17 Eylül 2011 Cumartesi

Fasulye Kavurma

Bir gün annemler buğday biçerken köyde anneannem de onlara biriyle"Fasulye Kavurması"göndermiş,"o yorgunluğa öyle güzeldi ki bir ekmekten bir sudan birde fasulyeden yiyorduk"diye anlattı annem.
Dağda çalışıp yorulana ayrı bir lezzetli gelir derdi anneannemde,annemde halen söyler bunu ki haklılarda.
İçimden birşey yapmak,yazmak pek gelmiyor.Yemek fotoğraflamayalı çok ama çok uzun zaman olmuşken geçen gün evde birşeyler yapma durumunda kalınca bir fotoğraflama için uğraştım kendimle.
Ne zaman elimde makine yemekleri fotoğrafladığımı görünce "Allah Allah"deyip bir yandan da içten içe gülerdi benim Altın kızlarımdan "2.annem"dediğim "anneannem"..
Şimdi ne zaman yemek fotoğraflasam bir taraftan anneannem görsünde kendince söylensin isteyeceğim ama bir yandan da olmayacağını bilip hüzün biriktirmeye devam edeceğim.
***
Lazlara ait olan "Turşu Kavurma"gibi değildir yanına muhakkak"Cacık"ile denemenizi tavsiye ederiz.Bizim köye ve civarına ait bir lezzettir.

Malzemeler:

Haşlanmış Taze fasulye
Sarımsak
Tereyağ
Sivri Biber
Tuz

Hazırlanışı:
  1.  Fasulyeleri haşlayın.Haşlanan fasulyeleri elinize top gibi alıp iyice sıkın suyunu,sıkıca sıkın.
  2. Suyunu sıktığınız fasulyeleri kenara alın ve ardından bir tavaya tereyağ ekleyin göz kararı,tereyağ eridikten sonrada dövülmüş sarımsak ve küçük doğranmış biberleri de ekleyip birkaç kere tavada döndürün.
  3. En son da fasulyeyi ekleyip 4-5 dakika birbiriyle özleşmesini sağlayın ve ardından servis edin.


30 Ağustos 2011 Salı

Elmas Sultansız bir Bayram..

*Fotoğraf,anneannemin yıllar önce köyde diktiği asma

Her bayram sabahı anneannemin sesi yerine annemin ağlama sesiyle uyanmak bu bayramın diğer bayramlardan farkı olduğunu bir kere daha belli etti.
Bayrama 2 hafta kala ailemizin küçük üyelerine bayram harçlığını gönderip"bayrama çıkmam"diyen bir anneanneyi kaybetmek ve bunu bize açık açık belirtmesi bizim bayramımızı buruk ve eksik hale getiriyor.
Her Ramazan Bayramı anneannemde olan kahvaltı artık fazlasıyla eksik,bayram sabahları telefonumuzu birkaç kere arayıp kahvaltı için "hadi gelin,annen parçağı yapsın,millet gelicek"deyip bize ses veren anneannem artık o ses veremeyecek.
Ben en son ramazan bayramını 2009 da yaptım onunla geçen sene burada olmadığımdan telefonla bağlanmıştım bende kahvaltıya ve telefonda "anneanne endişelenme seneye beraberiz inşallah"demiştim ama aciz insan aklıyla çıkıp çıkamayacağımızı hesaplayamamıştım..
Anneannemsiz ve Sara teyzesiz bir bayram benim altın kızlarım 3 iken 1'e düştü şimdi elini öpmeye gidicek dertleşecek istediğim zaman kapısını çalacağım bir babaannem kaldı.
Dilerim herkesin sevdikleriyle geçireceği ve kaybettiklerini güzelliklerle yad edip dayanma gücünün olduğu bir bayram olur.İnşallah herkes seneye hayr ve sağlık ile sevdikleriyle önümüzdeki bayramlara yetişir.
Bayramınız bayram olsun!

