31 Aralık 2007 Pazartesi

Yeni Yıl hayr getirsin herkese...

Bir sene daha tükettik!
Kimisi nasıl tükettiğini fark etmeden,kimisi zaman geçsede ulaşmak istediklerime ulaşayım derken,kimisi zaman dursa ve akmasa derken vs.vs.
Herkesin farklı farklı düşünceleriyle yaşadıklarıyla geçti ve son saatlerindeyiz.
Kendimden yola çıkayım hemen,geçen sene yoğun-yorucu-biraz sızılı geçti umarım yeni bir sene her şeyi dozunda yaşattırır bizlere.
Mutluluğun dozunda hüznün ise yaşanılacaksa kararında yaşanacağı,yoldaşınızın umut olacağı bir sene dilerim...

28 Aralık 2007 Cuma

Brokoli Çorbası

Sabah tam çıkıyorum annem arada bir şeyler söylüyor,bende o arada size brokoli çorbası yapacağım diyorum arada tamamlar kaynadı eee akşam eve geldim annem çorba yapmış neyse sabır çektim sabır sabır:)
Ertesi gün yaparım dedim oldumu dersiniz hayır, ama ismihan teyze(misafirimizdi onun için yapıldı bu çorba:))gitmeden birgün(yani 2 gün sonra) önceye yetiştirdim ve yaptım azmin zaferi:)
Sonuç nedir çok beğendiler 2 kase içtiler.
Hatta çok baskı yaptım bakın benim kendi başıma yaptığım bir şey,doğru söyleyin benim mucitliklerimden dedim onlarda karşısında 2.kaseyi bile istediler o kadar beğenmişler:)


Malzemeler:

1 paket brokoli
5 su bardağı su
2 su bardağı süt
1 havuç
1 soğan
3 çorba kaşığı zeytinyağı
1 çorba kaşığı tereyağı
Tuz

Yapılışı:

Soğanı yağda biraz kavurun,brokolileri elinizde biraz bölerek içine atın havucuda sonrasında koyun yaklaşık 5 dakika daha kavurun orta ateşte.
Sonrasında ise suyunu ve sütün bir bardağını koyun tuzunuda ekleyin ve sebzelerin iyice yumuşamısını sağlayacak kadar ocakta pişsin.
Pişen çorbamızı sonra blendırdan geçirin ve tekrardan ocağa alıp içine kalan bir bardak sütü daha koyup kaynamasını bekleyin bir iki taşım kaynatıp altını kapatın.
Sonra tereyağınızı ayrı bir yerde eritin ve çorbanızın üzerine gezdirin.

25 Aralık 2007 Salı

İçli Truff---En en tatlı etkinlik:)

Sahibinin tatlılığıyla hazırlanan bir etkinlik bu sefer misafir olduğumuzda.
Sevgili Burçin'in"en tatlı hediyeler etkinliği"enlerden giden bir etkinlik,blogundada bahsettiği gibi.
En tatlı kurabiyeler,kekler,pastalar,tatlılar,çikolatalar ve şekerlemeler.
Burçincim öncelikle benide bu tatlı etkinliğe kabul ettiğin için teşekkürlerimi iletip kolay gelsin diyorum sana.

Ben de açıkçası kararsızdım hangi enle katılsam:)
ahududu reçelli kurabiyeylemi yoksa bayramda hazırladığım trufflarlamı.
Geçtiğimiz günlerde haftasonu bir araya geldiğimiz arkadaşlarımada truff yapıp götürmüştüm ısrarla onlarda tarif isterken truff ağır basar oldu.
Burçincim izninle bu sebepten bende trufflarda karar kıldım.
Ama truff’ların hazırlık aşamasındakileri anlatmadan olmaz:)

