29 Nisan 2012 Pazar

Kurabiye veren eczacı ilaç verene tercih edilir değil mi?

Tilki olmasalarda ve olmasakta bizim de bir kürkçü dükkanımız var pazar hariç hergün gülcemallerimizi bir araya getirdiğimiz!
İşte bu kürkçü dükkanının eczacı güllerinden bir tanesi bir kurabiye sundu ağzımın tadına tat katmak için günlerden bir tanesinde,ağzıma attım bir tane o miniciklerden ve ikinciyi de üçüncüyü de istedim ama kabı hemen verdim abartmamak için:-)
Neyse tarifi istedim hatta ekledim "doktor olmasanız da ne olur olmaz yazısı karışık olmasın diye,malum doktorların karışık yazısını o kadar iyi okuyanlar onlara da benzeyebilir değil mi?"Neyse birkaç gün içinde tarif ulaştı bana ama gördüğünüz şu fotoğraf karesi olarak geldi.Annesinin tariflerindenmiş ve o bu fotoğraf karesini de annesinin tarif defterinden çekmiş.Bu fotoğrafı gördüğümde güldüm durdum ama dedim güzel sen bundan sonra bulduğun değişik tarifleri çek fotoğrafını gönder,şimdi ondan yeni tarifleri ısrarla,kararlılıkla bekliyorum.
Bu kurabiyeyi tarifi aldığımdan beri 2 kere yaptım hatta abim ikinci kez yaptığım zaman gelmiş "bunların hepsini yiyebilirim,öyle birşey olmuş"diye ekleyerek güzelliğini kendince onayladı.Herkese ısrarla tavsiye ediyorum muhakkak yapın vazgeçmeyeceğinize eminim:-)
Malzeme listesindekileri ununu azar azar ekleyerek hazırlayın.Kurabiye hamurunuzdan ufak parçalar alarak gördüğünüz üzre minik minik kurabiyeler yapıp yağlanmış fırın tepsisine dizip yumurta sarısı sürün.Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırına verin.
Eczacı tayfa ve tarifçi üyesi yeni tariflerinize,kebap muhabbetinize açığız hem de 7/24
:-)

10 Nisan 2012 Salı

Çocukluğun Klasik Pastası=>Bisküvili Pasta

Çocukluğumuz;
Mozaik pasta
Rulo pasta
İrmik tatlısı
Un kurabiyesi
Supangles
ve tabiki Bisküvili Pasta

Herkes için klasik olup,herkesin bildiği,yaptığı tarif deyip burun kıvrılanlar aslında bunca tarifin en güzelleri ve yol göstericileri desek çokmu abartmış oluruz?
Hayır tabiki!
Cheesecake de severim yaş pastada ama bisküvili pastayı her koşulda her gün yiyebilirim.Yaklaşık 5 seneye giden blogumda her yaptığımda yayınlayayım deyip bir türlü fotoğraflayamadım ya da tam öçüyle yapmayıp göz kararıyla yapmaktan ekleyemedim.Benim için bu klasik tarifleri eklemek ahde vefa gibi geliyor ve karışımlarımı yayınlamaktan daha da çok heyecanlanıyorum.
***
Klasik olandan 2 noktada şaşmış gibi dursam da istemeyen bu şekilde yapmayabilir.2 nokta şudur çikolata ekleme kısmı isteyen eklemeyebilir,bisküviyi de burçak ile de sevdiğimden öyle yaptım,isteyen pötibör bisküvi ile yapsın ki ben aslında pötibör ile yapıcaktım ama işte burçakla yapsam dedim..
Malzemeler:
  • 1 litre süt
  • 3 çorba kaşığı un
  • 1 çorba kaşığı tepeleme kakao
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 2 paket 80 gr lık bitter çikolata
  • 2,5 paket burçak bisküvi
  • Üzeri için:Hindistan Cevizi
Hazırlanışı:
  1. Sütü,unu,kakaoyu,şekeri ve yumurtayı bir tencereye koyun ve blendırdan geçirin.Blendırdan geçirdikten sonra orta ateşte yanan ocağa oturtun ve fokurdayana kadar karıştırarak pişirin.
  2. Pişen muhallebi kıvama gelince ocaktan alın 3-4 dakika bekletin ardından çikolatayı da ekleyip mikserle 1-2 dakika karıştırın.
  3. Dikdörtgen ya da kare borcama(ben dikdörtgen kullandım)birküvileri bir sıra dizip muhallebiden koyun,ardından bir sıra daha bisküvi ev muhallebi ve son olarak 3.kar bisküviyi de dizip kalan muhallebinin hepsini döküp soğumaya bırakın.
  4. Soğuduktan sonra üzerine bol hindistan cevizi serpin,afiyet olsun.

