21 Temmuz 2012 Cumartesi

Her daim hoş gelir Ramazan-ı Şerif

"Bu sene de Ramazana kavuştuk seneye nasip kısmet" derdi anneannem ve bu seneye kavuşamadı.Geçen sene ramazanın 20.günü bu dünyadan ebedi istırahatgahına giden anneannemsiz ilk ramazan..
2.gün oldu hala anlayamadım ama umarım ileriki günlerde kavrayabileceğim.
Ramazanda kalabalıklar,sesler,renkler,gülüşmeler vs vs herşey bir ayrı güzel görünüp göze batmıyor.İnsan oruç ile içindeki birçok şeyi sindirebilme yetisine sahip olabiliyor.İdrak edebilen için ramazan-ı şerif ayrıcalıklarıyla varrolukern idrak edemeyenler bu tattan mahrum oluyor.
Dilerim Allah bizi de idrak edebilenlerden eyler..
Bu ramazan ilk gün tatlı ve komposto yapmak dışında birşey yapamazken bugün (yani 2.gün)4 çeşit şey yapabildim.Umarım ileriki günlerde muhabbetle taşan,yemeklerin bereketliliğiyle varolan,güleryüzlerin hediye olduğu sofralar bizleri bekliyordur.
***
Bu yemeği yaparken en son baharatları koyunca bir an kendimi Asya yemeklerinden hazırlar gibi hissettim.İngiltere'de geçirdiğim Ramazan'da yediğim Pakistan yemeklerinin kokusu etrafa yayıldı.Ramazan nedeniyle daha tadamasam da güzel kokuların yayıldığı bu yemek için iftar sonrası da tadına dair küçük bir not düşeceğim.

Sebzeli Kuskus*

Malzemeler:
  • 2 su bardağı kuskus
  • 1'er adet kabak,kırmızı biber,havuç,çarliston biber ve patates
  • 2 diş sarımsak
  • 9 çorba kaşığı zeytinyağ
  • 1'er tatlı kaşığı karabiber ve kimyon
  • 1 çay kaşığı tarçın
  • 1 tatlı kaşığı zerdeçal
  • Yeteri kadar tuz
Hazırlanışı:
  1. Sebzeleri jülyen doğrayıp,5 çorba kaşığı zeytinyağı ile soteleyin.
  2. Ayrı bir yerde,4 çorba kaşığı zeytinyağı ile kuskusu 3 dakika kavurun.
  3. 3 su bardağı su ekleyip,yumuşayana dek pişirin.
  4. Kuskuslar piştikten sonra karabiber,kimyon,tarçın,zerdeçal ve tuz ilave edin.Sebzeleri ekleyip karıştırın. 
Önemli bir not:İftara bize gelen arkadaşım da dahil olmak üzere annemlerden de övgü aldı.Bende çok beğendim Zerdeçalın o kattığı lezzet başlı başına birşey,herkese tavsiyemdir ki arkadaşım hemen tarifini istedi bende "bloga bakabilirsin yayında bile"dedim:-)
*Sofra dergisi 2010 ekim sayısından alınmıştır.
**"Harissa sos ile servis yapın"diye de not düşülmüş dileyen bu şekilde yapabilir ben sossuz hazırladım.

14 Temmuz 2012 Cumartesi

Emine Teyzenin Patates Lezzeti

Bir gün çocukluk arkadaşım hani buralarda da zikrettiğim Fatma bize gene elinde güzel bir lezzet ile geldi.Yıllar önceydi tarih dahi hatırlamıyorum ama o güne dair aklımda ve midemde en kalıcı olanlardan biri bu nefis lezzet oldu.Hiç yememiştim böyle birşey  sonraki yıllarda bunun klasik birşey dahi olduğunu öğrenecektim ama benim için ziyadesiyle özeldi ve halen de öyledir.Annesi Emine Teyzenin klasik tatlarındandır bu patatesli lezzet,o tatlardan meşhur olan kurabiyesini de tez elden yayınlayacağım inşallah çünkü her seferinde fotoğraflayamadan bitti!
Bugün dışarıda buluştuğumuz küçük teyzeme sabah yaptığımdan bahsederkern "dolabta hep bulunmalı bu patatesli"dedim.Neyse bu sefer sözü uzatmayıp tarife geçiyorum,halen çevremde hiç denememiş,tatmamış arkadaşlarım için özellikle eklenmiştir diye de not düşüyorum.
***
Bu tarifi alırken bir isim almamıştım,onların not defterinde de isim yoktu patatesli yazıyordu.Bende Patates Lezzeti diye isim taktım:-)