Gece olmuş 2 arefe gününün 2 si birde bu yani:)
Ben mutfaktayım derste çalışmam lazım,sabaha anneanneme kahvaltıyada poğaça yapmak lazım eee mutfakta bir sürü iş var bir yandan tatlının şerbeti bir yandan bayramın 1.günü gideceğimiz ziyaret için truff yapmaktaki kararlılığım derken ben 00:50 gibi işlere koyulmuştum ve dedimki bu gidişle bu kadar iş varken ben ancak 4 e doğru uyurum içimdende dua ediyorum Allahım yardım et çabuk bitsin bu işler:)
Ben böyle derken bir baktımki saat 2:15 te benim bütün işim bitmişti o arada trufflar için baktım buzluktada kek yok eee sabah market açık olurmu derken kek bile yaptım:)
Rabbim duamı kabul eyledi ve bütün işlerim hemen bitti,mutfağın ışığını kapattığımda huzurlu bir şekilde odama geçebilecektim,her şey hallolmuştu şükür!

Not:birde içlerinin görüntüsünü çekemedim herkesten özür diliyorum,bir türlü mümkün olmadı telaştan. İçli truff

Malzemeler:

200-250 gr. Sütlü kuvertür
1 paket krema
3 dilim kakaolu kek

İçine:

Tane fındık
Beyaz damla çikolata

Üzeri için:

Hindistan cevizi
File antep fıstık
Beyaz damla çikolata

Yapılışı:

Kremayı tencereye alın(ben içi derin ufak boydaki bir tencerede yaptım)şöyle bir kere fokurdadığı an ocaktan alın.
İçine doğradığınız-parçaladığınız çikolataları koyun ve iyice eriyene kadar karıştırın.
Sonra dolaba koyun ve takriben 7-8 saat sonra dolaptan alın içine ufaladığınız kekleri atın iyice karıştırın,tatlı kaşığıyla toplar alıp elinizde yuvarlayın.
İçli köfte yapar gibi içini oyup içine fındık koyun,kimisine de damla çikolata koyun.
Ve zevkinize göre istediğinizle süsleyebilirsiniz üzerini.
Benim yaptıklarımda üzeri file fıstıklı olanlarda fındık var,hindistancevizli olanlarda damla çikolata var,fotoğrafta olan üzeri damla çikolatalı olanlar ise boş onlarda içsiz:)
Umarım beğenirsiniz,herkese en güzelinden hayırlı seneler diliyorum şimdiden.

Not:hazır truff tarifi yayınlamışken bir dipnot daha ekliyorum izninizle,ilk truff yapıcağım zamanlarda bir sürü tarif baktım blog arkadaşlarımdan ve bir sürü sayfadan,az çok herkesin verdiği tarifler yakındı birbirine bende kendimce birşeyler yaptım,hepinize teşekkürlerimi sunar hakkınızı helal edin derim.

22 Aralık 2007 Cumartesi

Yoğun Fındıklı Kurabiye


Sevgili Ayşe'nin 8.porselen demlik çay saati etkinliğine hangi tarifle katılsam diye düşünürken arşivde resimlere bakıyordum,makinede olan resimlere baktım sonra( kardeşim isim sahibi:) )bu yoğun fındıklı kurabiyede karar kıldım.
Bu kurabiye benim gene bir şeyler olmalı,ıhlamurun yanında şöyle hafif bir tat olmalı gibi sözcüklerimin arasında çıktı ee fena da olmadı,yanlız şekeri biraz az oldu ama gerçekten fındığın yoğunluğu nefisti ayıptır söylemesi:)
isme gelince kardeşime nasıl olmuş buda benim karışımlardan deyince yoğun fındıklı bir tat dedi ve beğendiğini söyledi.
Ayşeye-ikizlerin annesine bu etkinliğe benide davet ettiği için çok teşekkür ediyorum ve kolay gelsin diyorum.
Malzemeler:

yarım paket margarin
3 çorba kaşığı süt
5 çorba kaşığı pudra şekeri(ben 3 koydum az geldi,5 tam olur)
1 su bardağı dövülmüş fındık
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
un(aldığı kadar)
Yapılışı:

margarin klasik deyimle oda sıcaklığında olsun:)
sonra diğer malzemeleri(un hariç)iyice bir karıştırın-yoğurun.
sonra azar azar unu ekleyin klasik kurabiye kıvamına gelince yuvarlayıp fırın tepsisine dizin ve fırına verin.
afiyetler olsun sıcacık çayınızın yada benim gibi ıhlamurunuzun yanında:)

20 Aralık 2007 Perşembe

Bayramınız bayram ola,gönlünüz muhabbetle dola...

