygulamaya koyuyor.
İçinde bulunduğunuz herhangi bir yapıdan biraz olsun çekildiğinizde farklılıklar dönüşünüzde daha çok anlaşılır.Şimdi benim de dönüşlerimde biraz daha,biraz daha değişiklik
derken çoğalan farklılıklar anlaşılmaktan ziyade ortamın havasını da değiştirebilir.
Geçen akşam çayında aslında aklıma bir sürü şey geldi ve o sevinçle bilgisayar başına oturup yazmam gerekirdi.Ama ne yazık ki yapmadım,ya da yapamadım.
Şimdi de toparlamaya çalışmanın verdiği aceleyle ve illa ki ses vermenin,buradayım demenin isteğiyle yazmaya çalışıyorum.

Bir yerlere gittiğim yok.
Buradayım,hala yemek yapmaktayım.
Pişirilenlerin bitmediği,mutfak ışığının bir türlü sönmediği,bol bol sofraların kurulduğu,muhabbeti sofradan geçirmenin zevk sayıldığı,her daim şehirlerarası,uluslararası yiyeceğin geldiği bizim evde olmaya da devam etmekteyim.

Arada okul durumları,geziler,sıkıntılar,sevinçler,doğanlar,evlenenler,yenilenenler derken hepsinden bir tutam mutluluk,bazen hüzün ala ala biraz daha büyüdük,belki de olgunlaştık.
Bugün baktığımda,blogu açtığım "2007 Eylül'ünden bu yana ne oldu?"sorusuna,çok güzel insanlar,muhabbetler,öğretiler,zamanlar vb gibi daha nicesini katmışım.
O sebeble her koşulda pişirmeye,taşırmaya,yazmaya,fotoğraflamaya,sızlanmaya,sevinmeye,düşünmeye,muhabbete,çaya,okumaya,sevmeye devam olsun inşallah…

Şükür ki blogda 7.Eylül'ü de devirdik.

5 Haziran 2014 Perşembe

Çilekli Alman Pastası


Uzun aralıklar vere vere her seferinde ayrı bir "merhaba" ile döner oldum.
Son yazıda dediğim gibi belki de sosyal ağlarda yaptığımız hızlı paylaşımlar bizi biraz da bu hale getirdi.Benim birde kendi yoğunluklarım da tuzu biberi oldu.
Fotoğraf çekmek kısmında sıkıntılar da elimi kolumu bağladı.
Şu anda ışık ya da makineden mi bilmiyorum çok iyi çekimler çıkamadı ne yazık ki.
Bu bir özür mahiyetinde de olsun o sebeble.
Bu sene çilek,şükür olsun ki,ziyadesiyle tükettik.
Meyve olarak tüketmenin yanında Çilekli limonata,rulo pasta,muhallebi de özellikle ve bu alman pastası derken her hafta 3-4 kilo tüketmişiz.

Tarife gelirsek;bu tarif  Portakal Ağacı'ndan fakat ben tarifle biraz oynayarak yapıyorum dileyen orada ki tariften de yapabilir.Bu tarifi yıllardır yapıyorum ve ben Hatice Özdemir'in tavsiyesiyle muz ile yapardım.Bu sene ilk kez denedim çilek ile ve çok çok memnun kaldık.

Portakal Ağacı'na da tarif için çok teşekkürler!

Çilekli Alman Pastası

  • 2 yumurta
  • 1 çay bardağı tozşeker
  • 60-70 gr tereyağ
  • 1 çay bardağı süt
  • 1 çay bardağı yoğurt
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 3,5 çay bardağı un
Muhallebi için:
  • 3 su bardağı süt
  • 3 çorba kaşığı un
  • 3 çorba kaşığı tozşeker
  • 1 adet yumurta
  • 1 paket vanilya
  • Fındık kadar tereyağ
  • Üzeri için:Pudra Şekeri
Hazırlanışı:
  1. Yumurta ve şekeri krema kıvamına gelecek kadar çırpın.
  2. Ardından eritilmiş tereyağ,birbirine karıştırılmış süt&yoğurdu ekleyin
  3. Son olarak unu,vanilyayı ve kabartma tozunu ekleyip kelepçeli kalıba koyun.
  4. Önceden 160-170 derecede ısıtılmış fırına verin.
  5. Muhallebi için unu,sütü,yumurtayı ve şekeri karıştırın.Bu karışımı ocağa alın ve kaynayana kadar pişirin.
  6. Kaynayıp hazır olan muhallebiyi ocaktan alıp yağ ve vanilyayı ekleyip ara ara durarak çırpın.
  7. Pişen keki çıkarıp ikiye bölün.Kek soğusun,krema ılınmaya dursun.
  8. Soğuyan kekin arasına muhallebiyi koyup çileklerinizi dizin.Ardından kekin diğer parçasını kapatın.
  9. Hazır olan pastanızın üzerine elekten geçirerek pudra şekeri koyun.