Malzemeler:
  • 4-5 patates(büyüklüğüne göre değişir çok büyük bir patates 2 ya da 3 bile yetebilir)
  • 1,5 su bardağı yoğurt
  • 1 su bardağı sıvıyağ
  •  2 yumurta
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 su bardağı un
  •  Tuz
  • Karabiber
Hazırlanışı:
  1. Patatesleri soyup ufak ufak doğrayın.
  2. Bir kapta yumurtaları iyice çırpın ardından sıvıyağı,yoğurdu ekleyip karıştırın.
  3. Unu ve kabartma tozunu ekleyip karıştırdıktan sonra patatesleri ekleyip karıştırın.
  4. Tuz ve karabiberi de ekleyip karıştırın.
  5. Önceden ısıtılmış 200 dereceleri fırına verin ve kızarana kadar pişirin.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Frambuaz Soslu Muhallebi


Dile kolay 4 sene geçti gitti bitti.
Buraya ilk başladığımda dershanedeydim ardından okul ve şimdi mezuniyet. Biraz daha küçükken bazen sıkıcı bazen de alaycı bir bakışla dinlediğimiz büyüklerin cümlelerini gün geçtikçe biz kurar oluyoruz.Örneğin benim "geçen gün ömürden"deyip benden birkaç adım önde olanlara benzemem gibi.Ömürden yediğimiz bu zamanlara irili ufaklı bir sürü şey sığdırıyoruz.5-6 yıla bakıyorum öyle çok şey sığmış ki!
Okul,dersler,mezuniyet derken ortaya karışık birşeyler yapıp durdum buralarda.Şimdi meuzn olmuş bir birey olduğum için ordan bakınca her ne kadar ahatlamış görünsemde aslında o kadar da kolay olmuyor."Biri biter diğeri başlar"dedikleri gibi birinin bitişi diğerinin de başlayacağının resmi oluyor.İşin özü daha debelenecek çok iş sayılı nefesin eşlik edeceği çok yol var.
Zamanı arada durdurup burada olmaya devam inşallah!
Bu yaz günlerinde aslında mutfağa giriyorum ama hep yapılmış,bilinmiş tarifleri üzerinden günü kurtarmış sayıyorum kendimi.El ölçüsü ile iş yapan annem nedeniyle de yemek yayınlamakta sıkıntı yaşıyorum bir yandan da bunu karşısında da dile getirdiğim annemi afişe etmiş oluyorum:-)
Neyse Ramazan geliyor inşallah yemekler de göz gönül açar.
Bu tatlı vişne soslu yapılacakken pazartesi günün alınan frambuazlar sayesinde uydurulmuş tatlımın üst kısmını da çevirdim frambuaza,iyi de oldu hatta bu sabah kahvaltıya gittiğimiz komşuya da götürdüğümüzde çok beğendiler!
Şeker ayarını sorduğumda Aynur teyze çok beğendiğinizi "light tatlı"gibi olmuş dediğini de unutamayacğaım.
Afiyet olsun bu sıcaklarda herkese..

Muhallebisi

1,5 litre süt
5 çorba kaşığı un
1 su bardağı+1 çorba kaşığı tozşeker
1 paket krema
150 gr kuvertür beyaz çikolata

Frambuaz sosu

750-800 gr frambuaz
2 paket tart jöle(küçük paket olanlar)
4 çay bardağı su
3-4 çorba kaşığı tozşeker