Bayram demek sevinç demek mutluluk demek.
Büyüklerimizin sevecen tebessümünü almak,küçüklerimizin o güzel kalplerinden verdikleri samimi sevgiyi alabilmek bunlar en güzel anlar..
Aslında bayram tebriğimi anneciğimin açtığı güzel baklavaların fotoğrafları eşliğinde yapacakken bazı aksilikler çıkınca birazdan gideceğimiz büyüklerimize hazırladığım trufflarla kısmet oldu(ama baklava sağlam korkmasın kimse,gelene var yani:)).

Bunlar 2 özel isim için,biri benim için vazgeçilmezlerden olan hayatımdaki yerinin önemini kelimelerle anlatamayacağım rahmetli olan dedemin(annemin babası)erkek kardeşi büyük amcaya gideceğiz,diğeri ise annemin kendi teyzesi kadar sevdiği babamın teyzesi olan cici anneme gideceğiz.
Cici annem tatlıya çok düşkündür ve çok beceriklidir leziz şeyler yapar(hatta pırasada not düştüğüm öykü cici annemle ilgilidir)büyük amcamız ise maharetlidir bu sene yapmışmı bilmiyorum(çünkü hastaydı kendisi) ama her sene tatlıyı o yapardı:)
Onların tebessümünü almaya gider iken sizlerede benden sevgiyle kucaklamalar,burada günlerdir en sıkıcı anımda bile oturduğumda yeni yorumlarıyla beni rahatlatan,beni tebriklerinde unutmayan bütün blog arkadaşlarımın ve tüm İslam aleminin bayramının mübarek olmasını diler,gönlünüzden düşenlerin sizin önünüze en güzel şekilde gelmesini temenni eder hayırlı bayramlar dilerim…

18 Aralık 2007 Salı

Fırın Sütlaç-Sütlaç etkinliği

Açıkçası niyetim sütlaçla katılmaktı etkinliğe ama o kadar yoğunum ki fırsat bulsam ne ala:)
bu yüzden arşivden-blogumun ilklerinden olan Fırın Sütlaç'la katılabildim.
ee bu kadar yoğunlukta katılmasam neden olmaz derseniz sütlaç benim çocukluk lezzetlerimden ve benim için çok ama çok önemli tatlardan.
sütlaç açıkçası küçümser demeyelim ama basite alınan bir tatlı gibi gösteriliyor kimi zaman
daha zahmetli daha zor olanlarla kıyas yapılıyor halbuki her bir nimetin ayrı bir lezzeti var ve herkesin güzel emeği var.
ve tabiki sütlaçın ayrı bir lezzeti var (bence tabi) her yediğimde bir 2. sini yememek için zorda tutabiliyorum kendimi bazen tutamıyorumda kaçıyor ipin ucu kaçıyor:)))
bu etkinlik harika olmuş hakikaten,etkinlik sahibimiz Selda'nında dediği gibi herkesin farklı bir tarzı vardır bu şekilde hepsinden haberdar oluyoruz ne güzel.
Seldacım sana çok ama çok teşekkürler bu güzel etkinlik için,aynı zamanda kusuruma bakma arşivimin-blogumun ilklerinden olan Fırın Sütlaç'la katıldığım için.