13 Ağustos 2011 Cumartesi

4 lü lezzet

Çocukluğumda annem hep komposto yapardı ve hala da yapar.Ben nasıl yapılır hiç bilmezdim,izlemezdim de!Birgün sordum zor birşeymi diye annem de güldü"kompostonun nesi var çok kolaydır"diye bunu dikkate alıp geçtiğimiz yıllarda ilk defa komposto yaptığımda aslında bu işin de püf noktalarını olduğunu öğrendim annemden.Çünkü o gün bana onu derken o ayrıntıları unutmuştu,onlar için bir alışkanlıktı artık bunları yapmak,onun için sıradanlaşan "ehemmiyet"benim için hala olması gereken birşey olduğu için bilmem lazımdı.
Geçen gün arkadaşlarım iftara geldiği zaman bende onlara komposto yaptım tabi annemin direktifleriyle.Erik önce atılmalıymış onun açılması lazımmış,narin olan meyveler ise en son ve çok aşırı kaynatılmazmış vs gibi.Annemin komposto kültürü geniştir,herşeyi birbirine yeri gelince karıştırıp lezzet çıkarma huyumu da annemden  aldım sanırım mutfaktaki eli almak gibi.Geçenlerde şeftaliden tutun da karaduta kadar birkaç meyve ile reçel yapmıştı ve bunun gibi bir sürü komposto.
Geçen yaptığımda bu kompostoyu fotoğraflayamamıştım öğlen akşama ise bir çay bardağı dahi kalmadı!Sağolsunlar çok beğendiler,ondan sonra üçüncü yada  dördüncü yapışım.Bu sabaha karşı yaptım mis gibi yayılan kokusu yeni niyetlenmiş birine bile cazip geldi.Bu kendi karışımıma da fotoğraflarına bakarken 4 lü lezzet dedim ama uymuştur herhal bu lafız?
  • 2,5 litre su
  • 10 adet çilek
  • 10 adet kırmızı erik
  • 1 su bardağı frambuaz
  • 1 su bardağı böğürtlen
  • 2 su bardağı şeker
Hazırlanışı:
  1. Önce suyu koyduğunuz tencereyi ocağa koyun ve kaynamaya bırakın.
  2. Kaynayan  suya ilk önce erikleri atın ve onları-annemin deyimiyle-hafif açılmalarını sağlayana kadar kaynatın.
  3. Erikler kaynadıktan sonra narin olan diğer 3 meyveyi de atıp kaynamaya başladıktan sonra sadece 3-4 dakika bunlarla da beraber kaynatın.
  4. En son da şekeri de ekleyip 2-3 dakika sadece şekerin erimesi için kaynatıp altını kapatın ve soğumaya bırakın.

12 Ağustos 2011 Cuma

Yoğurt Çorbası

Birşeyler karalamak adına yazdım durdum hatırlamadığım kadar sildim de durdum..Neyse ben en fazla çorbayı anlatayım yeter herhal bugünlük?
Ataletin ramazanla bütünleşmiş kısımlarını kırpıp kırpıp yıldız yapmak istiyorum!
***
Bu arada farkındayım bu çorbaya da girizgah yapmak lazım.Bu çorbayı birkaç zaman önce dergileri karıştırırken çok eski bir sofra dergisinde gördüm ve o zaman yaptım ama fotoğraflayamadım.Beni bilenler bilirler "yayla çorbası"düşkünlüğüme ve hala yayınlamadım benim için özel olan annemin yayla çorbasını.
Neyse bu tarifi o zaman denediğimde de yoğurt tadı gelmesini sevdim hakeza gene ben beğendim,zaten basit bir çorba ve diğer yoğurt çorbalarına benzerlikler var sanki.

Malzemeler:
  • 3 çorba kaşığı yoğurt(ben 6 kaşık yaptım)
  • 3 çorba kaşığı un
  • 1 yumurta
  • Dilediğiniz kadar su
  • Tuz
  • Pulbiber
  • Sıvıyağ(ben tereyağ ile yaptım)
Hazırlanışı:
  1. yoğurdu,unu ve yumurtayı derin bir kapta çırpın,karıştırın.
  2. Yavaş yavaş su ilave edin ve ardından ocağa koyun.
  3. Tuzunu da ilave edip kaynayıncaya kadar karıştırın.
  4. kaynadıktan sonra 5 dakika sonra ocaktan alın
  5. Küçük bir tavada yağı eritin kırmızı pul biber ekleyip hazırlanan bu yağı çorbanın üzerine döküp servis edin.
*Sofra Dergisinden alınmıştır.