9 Nisan 2012 Pazartesi

Naneli Kurabiye

Fatih'te yaşayanlar bilir Protein unlu mamülleri ve güzel haşhaşlı çöreklerini,simidini,acıbademini vb gibi daha birçok lezzetini..Geçtiğimiz günlerden bir gün acıbadem almak için gittiğimde tuzlular da cazip göründü gözüme ve üzerine haşhaş olan ince uzun tuzlulardan alırken yuvarlak ama içinde yeşil birşeyler olan kurabiyeler gördüm,ardından sordum "bunlar dereotlumudur"diye,cevab ise hayır"naneli"şeklinde olunca ilk defa karşılaştığımız bu naneli kurabiyelerden de almadan gitmemem gerektiğini anladım.Onlardan da eklettim 78 tane ve çalışmak için gittiğimiz kürkçü dükkanımıza geçtiğimde çayımın yanına eşlik ettirdim bu yeni deneyeceklerimi..
Neyse çayı aldık ve bir ısırık aldım kurabiyeden sonra 2.ısırık sonra 2. kurabiyeyi de yedim kendime dur demek istiyorum ama bakmışım 3-4 tane mi ne kalmış kurabiyeden!
Bunu evde denemeliyim diye gene kendi kendime söylenmeye başladım ardından 2 gün geçmeden denediğimde bu nefasetleri yapabildim.İlk deneklerimin tepkilerinden örnekler
1.örnek:mmm Zeynep bu çok güzel dur bir tane daha alayım
2.örnek:ay bunlar harika olmuş tarifini versene(ki tarifi aldı denedi bile)
3.örnek:Çok güzel bir çalışma yedikçe yiyorum ama mercimek çorbası içiyorum hissi veriyor sanki diyen de kardeşim.
İşte böyle bir yeni denemenin de hikayesi özü buydu..Bakalım sizler de deneyince ne gibi bir yorum üreteceksiniz merakla bekliyorum..
Malzemeler:
  • 250 gr katı yağ(margarin veya tereyağ,ben tereyağ kullandım)
  • 5 çorba kaşığı yoğurt
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 3 yumurta(2 sinin sarısını ayırdım)
  • 2 su bardağı kaşar peynir rendesi
  • 1 çorba kaşığı kuru nane
  • Un
  • Tuz
  • Bir çimdik şeker
  • Üzeri için:siyah haşhaş tozu

Hazırlanışı:
  1. Oda ısısına gelmiş katı yağın olduğu yoğurma kabına un dışındaki bütün malzemeleri ekleyin ve elinizle birbirine harmanlayın.
  2. Ardından azar azar ununu ekleyin ve yumuşak kıvama gelip un eklemeye gerek kalmayan hamurunuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın.Yuvarladığınız kurabiyeleri yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin,yumurta sarısını sürüp haşhaş da serpin ve önceden ısıtılmış 180 dereceli fırına verin.

30 Mart 2012 Cuma

Yeşil Mercimekli Bulgur Pilavı(Adana Usulü)