13 Aralık 2007 Perşembe

Zeytinyağlılar Etkinliği-Kuşüzümlü Zeytinyağlı Pırasa ve Yer Elması

Yıllar önce ben çocukken dayımlarda kahvaltıdayız yumurta salatasına Zeytinyağı koymuşlardı yememiştim bu kokuyor diye. birkaç zaman sonra annem arkadaşına Zeytinyağı getirtmişti baktım annem salataya koymuş yiyemiyorum kokuyor bu ne böyle benimkine koymayın dedim:)
Evvel zaman içinde gider gelirken ömrümüz,bakarımki ben Zeytinyağsız salata yiyemez olmuşum bana o salata,salata gibi değilde tatsız tuzsuz bir şey olmuş…
Dahada önemlisi birgün hayalim Zeytin ağacı yetiştirmek o ağaçların yanıbaşında-dibinde yaşlanabilmek…
Yaa işte böyle zeytine dair baya bir sözcük çıkabilir devam edersem o yüzden Aysel ablanın mis gibi zeytin kokulu etkinliğine girizgahı kısa tutalım ve ona çok ama çok teşekkür edelim.
Aysel ablanın ve bu etkinliğe emeği geçen geçemeyen herkesin ellerine-yüreğine sağlık deyip sözü şu güzel nimetlere bağlayalım…
Etkinliğe benimde nacizane katkım 2 yemekle ki bu pırasanın benim için anısıda var birgün anlatırım inşAllah…Kuşüzümlü Zeytinyağlı Pırasa

Malzemeler:

1 kilo pırasa
2 havuç
Yarım çay bardağı pirinç
1 çay bardağı zeytinyağı
Tuz
1 tatlı kaşığı Şeker
Yarım çay bardağından biraz fazla kuşüzümü
4 diş sarımsak

Yapılışı:

Zeytinyağla,havucu az bir suyla 10-15 dakika kadar pişirin.
Sonra doğranmış pırasalarınızı,minik minik doğranan sarımsakları,tuzunu ve şekerini ekleyin.
Sonra bir iki kaynama gelince pirincide üzerine gezdirirek ekleyin ve bir kere karıştırıp kısık ateşte bırakın ağır ağır pişsin.
Artık pişmesinin son aşamasında ise kuş üzümlerini üzerine gezdirip ağzını kapatın,takriben 2-3 dakika daha ocakta durduktan sonra kapatın ocağı.
Yer Elması

Malzemeler:

Yarım kilo yer elması
1 tane havuç
Yarım çay bardağı zeytinyağı
Yarım çay bardağı pirinç
3 diş sarımsak
Yarım tatlı kaşığı şeker
Tuz
Dereotu
su

Yapılışı:

Öncelikle pırasadaki gibi havucu ve zeytinyağını suyla pişirin(yer elması çabuk piştiği için iyice pişmesi gerekiyormuş,annem öyle söyledi:)).
Sonra doğranmış yer elmalarınızı da ekleyin tencereye ve ardından doğranmış sarımsağı,tuzu vede şekeride ekleyin kısık ateşte pişsin.
Yemek pişerken pirincide ayrı bir yerde haşlayın sonra yemek pişince haşlanan pirincide üzerine gezdirin ve bir kere güzelce karıştırın(fazla karıştırırsanız çabuk dağılırlar).
En sonra yemeğin altını kapatıp ince ince kıyılmış dereotunuzu üzerine gezdirin ve kapağını kapatın.
Herkese afiyetler olsun.
Anneciğimin bir diyeceğide var,iki yemeğede limonu yerken sıkılıcakmış:)


Herkese afiyetler olsun...

9 Aralık 2007 Pazar

Yeşil Domates Yemeği

Anneannem ben onlardayken baktım diyor yeşil domates alıp yemeğini yapsam güzel olur diye,anneanne ben alayım dedim sen çıkma hatta görmüştüm pazarda diye konuştuk
Ve o hafta eve dönerken pazardan aldım anneannemede dedim bize yaparız sanada getiririm diye boşuna yorulma:)
Ama habire bir şeyler araya girince gecikmiş bir yemek olarak anneannemin tabağında bizimde soframızda oldu bu leziz yemek.
(Hatta pazarda alırken yeni bir şey daha öğrendim o arada yer elması alanlar konuşuyorlardı meğersem yer elmasının turşusuda varmış ilk defa duydum buda dipnot olsun:))
Ben severim yeşil domates yemeğini ama bahçesi olanlara tavsiyem eğer bahçenizde varsa onla yapın bence o dahada lezzetli oluyor,tecrübeyle sabittir bilirim:)