    9 Ağustos 2011 Salı

    Kürt Köftesi ve 2011 Ramazanın ilk misafirleri


    Güzel bir coğrafyada büyümek, "en"demenin hep bir üstünlük sağladığını bilmek  ve bu sebeple çok hoşlaşmamak..Ama "en"leri bol güzel insanların olduğu bir yerde büyümek dünyanın güzel nimeti ve zenginliği değil mi?
    Yukarıya bak başka bir kültür aşağıya in orası ayrı bir hava; Ege'ye yol al neşe ile hazırlanmış sağlıklı ve zeytinyağı kokulu sofralar;Akdeniz'e in otlarla yayla kültürünün güzel uyumu ve bileşkesi vs vs uzar gider. Bu ülkedeki güzelliğin sofra ile temaşası böyle güzel oluyor.
    Bundan önce belirttiğim gibi ailem Doğu kökenli ve Zazalar. Yan komşumuz olan Malatya ile aslında bazen zıt durup iç içe geçmiş bir kültür ve muhabbet hali var.Hatta yıllar önce Milliyet gazetesinin tırı Anadolu'yu turlar iken bu 2 ile aynı zamanda gitmişler.Yanlış hatırlamıyorsam başlık şuydu"Malatya çalışır Elazığ yer!".Malatyalıların daha çalışkan olduğu Elazığlıların ise ehl-i keyf olduğundan  o yazıda da bahsediliyordu.Ama baktığımızda her biri işte ortak bir kaptan besleniyor.Eskiçağ'a kadar indiğimizde dahi Malatya ve Elazığ topraklarının ortak noktaları var.
    Yazıyı nasıl yazsam diye düşünürken daha devam etsem gidecek, uzayacak bir yazı oldu.Bu köfte işte bahsi geçen komşu şehrin köftesi,annemin yıllar önce Malatyalı bir arkadaşından aldığı ve reyhanın özellikle lezzetini tanımladığı gerçekten nefis bir lezzet.
    Malatyalılar kuru reyhanı çok kullanıyor,hakeza bizde de sık kullanılır.Bu köfteye benzer köfteler bulsam da nette tam olarak aynı malzemeleri göremedim.Eğer bilen çıkarsa,bilgilendirirse sevinirim.
    Bu arada ismi için ısrarla anneme "isim bu mu? Başka adı var mıdır?" desem de "bu" dedi. Amma velakin tekrardan tarifi aldığımız teyzeden öğrenebilirsek yazarım.
    Malatyalı başka tanıdığımızda buna benzer yassı bir köfte yapmıştı.Ama onlar yumurtaya bulayıp kızartmışlardı.Bu sebeple dediğim gibi bilenlerin de bilgilerini merakla bekliyorum!
    ***
    Geçen hafta bu senenin ilk iftar daveti okuldan Tarih&Sosyoloji grubu ile oldu.Bu sene aslında bize bir uyarı mahiyetinde olan "israf"temelli iftarlarımızın sorgulanmasını sağlayan Afrika'daki yaşananlardan sonra,kendimize 2 çeşit yemekle giden bir ramazan ve misafirlerde ise bundan 1-2 şeşit fazla olmasını düşündük.Hatta bize şunu da gösteriyor ki; her gün yediğimiz nimetlerin dahi sadakası olmak zorunda. Çünkü o kadar güzel nimetlerle buluşuyoruz ki bunun şükrü nerede diye sorgulanmalı!
    O gün tam 14 kişiydik. Son zamanlarda bulunduğum eğlenceli ve güzel bir sofra&amuhabbet vardı.Buradan tekrardan gelip bizleri de memnun ettikleri için herbirine ayrı ayrı teşekkürler!