Balkonda kuru eşyaların olduğu dolabı açtığımda bulgur bulamadığımda mutsuz olabilirim ya siz?
Evet evet şaka gibi gelebilir kimine ama bana ve aileme bu hissi verebilir bulgurun bitmesi ki aynı şekilde bulgur pilavının birkaç gün yemessek özellikle annemle ben muhakkak ararız.Gün geçtikçe zaten aşırı düşkün olmadığım pirinç pilavını iyice aramaz oldum ve damak tadım Validenin ki ile paralel gider oldu.Velhasılı kelam bu sefer uzun bir ara vermiş olup 10 gün bulgur pilavı yemedik ve bu benim bünyeme dokundu:-)
Neyse evvelki gün annemin yapamayıp dün yaptığı ve benim 2 kase yediğim bu pilav nefis olmuştu.Bu şekilde nefis dedikeç bazen düşünüyorum kimse kendi yaptığına kötü demez ama kendi damak tadıma göre güzle olup,çevremdekilerin damak tadına da onaylattığımda "iyi,çok iyi"gibi yorumlar alınca bu şekilde cümleler kuruyorum.Neyse içimden bunu da not düşmek geldi..
***
Annemin perşembe günü toplandıkları arkadaşlarından Meryem abla dün(perşembe)vermiş bu tarifi ve akşamına da yaptı annem.
Malzemeler:
  • 1 su bardağı yeşil mercimek
  • 2 su bardağı pilavlık bulgur
  • Kekik
  • Tuz
  • Tereyağ
  • Yaklaşık 1 çorba kaşığı salça(dolu dolu olmasın)

Hazırlanışı:
  1. Mercimeği sabahtan kaynar suyun içine koyun akşama kadar bekletin.Bekleyen mercimeği süzdürdükten sonra tencereye koyun,biraz da su ekleyin ve kaynayana kadar harlı ateşte tutun.Kaynadıktan sonra altını kısın.
  2. Başka bir tavaya bulgur koyun ardından pişen mercimeği de suyu ile beraber ekleyin.
  3. Hazırladığınız pilava 2 su bardağı kaynar su ekleyin  son olarak da tuz ekleyin ve pişmeye bırakın,eğer eklediğiniz su kafi gelmesse bir miktar daha ekleyin.
  4.  Pilav piştikten sonra tereyağı küçük bir tavada eritin,salçayı ekleyin ve bu karışımı pilavın üzerine gezdirip karıştırdıktan sonra demlenmeye bırakın..

26 Mart 2012 Pazartesi

Muzlu Rulo Pasta

Çocuktum bir yakınımızda muzlu rulo  pasta yapımına rast gelmiştim ve benim için bir ritüeli andırmıştı.Birde kekleri zor pişiren bir davul fırına sahip olmakta yapılamayacağına kanaat ettirmişti.Böyle birkaç sebebin toplamıyla yapamayacağımı sandığım bu rulo pastadan ömrümde pek yapamamışım.Aslında diğer pastalara göre daha kolay ve güzel bir pasta olmasına rağmen böyle ironik bir durumu da olmuş benim için.
Birkaç senedir sık sık yapıyorum kendimce rulo pasta tarifleri üretiyorum ama annemin en sevdiği bu olduğu için muzlu olan birkaç adım önde diyebilirim.

Keki için
  • 4 yumurta
  • 4 kahve fincanı un
  • 4 klahve fincanı şeker
  • 1 kabartma tozu
  • 1 vanilya
Krema için
  • 1 litre süt
  • 6 çorba kaşığı tozşeker
  • 4 çorba kaşığı un
  • 2 yumurta
  • 1 vanilya
  • Muz ( sayı belirtmiyorum,yerli muz ile yabancı muzun büyüklüğü farklı olduğu için ona göre arasına koyarsınız.)
  1. Yumurta ve şekeri katı bir krema kıvamına gelene kadar çırpın.Unu,kabartma tozunu ve vanilyayı ekleyin.
  2. Fırın tepsisine fırın kağıdı serin ve kek hamurunu dökün her tarafına yayın.170-175 dereceli fırına verin.Üzeri pembeleşip pişen keki fırından çıkarın ılınmaya dururken kağıtla beraber sarın.
  3. Krema için de sütü,yumurtayı,unu,şekeri,vanilyayı bir tencereye koyun ve iyice çırpın.Yumurtalar iyice sütle karışıncaya kadar çırpın ardından tencereyi orta ateşte olan ocağa koyun ve karıştırarak pişirin.
  4. Fokurdamaya başlayan kremayı ocaktan alıp ılınmaya bırakın.
  5. Krema ılındıktan sonra keki fazla kırmadan kağıttan sıyırıp açın ve içine kremanın yarısını sürün.
  6. Kremayı sürdükten sonra muzu bütün olarak koyun.
  7. Muzu koyduktan sonra yavaşça keki rulo şeklinden sarın ve servis için koyacağınız dikdörtgen tabağa alın.
  8. Kalan kremayı pastanın her tarafına gelecek şekilde sıvayın.
  9. Son olarak hindistan cevizi serpip ortasına da iri dövülmüş antep fıstığı serpip dolaba koyun.