Malzemeler:

1 kilo yeşil domates
2 çorba kaşığı sıvıyağ
2 çorba kaşığı yemeklik kıyma
2 adet soğan
1 çay kaşığı toz biber
1 çay bardağı su
Tuz

Yapılışı:

Domatesleri ufak ufak doğrayın ve 2 su yıkayın.
diğer tarafta soğanı ve kıymayı kavurun,kavurma işlemi bitince toz biberide ekleyin.
sonrasında ise suyun içinden domatesleri alıp tencereye koyun(ayrıca süzmeyin domatesleri)şöyle bir kere karıştırıp üzerine 1 çay bardağı suyuda ekleyin ve kaynamasını bekleyin,kaynamaya başladığı an altını kısıp kapağı kapatın ağır ağır pişsin.
Sonrasında ise afiyet olsun.

5 Aralık 2007 Çarşamba

Şeker Börek

Buda buluşlardan:)
Açıkçası olabilirmi diye düşündüm,hazırladığım sabahta kalktım mutfakta nasıl olur falan derken işte bu güzellikler çıktı umarım beğenirsiniz.
Aslında Abi sofrası yazısını yayınladıktan sonra hemen bu börek yayınlanacaktı ama bir sürü aksamalar başka işler çıkınca klasik deyimle evdeki hesap çarşıya uymadı.
Kısmet bugüneymiş,bu arada Zerrin bu böreği ilk görenlerden tarif onun içinde geliyor.


Şeker börek:

Malzemeler:

3 yufka
18 adet minik sosis
1 su bardağı süt
1 çay bardağı sıvıyağ
1 yumurta
Üzeri için yumurta sarısı
Susam,çörekotu

Yapılışı:

Yufkaları ikiye katlayıp ay şekline getirin ve kenarlarını alıp kare hale gelmesini sağlayın.
Sonra ikiye katlanmış yufkayı aradan ikiye bölün ve ikiye böldüğünüz parçadan 3 eşit parça kesin.
Sonra süt,yağ,yumurtayla hazırladığımız karışımınızdan arasına sürün güzelce ve sosis koyup sıkıca sarın kenarlarını katlamadan.
Kenarlarını elinizle hafifçe kıvırıp folyoyla tutturun(bir nevi poşet kapamak gibi)sonra kenardaki uçlarını sütlü harca batırıp sonrada uçlarını çörekotuna batırın ve son olarak yumurta sarılarını üzerlerine sürüp susam serpiştirin ve fırına verin.
Fırından çıktıktan sonra folyoları çıkartıp servis yapın.
Ve sonrasında Şeker gibi tatlı lezzet bıraksın ağzınızda…

3 Aralık 2007 Pazartesi

Zevkle hazırlanan güzel bir kahvaltı ve gün,ama...

Bir cumartesilerim var rahat uzun kahvaltı için (ki onada en
fazla 2 saat ayırabiliyorum,vaktimi tüketmemek için)evvelsi günde öyle bir cumartesiydi,sabah hafif uyanır gibi olurken mis gibi bir poğaça kokusu burnuma geldi kalktım koku gittikçe yayılıyor ve takipJmutfakta noktalandı.
Annem(o gün)hacca gidecek akrabamız-aynı zamanda çok yakın dostlarımız için açma hazırlamış havaalanına gidecekler bizimkilerde.
İyi yalnızız dedim ki kardeşimde yokmuş kahvaltıya,oda çıktı kaldım yalnız başıma annemden rica ettim gazetelerde verildi.
Ve şu güzel sofrayı kurdum kendime özene bezene:)
amma velakin günlerdir kendimi çok iyi hissettiğimi söyleyemem yalan olur,ruhen açıkçası tuhaf bir halde hissediyorum kendimi sıkıcı ve yorgun sonra gazeteleri okudum onlarda moralininn son tükenmeyen kısmını silip süpürüyor.
bakıyorsunuz cümlelerimde iç açıcı değil ama tarif eden kelimeleri bulamaz olmuşum,yazı beni en iyi anlatandır kelimelerin yaptığı valste rahatlıyorum ondanda uzağım uzun zamandır derken ben böyle hallerde gidiş gelişler yaparken pazar günü okuduğum bir yazının girizgahı işte tamam dedirtti bunlar benim cümlelerim olmalıydı dediğim bir yazı,içeriği dediklerimle çok alakalı olmayabilir ama girizgah nefisiti!
Bu güzel girizgah Yıldırım Türker'in Radikal 2'deki 2.12.2007 tarihli yazısındaydı.
dün abimle konuştuğumda oku dedim konuşmama,hali pür melalimi anlatmama gerek yok yazı özetlemiş..
gelen zamanlar sakinlik getiriyordur bize kimbilir deyip umudun sularına bıraktım kendimi...