Hazırlanışı:
  1. Öncelikle unu,sütü,şekeri iyice çırpın pütürlerini bitirin.Ardından orta ateşte karıştırarak pişirin.Hazır olunca muhallebiyi kısıkta 2-3 dakika daha pişirip altını kapatın.
  2. Ayrı bir tavada kremayı ısıtın ve bir iki fokurdayınca çikolatayı ekleyip ve hızla erimesini sağlayıp altını kapatın.
  3. İlk başta hazırladığınız muhallebi ile çikolata ile olan kremayı birbirine karıştırıp mikserde 4-5 dakika çırpın.
  4. Hazır olan muhallebiyi servis edeceğiniz kaplara 2 parmak eksik kalacak şekilde paylaştırıp soğumaya bırakın.
  5. Bir taraftan da tart jöleyi suda şeker ile ezin frambuazları da pişireceğiniz kaba koyun ve üzerine hazırladığınız tart jöleyi yun.Orta ateşte çok karıştırmadan ve karıştıracağınıza zaman da narince karıştırarak pişirin.
  6. Bir iki kere kaynayıp kıvamlaşınca altını kapatıp sıcak sıcak muhallebilerin o kalan kısmını da bu karışımla doldurun.

3 Haziran 2012 Pazar

Labne ile Kakaolu Kek

Geçtiğimiz günlerden bir akşam "gün bizim güneş bizim"adlı Sezen Aksu şarkısı dolandı dilime..Baktığım fotoğrafların bazıları belki hissettirdi belki de son günlerde yaşadığımız biribirinden uzak bir o kadar yakın olay,kimbilir?
Melankolik cümleler kurarak aslında ömrümüzün ne kadar da daraldığını ve kısır bir döngüye hapsolduğunu görüyorum ama bazen istediklerimiz değil,bunların ötesinde bir işleyişin olduğunu hatırlamamız gerekiyor.
Acı,sevinç,hüzün,kahkaha,ağlayan,gülen vs vs
Herşey zıddıyla kaim iken bu dünya da zıddını bildiğimiz ikisininde tadına hemhal olmamızı sağlıyor.İyi bir hayat sürdüğümüzü hissetmemiz kötüyü görmemizi gerektiriyor ki ömrümüze "iyi"sıfatını ekleyebilelim.
İşte bu çapraşık,karmaşık günlerde koşup,yaşayıp duruyoruz.
Üniversiteye hazırlanırken girdiğim şu yolda şimdi mezuniyet günlerine ulaştığımı görmekte adını koyamadığım sevinç&hüzün karışımını getiriyor.Yüklendiğimiz bütün zıtlıklarla beraber bir ömrü öyle veya böyle tüketiyoruz.Amma velakin ummak yerine bunun için uğraşacağımız "nitelik"sıfatıyla haiz olmuş bir ömür için çalışmayı yeğlerken herkese kendilerine göre böyle bir nitelik eklemlenmesini istiyorum,dikkatinizi çekerim dilemiyorum ummuyorum!
Yaşadığımız ömrü bir marangoz ya da berber olarak geçirmekle akademisyen,işadamı olarak geçirmenin ya da "anne"olmanın alt metnini doldurarak geçirmenin arasında hiçbir fark göremiyorum."İnsan olmak"lütuf değil olması gereken,bunu kavradığımızda zaten üstte bahsettiğim meslek grublarının hangisinde olursanız olun "fayda" ölçekli bir ömrü tüketmiş olacaksınız ve bu dünya o kadar da sıkmayacak hem ruhlarınızı hem bedeninizi..Bizim elimizdemi bu derseniz evet sizin elinizde,inandığınızda başladığınız herşey sizi yarı yolda bırakmayacaktır..
***
Yakın zamanda yaşanan hadiseler hızlı düşünüp herşeyi tartar hale getirtti ve bir an olsun el etek çektirtti ama bunun meyvesini de cümlelerimle gördüm.Farkındayım burası bir yemek blogu ama yaşıyoruz değil mi her haliyle?
Günlerdir defalarca yaptığım bu kek bir sürü ayrıntılı lezzet ile uğraşamadığımız günlerde kurtarıcı oldu ki şu anda dolabta var.Rasgele yaptım,Papatya Prenses'e ait şu kurabiye tarifindeki Labne peyniri ilham oldu bu keke de labne eklemem için,aslında labneli kek yapıyordum ama o daha farklı olurdu.Teşekkürler Papatya!

Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 1,5 su bardağı şeker
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çorba kaşığı dolusu labne peyniri
  • 1,5 çay bardağı sıkılmış portakal suyu
  • 1,5 çay bardağı sıvıyağ
  • 2 çorba kaşığı kakao
  • 2 su bardağı +1 çorba kaşığı un
Hazırlanışı:
  1. Yumurta ve şekeri krema kıvamına gelinceye kadar çırpın,portakal suyu,sıvıyağını ve labneyi ekleyip tekrar karıştırın.
  2. Kakaosunu koyun.Unu azar azar ekleyin ve kabartma tozunu da ekledikten sonra bir kez daha karıştırın.
  3. Yağladığınız kalıba keki döktükten sonra önceden ısıtılmış 160 dereceli fırına verin.
*Unu 2 bardak koyduktan sonra 1 çorba kaşığını eklemeden geçmeyin muhakkak ekleyin.
*Fotoğrafı daha güzel çekmek istesemde bugünlerde bir sürü yetiştirme telaşında olduğum işler arasında bu kadar ufak bir ayrıntıya dahi vakit yok..Birde çok çabuk tüketiyoruz çünkü gerçekten çok çok beğenilen bir kek oldu evdekiler ve gelen misafirler için..

21 Mayıs 2012 Pazartesi

Tavuk Kıyması ile Köfte

Ailemin yetiştiği Doğu topraklarında et denince "kırmızı et"gelir akla ki biz Tavuk eti nedeniyle son yıllarda "kırmızı"diye sıfat ekleyip ayırır hale getirdik.Çünkü et bir tanedir o da kırmızı et diye tarif ettiğimizdir.Son yıllarda tavuk etinin hem cebe uygunluğu hem de halkımız tarafından sevilmesi nedeniyle çok tüketilir oldu.Bunlara rağmen bende hiçbir şekilde bir karşılık bulmadı!Hem dedelerim hem de anneannemin sülalesi kırmızı ete çok düşkün ailelermiş ki hala bunu devam ettirenler var.Beni de bu silsileye katıyor annem ve teyzemler.Evet her ne kadar şu an tavuk etinden köfte yayınlasam da ben sevmem tavuk etini ve bu köfte de nadir yediklerimdendir.Çünkü tavuğu bu şekliyle başka bir lezzet haline getiriyor baharat vs ile o zaman da yenir hale geliyor.Hoş sevenlere sözüm yok herkese afiyet bal şeker olsun..Önüme geldiğinde de yerim ama "et"diye birşey dendiğinde tavuk eti aklıma düşmez..Tavuk döner yemem sebze ile çeşnilendirilirse yerim,tiritte gene birşeyin içinde diye velhasıl çeşnilendirilirse tüketmeye çalışırım.Bu kadar olumsuz cümle sonucunda ironik dursa da bu köfteyi bu haliyle tavsiye ediyorum.Mahalle kasabınız varsa kıymayı satır ile hazırlamasını söyleyin ve ondan yapın böyle köftenizi gerçekten çok leziz oluyor.Sonra 5*6 tane yiyin..
Afiyet olsun..

Malzemeler:
  • 1 kilo satırla hazırlanmış tavuk kıyması
  • 1 çay bardağı ekmek kurusu
  • 1 orta boy soğan
  • 1-2 tatlı kaşığı zeytinyağı
  • 1tatlı kaşığı tereyağ
  • Kekik
  • Tuz
  • Pulbiber
  • Kimyon

Hazırlanışı:
  1. Kıymayı yoğurma kabına alın,soğanı rendeleyip ekleyin ve diğer tüm malzemeleri koyup iyice yoğurun.
  2. Hazır olan köfteye yassı oval şekiller vererek hazırlayın ya da isterseniz yuvarlak yassı yapın.
  3. Teflon tavaya azıcık sıvıyağ gezdirin ve kızınca köfteleri dizip pişirin.