    Kürt Köftesi:

    Malzemeler:
    • 1 kilo orta kalınlıkta bulgur (ne çok ince ne çok kalın)
    • 1,250 gr orta yağlı kıyma
    • 4-5 soğan küçük boy(eğer büyükse 3 tane olmalı)
    • 1 çorba kaşığı tuz
    • 2 çorba kaşığı kırmızı pul biber
    • 1 su bardağı kuru reyhan
    • Ilık su

    Hazırlanışı:
    1. Bu malzemeleri suyunu fazla koymadan iyice yoğurun.
    2. Suyu azar azar ekleyin gerektikçe sakın fazla koymayın.
    3. Elinizi suyla ıslatın,yoğurduğunuz ve kıvamını iyice alan köfte hamurundan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın ardından yassı hale getirin.
    4. Bu yassı hale getirdiğiniz köfteleri ister tereyağında ister sıvıyağda kızartın. 
    5. Yalnız tereyağ veya sıvıyağ oranı çok olmayacak et köftesi pişirir gibi ya da ondan biraz daha fazla olabilir yağ oranı.
    6. Ama kıyma yağlı olduğu için aslında hiç yağsız şekilde pişirmeniz ısrarlı tavsiyemdir.Tavayı iyice kızdırın ve köfteleri öyle koyup,pişirin.
    *Bu arada ölçüler kalabalık bir grup içindi.Bu sebeple hem gözünüze çok gelebilir hem de hazırlaması zahmetli durabilir.Bu ölçüleri yarım hale getirebilirsiniz.Yarım kilo bulgura  600 gr kıyma olabilir.
    **Orta kalınlıkta bulgur özellikle yöresel ürünler satan yerlerde varmış.Anneme bende sorduğumda böyle bir yerden aldığını her yerde olmadığını dedi.
    ***Bu arada Dilek sağ olsun kimin yaptığını çözemedim demiş. Sayesinde açıklamamı düşeyim; benim için zor oldu. Ama köfteyi ben yoğurdum!Annemde çıkan sinir sıkışması nedeniyle bu aralar yapamadığından iş bana kaldı.Yemek onun yemeklerinden ama yapım bu sefer bana ait.

    3 Ağustos 2011 Çarşamba

    Etimekli Tatlı

    Bugüne kadar hiç ölçüsüyle tam tamına bir etimekli tatlı tarifi almadım.İlk bir akrabamızda yemiştik ve ben baya küçüktüm.Akrabamız etimeğin üzerine konan muhallebisini 2 renk yapmıştı muhallebiyi önce beyazken biraz dökmüş sonra da içine kakao ekleyip miksere vurmuş ve öyle dökmüştü.Bunu böyle anlattı diye hatırlıyorum hayal meyal ama ne ölçü ya da ne ekledin vs gibi birşey konuşmadık.Ben ondan sonra denedim birkaç kere ve o zamanlar pek yapılan bir tatlı da değil en azındna bizim çevrede.Neyse ben bir yaptım ikisini de tatlı yaptığım için çok tatlıydı bir yaptım muhallebi katı oldu bir yaptım ortalama tuttu bu seferde öyle 2 renk olsun dedim pek beğenilmedi.Böyle birkaç denemede ısrarlıyken kimseye de sormadım ne akla hizmetse.Bundan sonra bir başka yakınımız sık yaptığı bir tatlıdan bahsedip bunu birde üzerine şanti ekleyerek yaptığını dedi tabi bizim evde en azından önce annem için sorun olan şanti kısmıydı bir kere denemeyle kaldı.Bende ondan sonra muhallebisine karıştırıp denedim ve bir bayramdı yiyen herkes "bunun kreması farklı ne
    var"diye sordu.Sonunda bu yaptığım usul uzun zamandır yaptığım bir tarife dönüştü ve benden baya kişi aldı tarifini.Bugün annem içni gene yaparken yayınlasammı acaba derken bunu yazarken buldum kendimi.Ne diyelim hergün yaşadıklarımız kabınızda umarım böyle gülümseten suretler bırakır ve tatlanan ağızlar!
    Malzemeler:

    1 paket etimek
    2 su bardağı su
    1,5 su bardağı şeker
    1 litre süt(5 su bardağı dolu dolu)
    2 vanilya
    4 çorba kaşığı un(tam tepeleme değil orta kararda koydum)
    Yarım çay bardağı tozşeker
    1 paket krem şanti(toz haliyle)
    • Öncelikle şekeri bir tencereye koyun ve eritin fazla yanmadan da suyunu ekleyin.Ben suyunu yanlışlıkla soğuk koydum sıcak eklerseniz daha rahat olur.
    • Şekeri eridikten sonra kaynamakta olan şerbeti ocaktan alıp 8-10 dakika bekletin.
    • O sırada tencereye sütü,unu ve şekeri ekleyip mhallebiyi pişirin.
    • Muhallebiniz piştikten sonra onuda yaklaşık 6-7 dakika dinlenmeye alıp krem şantiyi toz haline ve vanilyalarını ekleyip yaklaşık 5 dakika mikserden geçirin.
    • Hazır olan kremayı şerbetle ıslattığınız etimeklerin üzerine dökün ve soğumaya bırakın.

    31 Temmuz 2011 Pazar

    Muhabbetiniz bol sofranızın bereketli olması dileğiyle Hayırlı Ramazanlar!


    Bugün ilk teravihler kılınıcak ve yarın da nasipse oruçlu olacağız.
    Çocukluğumdan beri her ne olursa olsun Ramazan güzel bir tebessüm ve huzur veriyor.Herkes bir çocukluk üzerinden anlatır Ramazanı ve bu bir klişedir kimine göre ama varsın böyle de anlatsınlar maksat muhabbeti hissedebilmek olsun sadece!
    Benim hala aklım çok ufakken yaptığım bir iftara gider aklım.Bu kadar geç vakte gelmese de ya 6 ya da 7 yaşında iken ben çok erken saatlerde değildi ramazan ve ben 1 gün oruç tuttuğumu hatırlıyorum o günde ödül olarak eski cam şişelerdeki pepsilerden bir tane bana alınmış ve elimde onunla ezanı bekliyorum orucumu onunla açacağım.Çocukluk işte,şimdi ise yaklaşık 4-5 yıldır kola içmiyorum.
    Herkesin vardır böyle güzel yaşadıkları bu yaşanmışlıklarla tatlandırdığımız,uzun muhabbetlerin eşlik ettiği herkesin evinde aç bilaç değil hem gönül hem mide doyuran sofraların,muhabbetlerin olduğu ve bunun artan eksilmeyen olduğu bir Ramazan-ı Şerif dileğiyle.Ramazanınız Hayr olsun!
    ***
    BulgurluZeytinyağlı Biber Dolması

    1 kilo bulgur
    1 çorba kaşığı biber salçası(dolu dolu)
    1 çorba kaşığı domates salçası
    Bir tutam taze veya kuru reyhan
    Bir tutam kuru veya taze nane
    Kimyon
    Kekik
    Karabiber
    Kırmızı biber
    3-4 sivri biber
    5 orta boy soğan
    1 baş sarımsak
    1 su bardağı zeytinyağı
    Tuz
    1 su bardağı su
    1 kio dolmalık biber
    • Soğanları ve sarımsağı yağda biraz pembeleştirin.Ardından  salçayı,bulgur ve baharatları ekleyip güzelce kavurun.
    • Kavrulan harca yaklaşık 2 su bardağı kaynar su koyup ocağı kapatın,tencereninde kapağını kapatıp dinlenmeye bırakın.
    • İçini çıkartıp hazırladığınız biberlere dinlenen harctan koyup pişireceğiniz tencereye dolmalara yerleştirin ve göz kararı bir su ekleyip ocağa koyun.
    • Dolmaların suyu bir iki kaynayınca altını kısıp güzelce pişene kadar ocakta bırakın.Pişip pişmediğini ve suyunu arada kontrol etmeyi de ihmal etmeyin. 
    *Dolmaya eklediğiniz su en fazla 1 su bardağı olmalı,eğer suyunu çekip hala pişmediyse tekrar gene az ilave edilir.