16 Mart 2012 Cuma

Mısır Unlu Poğaça

Uzun zaman aralıklarını bazen işleyiş bazen de birden hayatımızın orta yerine düşen olaylar belirliyor.Evet belki de her birinde bir olay örgüsü  hakim ama biz özellikle sevdiklerimiz noktasında olan sıkıntılı süreçlerde işleyişin süreliliği olarak değil de ani bir baskın olarak görmeyi yeğliyoruz.
Bu ani gelişleri hep sıkıntı ile karşılıyoruz halbuki "imtihan"ve "tevekkül"ile karşıladığımızda  inandığımız değerler bize çok daha güçlü bir şekilde kendini gösterir..
Bunalrın herbiri ve daha da fazlası zihnimde dönüp duruyor.Annemden sebep yaşadığımız 1 haftalık süreçte düşünmek benim için hızı artmış bir eyleme dönüşmüştü,hamdolsun sağlıktan sebep şüpheler temiz çıktı ama ben zihnimin hızlı eylemlerini bitiremedim.
Velhasılı kelam ömür öyle veya böyle tüketiyor kendini içinde bizimle beraber
tükenen ömre ah vah etmektense bugünü en fazla yarına yayarak yaşamayı şiar edinebilirsek kendimize tebessümlerimiz kalıcı olur yüzümüzde ve ruhumuzda.
***
Mısır unu denince "parçak"adlı yöresel hamur işimiz akla gelir ve ona kullanmaya alışmaktanmıdır ya da mısır ununu poğaça için hiç düşenemediğimizden midir nedir hiç böyle denememiştik.Bundan önce birkaç kere hazır yemiştim ev çok beğenmiştim denemekti niyetim ama hep erteledim geçenlerde annemler evde yokken yaptım ve çok beğendiler evdekiler.Abime göre normal,kardeşime ve annemlere göre çok güzel arkadaşlarıma göre de çok güzel olan bir poğaça oldu.Taze iken mısır ununun verdiği değişik bir çıtırlık oldu.Beyaz ununu 4 bardak yazmama rağmen daha az eklmenizi tavsiye ederim benimki zannımca biraz fala geldi.

Malzemeler
  • 2 su bardağı ılık süt
  • 1 yaş maya
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 2 tatlı kaşığı şeker
  • 3 yumurta(birinin sarısı ayırılacak)
  • 2,5 su bardağı mısır unu
  • 4 su bardağı un
İç harcı:
  • Dilediğiniz peynir çeşidi

  1. Süt,yağ,tuz,şeker ve mayayı yoğurma kabına koyun.Elinizle maya ezilene kadar karıştırıp 4-5 dakika bekletin.
  2. Beklettiğiniz karışıma yumurtaları ekleyip azar azar önce mısır ununu ondan sonra da gene az az ekleyerek beyaz unu koyun.
  3. Kıvama gelen hamurunuzu yaklaşık 30-40 dakika dinlendirin.
  4. Dinlenen hamurdan cevizden biraz büyük parçalar koparıp hamuru açın ve içlerine dilediğiniz peynirden koyup kapatın.
  5. Hazırladığınız poğaçalara yumurta sarısını sürün ve önceden 200 derecede ısıtılmış fırına verin.