anneciğimin yaptığı açmaları da göstermesem olmaz ama,
her ne koşulda olursa olsun onsuz ona dair emaresiz olmaz:)

1 Aralık 2007 Cumartesi

Sosisli Kurabiye

5.Porselen Demlik Çay Tarifleri Etkinliği'ne katılmayı sordum Nurcan'a,son günlerde birşeyler yapamasamda hatta arşivimden birşeyler olurmu bile dedim:)
sağolsun olur tabiki dedi ve benide çay kokulu etkinliğine kattı.




Tuzlu kurabiye olmalı bu hafta çok elmalı pasta yapıldı yeter tatlı,bir sürü ders arasında birde kurabiyemi yapacağım diye diye kendi kendime söylenip durdum:)
Sonra dışarı çıkartılan margarin beklemeye bırakıldı ve gene ders başına geçildi ama zihnim boş durmuyor ne yapmalı ne yapmalı normal tuzlu istemiyorum,hayır çatalda olmaz,hayır poğaçada olmaz.
içli bir şeyler olsa derken buzluktaki sosisler setin üzerine çıkartılmuş kendimi rende ararken buldum:)
hatta annem rendelenmiş sosisleri gördü bunlar nedir dedi,bende neye benziyor sence dedim sosis sanki ama niye rendelenmiş diye sordu
karışım peşindeyim diye cevabladım ,annem alışkın bana zaten sağolsun:)
Sözün özü dersek gene bir buluş ve beğeniler güzel,o kadar çok kişiye kısmet olduki az oldu diye gözüm korkarken bir sürü insanın tatması gönlümü ferahlattı..
Bir tek benim deneme uzmanım canım abicim deneyemedi onada telefonda anlattım durdum,geldiği ilk seferde onada yapılacak inşAllah:)

Sosisli kurabiye

Malzemeler:

Yarım paket margarin
1 çay bardağı sıvıyağ
1 tatlı kaşığı tuz
1 tatlı kaşığı şeker
1 yumurta
3 adet rendelenmiş sosis
1 paket kabartma tozu
1-2 damla limon suyu
Aldığı kadar un

Yapılışı:


Yumuşamış Margarini ve un dışındaki bütün malzemeleri bir karıştırın sonrada ununu azar azar ekleyin.
Hamurunuz yumuşak bir kıvama gelince ister merdaneyle açıp kalıplarla şekil verin isterseniz yuvarlayıp hafif elinizle bastırıp yassılaştırın ve üzerine yumurta sarısı sürüp çörekotu serpin ve fırına verin.
Afiyet olsun.


not:bu arada sosisler ufak boydu ama bir dahakine yaptığımda ufak boy olursa 5 taneyle yapacağım.sizde yaptığınızda büyük boysa 3,ufak sosisse 5 kullanabilirsiniz.birde limon suyunu eklemeyi unutmuşum,kaç gündürde yazayım dedim kısmet olmadı özür dilerim herkesten.

Nazarımda bamya güzeli

Yemek seçmek gibi birşeyin lüks sayılabileceği evde büyüdük. Annem kızkardeşimde hafif yayları gevşetse de onun da yemediği şeyler hem ...