    29 Temmuz 2011 Cuma

    Pembe Jeep ve Nurten Abla'nın Tuzlu Kurabiyesi

    Umud etmek güzeldir hani dedik ya"umut fakirin ekmeği değil dünyanın nimeti olsa"işte bu düşünce sizin bazen kısa bazen baki gülümsemelerinizi&sevinçlerinizi de getirince gökyüzüne bir başka bakıyorsunuz alemi bir başka görüyorsunuz.
    Bugünlerde ben öyle görmüyorum gökyüzünü ve geceleri uykuya dalarken izlediğim sema'nın rengini sanki gündüz de aynı görüyorum,aynı koyuluk.
    Şu pembe renkli göz kırpan oyuncak araba işte böyle karanlıklar içni verilmiş güzel baki aydınlıklardan!
    Felseden arkadaşlarımın "Felsefe Günleri"nde sunumları vardı bizde gittik ve Betül bizi görünce sevindi "dedim artık bir ödül verirsin geldik diye"o da "ne isterseniz dedi "bende" bir jeep" dedim:-)
    Tamam ama bir 10 sene bekle iş hayatından sonra dedi:-)
    Amma velakin 2-3 gün sonra elinde bir paketle geldi ve üzerine de inşallah daha büyüklerini alırsın dileğiyle bu hediyeyi verdi.
    İşte alın size umut!

    Yarım çay bardağı limon suyu
    Yarım çay bardağı su
    1 paket margarin veya 250 gr lık tereyağ(oda sıcaklığında)
    1 paket kabartma tozu
    1 çay bardağı sıvıyağ
    Tuz
    Aldığı kadar un

    Üzeri için :

    Yumurta sarısı
    Çörekotu

    Hazırlanışı:

    • Öncelikle un dışındaki malzemeleri bir karıştırma kabına alıp hepsini birbirine karıştırın.
    • Ardından azar azar ununu ekleyin.
    • Yumuşak bir hamur elde edince un eklemeyi bırakıp az yoğurun birbirine ve yağı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
    • Yumurta sarısını sürüp çörekotu serpin ve 170-180 derece ısıtılmış fırına verin.

    26 Temmuz 2011 Salı

    Patlıcanlı Makarna

     Sıcak havanın çökerttiği rehavet birde yaşadığımız gelgitlerin bileşkesi daha bir yılgınlık veriyor.Burası bir yemek blogu melankolinin anlamının hakkının verilme yeri değil ama netameli bir ruhun havası yüzünüze çökmüşse şen-şakrak bir cümle yığını kuramıyorsunuz.Dürüstçe bunları yazmak daha fazla değiştiriyor yüzünüzün halini ruhunuzun yıkıntı halini..
    İnsan anlattıkça bazen yenildiğini hisseder ama rahatlamanın verdiği hafifliktir o sırada anlayamadığım.
    Dünya konuştukta düzelicek iyileşicek diyorsak herkesin cümlelerini esirgemediği ve inancı,umudu eksiltmediği bir gelecek inancıyla hadi gülümseyelim!

    Dün bir sürü işten sonra annemle ne yapsak diye düşünüp son karar "patlıcanlı makarna mı yapsak ?"diye sorduğumuz sorunun cevabı olarak çıktı karşımıza bu güzel lezzet.
    Biliyorum içinizden"e tabi herbirine güzel lezzet diyorsun çünkü sen yapıyorsun"diyen çıkabilir haklılık payı yüksek ama gerçekten deneyip beğenmeyen çıkanlar muhakkak yazsın bilelim.Herşeyi eğrisiyle doğrusuyla bilirsek net cevablarımız olabilir.