29 Şubat 2012 Çarşamba

Anneannemle geçen çocukluğumun lezzetlerine devam

Anneannemin evinde camın önündeki masada 3 kişi beyaz lahana sardığımız gün aklıma gelir annem  ne zaman beyaz lahana sarsa!
Anneannem,küçük teyzem ve ben ufak bir kız çocuğu olarak yaprak açma görevindeydim."dikkatli ol yaprakları yırtma,beyaz lahana narindir o sebeple yırtılmaya gelmez"diyen anneannem dikkatle açar sarardı teyzem de onunla çalışırdı bende onların yaptıklarından yırtıklar olmasını dileyip yemek isterdim.Yaygın melamin tenceresinde pişirirdi dolmaları hala da durur o tencere evinde.Teyzem de halen çok yapar beyaz lahanayı,anneannemin son demlerine de kadar da yaptık ve yanında havuç salatası yapardı yanına üçümüz gene anneannemde yerdik bizimkiler gelmezlerse kadroyu bozmazdık.
Annem yaptı geçenlerde birde geçer not verdi bana "İyi bir lahana almışsın aferin diye".Çünkü annem şu şekilde tembihler beni "Dolmalık için lahananın ortasına parmağını basıcaksın eğer yumuşaksa güzel dolmalık olur"der.Şimdi tekrar teyit ettirdiğimde "senin getirdiklerin güzel dolmalık"diyince bende "habire basıyorum yumuşakmı"diye ekledim:-)

Beyaz Lahana Sarması
  • 350 gr dolmalık kıyma(orta yağlı)
  • 1 çay bardağı pirinç
  • 2 orta boy soğan
  • 1 çorba kaşığı salça(bizim evde domates ve biber karışık isteyen istediği salçayı ekleyebilir)
  • Yarım demet maydonoz
  • Kuru nane
  • Kuru reyhan
  • Az kimyon
  • Tuz
  • Karabiber
  • Kırmızı biber 
  • Ufak boy beyaz lahana
  •  
  • Üzeri sosu için:1,5 çorba kaşığı salça
  •                        Tereyağ
  •                         1 tatlı kaşığı sumak
  •                         1 tatlı kaşığı nane
  1. Lahanayı ayıklayın yaprak yaprak,ayırdığınız lahanaları tencereye koyun ve az su ekleyin.
  2. Ocağa lahana tenceresini koyun ve kaynayınca 1 kere çevirin,bir kez daha kaynama gelince çıkartın.Tencereniz büyük değilse bu işlemi lahanaları 2-3 kereye bölerek de yapabilirsiniz.Hafif pişen lahanaları soğumaya bırakın.
  3.  İç harcı için soğanı soğanı minik minik doğrayın ve bir karıştırma kabına alın.Ardından kıymayı,salçayı,pirinci,maydonuzu ekleyin ve baharatları de istediğiniz miktarda katıp yoğurun.
  4. İç harcınız hazır olunca lahanalarınızı narince açarak harcınızdan ekleyip klasik dolma gibi sarın.
  5. Dolmaları pişireceğiniz tencerenin dibine lahananın sert olan kısmından bir yaprak serin sonra sardığınız dolmaları intizamlı bir şekilde dizin.
  6. Bütün dolmalar sarılıp dizildikten sonra tencereyi kısık ateşte olan ocağa oturtun ve böyle 5 dakika pişirin.
  7. Dolmalar su eklenmeden 5 dakika kısıkta pişerken ayrı bir tarafta suyu kaynatın ve bu kaynattığınız suyu 5 dakika dolunca tencerenin kenar kısmından yavaşça ekleyin.Üstüne çıkmayacak ya da çok hafif çıkacak şekilde göz kararı suyunuzu ekleyin.
  8. Pişip pişmediğini aralıklı halde kontrol ettiğiniz dolmalarınız pişince ocağı kapatın.
  9. Ayrı bir tavada tereyağ eritip 1,5 çorba kaşığı olan salçayı,sumağı,naneyi ekleyip karıştırın.Yarım çay bardağı kadar su ekleyip sulandırın bir kaynama gelince ocağı kapatın.Bu hazırladığınız sosu pişmiş olan dolmanın üzerine gezdirin.Afiyet olsun
*Annemden notlar:Tabak kapatmaya gerek yok eğer kısıkta pişirirseniz dolmanız dağılmaz.

28 Şubat 2012 Salı

Anneannem,çocukluğum,şalgamlı mercimek çorbası

Çocukken anneanneme gittiğimde ilk işim mutfağa girip o gün anneannemin ne pişirdiğien bakmak olurdu ve baktığım zamanların bazısında bu çorbadan olduğunu gördüğümde hüsrana uğrardım çünkü şalgam benim için kokan ve mercimek çorbasını bozan birşeydi.Bunlara rağmen şifa niyetine tadardım ya da arada annemi,anneannemi kırmamak için yerdim.Anneannem şalgamı çok severdi ve çorbayı muhakkak sık sık yapardı kendine ve geçen gün bizim evde annem ve İsmehan teyze bunu yaptıklarında anneannemi yad edip durdular ki belki de halen yad etmediğimiz an yok!
Bugün hala soğuk yaklaşsam da bu çorbaya anneannemle karşılıklı oturup içmek isterdim belki de bu özlemimi son günlerde sık sık rüyamda gördüğümde dindirebilirim diyeceğim ama o bile dindirmez..

  • Yarım kilo şalgam
  • 1-1,5 su bardağı mercimek
  • 1 büyük boy soğan
  • 1 çorba kaşığı kadar salça
  • Pulbiber
  • Tuz
  • 4-5 su bardağı kemik suyu
  • Su

  1. Soğanı kavurun,ardından salçayı ekleyin.
  2. Sonrasınsa ise mercimeği ekleyin ve az su koyun.
  3. Koyduğunuz su sonrası kabarmasını bekleyin ve ufak ufak doğradığınız şalgamları ekleyin.
  4. Ardından göz kararı su ile kemik suyunu ekleyin(kemik suyu da göz kararı eklenmiştir,kemik suyu olmayan bulyon kullanabilir)ve kaynmaya bırakın.
  5. Kaynadıktan sonra altını kısın ve kıvamını alana kadar kaynatın..

23 Şubat 2012 Perşembe

Ananaslı&Portakallı Pasta

Söz uçar yazı kalır
ama dostlukların süsü sözlerin ahengidir.
2 güzel insanın muhabbetiyle geçen bir akşamın ardından
uzun laf etmeden gene güzel insanların olduğu sofradan bu pasta ile akşamı daha da tatlandırsak ne güzel olur değil mi?
***
Bu pasta gene benim zihnimdeki karışımlar sonucu gerçekliğe ulaşmıştır.Ananas Türkiye de sık tüketilen bir meyve değil ev yurtdışındaki fiyatlarda satılmadığından tercihlerde de üst sırada yer alamıyor özellikle konservesi,İngiltere ve Avrupa ülkeleri,ABD gibi ülkelerden yazan blog sahiblerinin ananas gibi konserve meyveleri ne denli rahat kullanmaları da en canlı göstergedir.Ben çok seviyorum çocukluğumdan beri ananas eklenmiş pastaları ve kaç senedir birçok yapmak istediğim gibi ananaslı pasta da yapmak istiyordum ama kısmet olmuyordu.Sonunda yaptım ve bu kış portakallı birçok lezzet yaptığım gibi ananaslı pastada da kullandım ve ince bir dilim ancak yiyebildim!Bu anlatmıştır herhalde herkesin ne kadar sevip yediğini.