    Hiç denememiştim bundan önce patlıcanla makarnayı sadece bir kere bir dergide görmüştüm ama sadece görüntüsü aklımdaydı tarifi hiç hatırlamıyorum,kendimce denedim ve annemde çok beğendi.Deneyenlerin de beğenmesi dileğiyle.
    3 orta boy soğan
    3 domates
    3-4 diş sarımsak
    3-4 adet sivri biber
    Yarım paket makarna
    3 adet patlıcan(orta boy)
    2 çorba kaşığı zeytinyağ
    250 gr yemeklik kıyma
    Pul biber
    Tuz

    Üzeri için:

    Nane
    Rendelenmiş kaşar peyniri

    Hazırlanışı:
    • Tavaya önce yağı koyup ardından yemeklik (küçük küçük)doğanmış soğanları ekleyip kavurun.
    • Soğanlar biraz kavrulduktan sonra minik doğranan sivri biberleri de,sarımsağı da ekleyip kavurmaya devam edin.
    • Ardından kıymayı da ekleyip kıymayla birlikte kıymayı kavurun.
    • Kıyma kavrulurken patlıcanları alacalı şekilde soyup küçük küçük doğrayın.Doğranan patlıcanları tuzlu suya koyun ve biraz tuzlu suda bekletin.
    • Makarna suyunu da ocağa koyun kaynayan suya tuz ekledikten sonra yarım paket makarnayı da ekleyip 9-10 dakika haşlayın.
    • Kıyma kavrulduktan sonra rendelenmiş domatesi,pul biberi ekleyip ocağın altını açın ve harlı ateşte 2-3  dakika çevirin.
    • Tuzlu suda bekleyen patlıcanları 1-2  kere sudan geçirip tuzunun gitmesini sağlayın ve avucunuzda iyice suyunu sıkıp kıymalı karışıma ekleyin.
    • Patlıcanlarla beraberde harlı bir şekilde 4-5 dakika kavurun ve arından tavanın kapağını kapatıp ocağı kısın.
    • Haşlanan makarnayı süzgece alın üzerinden bir soğuk suda geçirip kenara koyun.
    • Patlıcanların pişip pişmediğini kontrol edin,fazla yumuşamasın orta yumuşaklıkta pişsin.yaklaşık 6-7 dakika yeterli olabiliyor.
    • Patlıcanlarda piştikten sonra makarnayı,tuzunu da ekleyip birbirine karışmasını sağlayın.Ağzını kapatıp kısık ateşte makarnayla da beraber 2-3 dakika ocakta tutun.
    • Altını kapadığınız makarnayı servis tabağına alıp isterseniz kaşar peyniri ve doğranmış nane ile servis edin.

    25 Temmuz 2011 Pazartesi

    Çevreci Omlet

    Bugünlerde cümleler kısa tutulsa..
    Herkes cevab peşinde koşup karşısındaki sorulara boğmasa
    Umudu olanların o güzel umudlarını kırmak adına birileri kendi umutsuzluklarıyal  karşısındakini yormasa,yıkmasa.
    Zaman akarken dalga sesi gibi cüretkar rahatlatan sesler fon müziği olsa parazit sesler uzak olsa
    Suretler gönülden,sesler kulaklardan kazınmasa
    Unutulmalı diye zorla kafamıza kazınmaya çalışılanlar unutulmasa
    Beklentiler olmasa ve gönülden geçenlere ket vurulmasa
    Karşımızdakinin özgürlüğü bir diğerinin mutsuzluğu olmasa
    Ya da birinin mutluluğu diğerinin ebedi mutsuzluğu olmasa
    Umut fakirin ekmeği değil dünyanın nimeti olsa
    Ya da bütün se-sa ile noktalanan cümlelerden se-salar atılsa yaşam ne kolay ve de ne kadar mutlu olur değil mi?
    Aynı Akdeniz&Ege'nin havasındaki neşe ve neşeli ruhlar gibi!
    ***
    Pazartesi sabahı bugün yeni bir hafta başlıyor,herşeyin dün beni tadıyla bu şaşırtan omlet gibi herkesi şaşırtıp mutlu etmesi dileğiyle!Çünkü şaşırıp mutlu olunca daha bir fazla oluyor mutluluk oranı..
    Biliyorum adı ilginç gelicek ama dün anneannemden dönerken ne güzel böyle bir ad çünkü bir sürü ot aldı.Yayınlanmak üzere yapılmış bir tarif değildi öyle ne varsa karıştırdım gibi birşey oldu ama tadını hiç böyle beklemiyordum hatta reyhan kötümü yapıcak derken cidden çok beğendik ki ben yumurta çok sevmem!Birde omlet tarifi de verilir mi derdim ben ama öneri mahiyetinde de veriliyormuş kendi kendime ders verdim.