Malzemeler

       Pandispanyası
  • 5 yumurta
  • 5 türk kahvesi fincanı şeker
  • 6 türk kahve fincanı un
  • 1 çay bardağı portakal suyu
  • 2 çorba kaşığı portakal kabuğu rendesi
  • 1 paket kabartma tozu
Kreması
  • 5 su bardağı süt
  • 2 türk kahve fincanı tozşeker
  • 5 çorba kaşığı un
  • 1 paket toz şanti
  • Ayrıca 1 su bardağı şanti için süt
  • Ceviz kadar tereyağ
  • Arası için:Bir kutu ananas konservesi
  1. Yumurta ve şekeri mikserde uzun bir süre çırpın,katı bir kıvam alınca portakal kabuğu ve suyunu ekleyin.Ardından unu eleyerek kattıktan sonra son olarak kabartma tozunu da ekleyip yaplı kağıtla kapladığınız kelepçeli kalıba dökün.160 derecede önceden ısıtılmış fırına verin.
  2. Pastanın keki pişince kalıbtan çıkarıp ılınmaya bırakın,ılınan keki bıçak yardımıyla kenarlarını kesip orta kısmını da isterseniz iple isterseniz bıçakla kesin.
  3.  Ananas konservesinin içindeki suyu bir su bardağına boşalt üzerini de taze sıkılmış portakal suyu ile tamamlayıp bu 1 bardak su ile 3 parçaya ayırdığınız kekleri ıslatın.
  4. Bir tencereye sütü,şekeri ve unu koyun pişirin.Ayrı bir kapta şantiyi 1 su bardağı soğuk süt ile çırpın ve dolaba kaldırın.
  5. Pişen muhallebiye ocaktan indirmeden ceviz kadar tereyağı ekleyip karıştırın ardından ocaktan indirip mikser ile 1-2 dakika çırpın ve soğumaya bırakın.
  6. Soğumaya bıraktığınız kremayı aralıklarla çırpın ki üzerinin kalın bir kabuk bağlamasını engelleyin.
  7. Soğuğa yakın bir ılınmaya duran kremaya önceden hazırladığınız şantiyi de ekleyin mikserde 4-5 dakika çırpın.
  8. Önceden bölüp ıslattığınız kekin ilk katına kremadan sürüp ananas dizin,ardından aynı işlemi 2.kat için de uygulayın ve son olarak 3 .katı da ekledikten sonra kalan kremanın hepsi ile üzerini sıvayın.
  9. Son olarak üzerini bol hindistan ceviz ile kaplayıp pastanızı dolaba koyup bir gece dinlenmeye bırakın.

14 Şubat 2012 Salı

Elaziz den farklı bir Buğday Çorbası

Annem geçenlerde bizim memleketli olan Remziye teyze ile içli köfte yaptı,onun ertesi gün gelecek misafirleri için.Misafirlerin bu sohbet&muhabbet zamanlarına bende dahil oldum ve annemin içeri girdiğimde söylediği şu cümle ile karşılandım "Zeynep tam sana göre bir çorba var çok güzel!"Allah Allah dedim bir an annem de kızı gibi oldu dedim hatta.Neyse sonra çorbayı içmeye başladım ki anladım annemin ne demeye çalıştığını.Çorba gerçekten çok özel ve güzeldi benim için bizim köyde buğday daha çok ayranlı olan çorbalarda kullanırken böyle salçalı halde ilk defa içtim.Birde bunun üzerine Zerrin de duydu bu çorbayı ve o da merak ediyordu tarifini bu sebeple gecikmeli olarakta olsa tarif ona da gelsin.
Annem hemen tarifi aldı ve yaptı ama ismini bir türlü öğrenememişti.Her akşam diyordum sordunmu diye ama hep unutmuş oluyordu sormayı Remziye teyzeye bu akşam sordum ve adını"buğday çorbası"dedi,belki başka bir ad ile söyleyenler de vardır ama bana söylenen bu.

Bu yöresel lezzeti Remziye teyzenin annesi çok yaparmış eskiden,onların birde semizotu ile olan bir çorbaları var enfes tek kelimeyle şu an olsa 2 kase içerim harika ama zamanı değil inşallah yaz gelince onu da yapar ve yayınlarız.
  • 1 su bardağı buğday
  • yarım su bardağı yeşil mercimek
  • 1 orta boy soğan
  • 1 çorba kaşığı salça
  • Tuz
  • Pul biber
  • Nane
  • Tereyağ
  • Sıvıyağ
  • Dilerseniz kavurma ve kemik suyu da kullanabilirsiniz
  • Su göz kararı
  1. Akşamdan buğdayı ılık suya koyun,yeşil mercimeği de kaynar suya koyun ve bir gece bekletin.
  2. Sabah bu beklettiğiniz bakliyatların ikisini de(aynı anda)çorbayı yapacağınız tencereye koyun,üzerini geçecek kadar su ekleyin ve kaynamaya bırakın.
  3. Kaynadıktan sonra altını kısın ve iyice pişirin.
  4. Piştikçe suyunu çeken bu bakliyatlara su ekleyin,iyice pişmeye durduğunda ayrı bir tencerede soğanı yağ ile kavurun bu işlem bittikten sonra da salçayı ekleyin.
  5. Sonra bu kavurup hazırladığınız soğanı pişirdiğiniz bakliyatınızın içine koyun ve beraber yaklaşık 10 dakika daha pişirin.
  6. Çorbanız piştikten sonra altını kapatın ve üzerine kuru nane gezdirin.

10 Şubat 2012 Cuma

Güzel göz ve gönlün tezahürü=>Papatya Prenses!

 Hiçbir ayrıntı atlanmamış ama bu tabaklar artık sözün bittiği yer idi!
2 koca dilim!
Nefisti bakın,alın tarifi ve kesinlikle yapın.
 Kırmızı biber eklemeyi öğrendim bende makarna salatasına,bir dahakine böyle yapacağım zaten güzeldi ama biberle harika olmuş
Ya kayığım için ne demeli?
Bugün 1 haftayı geçti fotoğraflarla sadece hissedebildiğiniz o güzel gün geçeli..
Evet kaç gündür bu sofrayı yayınlamak isteyip tuşlara bastığımda hissetiğimin tezahürü olmasını istediğim cümleleri kuramamamaktan ötürü erteledim durdum.Aslında şu an da ne yazacağımı bilemiyorum ama başladık bir kere!
Geçen hafta sofrayı tabakları,özeni,uyumu ve hislerime tekabül eden hali gördüğümdeki ilk şaşkınlığım bir fotoğraf karesine sığdırılıp dondurulsa idi ve yıllarca bakıp bakıp dursaydık dedim kendi kendime.
Bu sayfayı takip etmeye çalışanlar,facebook ta görenler ya da beni özel de tanıyanlar bilirler benim ruhumda ki "deniz"tutkusunu,ayakkabı seçerken bile çapa desenlisini bulan kek&kurabiye üzerine konan kapağı deniz motifli alan yatak çarşafını deniz kabuğu desenli alan daha bu uzayıp gidebilir işte velhasıl böyle iken bunu Papatya prenses benden de öteye taşıdı!
Harika bir masa,sıcak tebessüm ve yanında nefis lezzetler!
Dilerseniz onun sayfasından da onun anlatımıyla görmek için tık tık
Onların hiçbirini anlatmayacağım herbirinden kaç tane yediğimi diyeceğim ve herkes kendince anlayacaktır.

Küçük bir not eklemem istendi sofranın sahibi tarafından.
Bu sofrada sadece iki kişi idik,Papatya Prenses ve ben.
Varın siz düşünün benim nasıl ertesi güne de acıkmadığımı.
Şu an 2 kase olsun yerim.Papatya Prenses tarifi verince hemen denesin herkes çünkü ben de deneyeceğim.
Yanına muhabbet ekleyince bu kekte daha bir güzel oluyor
3 tane de poğaça ekleyin:-)
Papatya Prenses detayları atlamamış ben de yayınlarken atlamayacağım!Bu arada o tuz hikayesinde ki başarını da herkese anlattım:-)
Bu kadar çok lezzetten yiyip birde kurabiyeden 3 tane yenir mi?
:-)
Fenerler yol gösterici özelliğini taşırlar işleri budur ama insanlar gibi bilmişlik taslamadan yaparlar bunu ışıklarını dönerek verirler suyun üzerinde süzülen gemilere..
 Sofra yetmemiş hamarat ev sahibi için üzerine birde bunu getirip "bu da senin"dediğinde daha şaşırmamam gerektiğini anladım.Kutu hazırlanırken de zevklerim düşünülmüş ama ya içindekiler?
 
 İşte onlarda da kırmızı sevmem,kitaplar ile aramın ziyadesiyle iyi olması gibi ayrıntılara da özen gösterilmiş.
İncelik görüntüye dayalı hallerle değil ayrıntılar ile en iyi gösterilendir.Ben bunu hissettim rabbim herkese yakınında bunu hissettirebilecek kişiler nasip eylesin her daim.
Buradan tekrar tekrar teşekkür ediyorum yaşadığım güzel zaman için.

Supangle

Bu tatlıyı ne zaman yesem,yapsam annemin eski evimizin küçük mutfağında gösterdiği çaba hep aklıma gelir. Mikser,blender yok iken süzgeç...