    Çevreci omlet :-)

    • Yumurta
    • Maydonoz
    • Dereotu
    • Reyhan
    • Nane
    • Mihaliç,abaza,beyaz peynir
    • Tuz
    • Tereyağ
    Yumurtaları kırıp iyice çırpın.Reyhan,maydonoz,dereotu,naneyi yıkayıp ince ince kıyın.Ardından yumurtaya karıştırın sonrada içine 2-3 çeşit peynirden az az ekleyin(isteyen sadece beyaz veya kaşar peynir).Tavaya koyduğunzu tereyağ eriyince omleti de boşaltın ve kısıkta pişirin.Ters çevirip diğer tarafınında pişmesi sağlanınca servis tabağına alın.

    19 Temmuz 2011 Salı

    Sodalı&Yoğurtlu poğaça

    Ne kadar uzun bir zaman olmuş?
    Son 3-4 aydır yaşamımıza dair her türlü sızı,sevinç,sıkıntı açıkçası birbirine  geçmiş bütün zıtlıkları bu aciz bünyelerimizde topladık aile boyu ve bireysel olarak!
    Blogumu hergün düzenli açıp hatta bazen gün içerisinde fazlasıyla açan biri olup hiç içimden ne bişey yapasım ne de yazasım gelmeyeceğimi deseydi birii nanmazdım ama oluyormuş işte.
    Hayırlısı deyip işin içinden kendimi hem sıyırmak hemde bizi biz eden en yücesine sığınıp tevekkül etmekten başka bir niyetim yok.
    Bugünlerde geçicek belki etkisini ömrümün sonuna kadar hissediceğim ama bundan hiç gocunmayacağım..
    ***
    Bugünlere güzel bir tat olan geçtiğimiz pazar günü bizim yarı sosyolog yarı tarihçi ve tam gazeteci Esra hanımın güzle manzaralı balkonuna misafir idik diğer Sosyolog İsmehan ile.
    Onlara giderken poğaça götürmek için mutfağa girdim sabah sabah ve uzun zamandır bu işlerden uzak kalmanın nasıl bir özlem getirdiğini gördüm.Bir önceki akşamda anneannemde Bulgur pilavı yaparken bunu daha da fazla hissedip zevk almıştım sanki ilk defa mutfağa giriyormuş gibi..

    Yoğurtlu poğaça klasiktir çocukluğumuzdan beri ama ben birde soda da katsak ne olur dedim ve arkadaşlarımda annemlerde çok beğendiler.

    Malzemeler:

    1 şişe soda
    1 su bardağı yoğurt
    Yarım su bardağından biraz fazla sıvıyağ
    2 kabartma tozu
    2 tatlı kaşığı şeker
    1 tatlı kaşığı tuz
    3 yumurta (birinin sarısı ayrılıcak)
    Aldığı kadar un

    İç harcı:peynir,zeytin.kısaca ne isterseniz.

    Hazırlanışı:

    • Un dışındaki malzemeleri elinizle karıştırın.
    • Ardından azar azar unu ekleyip sert olmayacak şekilde bir hamur elde edin.
    • Bu hamuru 15-20 dakika dinlenmeye bırakıp ardından istediğiniz iç harcı ile hazırlayıp fırın tepsisine dizin.
    • Üzerlerine yumurta sarısı sürüp 200 dereceli önceden ısıtılmış fırına verin.
    *Yumurtaları 2 tane koyucaktım ama yanlışlıkla diğerini de kırmışım!Bu sebeple 3 tane oldu aslında isteyen 2 ile de yapabilir.Yalnız böyle de bir fazlalığı olmadı.

    Supangle

    Bu tatlıyı ne zaman yesem,yapsam annemin eski evimizin küçük mutfağında gösterdiği çaba hep aklıma gelir. Mikser,blender yok iken süzgeç...