17 Mayıs 2012 Perşembe

Lokum gibi Enginar

" Lokum gibi oluyor bu meret!"deyip deyip yerim ben bu nefis nimeti.Zaten bu kadar et yemeye meraklı biri için bu denli zeytinyağlı sevgisi,sebze sevgisi de fazla ironik duruyor bunun da farkındayım ama ne yapalım ki hiçbirinden vazgeçmeye niyetim yok.Enginar çok ama çok sevdiklerimden aynı yer elması gibi amma velakin şu 5 seneye yaklaşan blog zamanlamamda becerikli ama ölçü noktasında her yaman ev hanımı gibi "göz kararı"ile iş yapan annem nedeniyle yazamadım,enginar ve bir sürü özel,güzel tarifi.Bugüen kısmetmiş artık demekten başka elden birşey gelmiyor.
Geçen hafta bu senenin ilk enginarını yedik,biraz geç kaldık farkındayım ama bazen böyle olur işte.Fatih camiinin kapısında bir tezgahtan aldım ve harika çıktı!Hatta annem niye 10 tane almadın diye de dokundurdu.Benim uydurmam olan bir köfteli enginar  tarifi de inşallah yapabilirsem en kısa zamanda burada olucak,söz..
Tam enginarları fotoğraflıyordum annem gözü gibi baktığı menekşesini de getirdi önüme ve ona da poz verdirmek istedi..

Zeytinyağlı Enginar
  • 5 adet enginar
  • 2 adet havuç
  • Yarım su bardağı bezelye
  • 1 soğan
  • 2 adet patates
  • 3-4 diş sarımsak
  • 3 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 1 çay kaşığı tozşeker
  • Tuz göz kararı
  • 1 su bardağı kaynar su
  • Yarım limon
  1. Enginarları yıkayın ve tavaya dizin.Kaynar suyunu da ekleyin
  2. Havucu soyup minik minik doğrayın bezelyeler beraber enginarların içlerine koyun.Soğanı,sarımsağı,limon suyunu da ekleyin.
  3. Şeker,tuzu,yağı da ekleyin ve kapağını kapatıp kısık ateşte pişmeye bırakın.Yaklaşık 15 dakika kaynadıktan sonra minik minik doğranmış patatesleri ekleyin.Tekrardan kapağını kapatıp kısık ateşte pişmeye bırakın.
  4. Pişip pişmediğini kontrol ettikten sonra pişince altını kapatın.
  5. Enginarlar soğumaya durunca ince kıyılmış dereotu üzerine gezdirin.
*Bazı enginarlar çabuk pişer bu sebeple suyunu kontrol edin,eğer zor pişerse daha çok su isteyebilir.
*Birde eğer taze soğan olursa taze soğan ile de yaparlarsa güzel olur diye annem ekledi..
*Bugün bize gelen annemin kuzeninin eşi Nazan teyze de bir püf noktasından bahsetmiş.Tozşeker serpmek yerine her birine bir küpşeler eklemelisin demiş.Nazan teyze çok teşekkürler bu bilgi için!

15 Mayıs 2012 Salı

Çilek Püreli Tatlı

Geçtiğimiz cuma günü gelen misafirlere(yani bir alt yazıdaki misafirler)yapacağım tatlı pastamı olsa,kurabiyemi derken annem içeriden "süt aldım amcadan hani sütlü tatlı yapıyordun"diye seslendi.Malum bizim sütçü amcamız var birde ve süt varsa o sütlü tatlı rulo pasta gibi hem sütün tadnın tadının hissedileceği hem de yoğun kullanılacağı birşey olması lazım.Bir yandan da annem buzlukta çilek var kullan derdinde onlardan birşey çıksın derken Papatya Prenses'in bir zaman önce yayınladığı bu tarif geldi aklıma ve hemen baktım.O tarif bana yol gösterici oldu,muhakkak böyle tarif çoktur ama ben onun tarifine bakarak kendimce birşeyler yaptım.Benim kendisini pastaya,tatlıya kullanmamı beklemekte olan bir paket kedi dili ile çilekler değerlendi ve mis gibi taze sütte tatlı oldu.Misafirlere önce kahvaltı sonrası sunarım dedim sonra da olsun masaya biraz koyayım deyip birkaç dilimi gördüğünüz üzere servis tabağına koyup masaya getirdim.Misafirlerin ufaklıkları tatlı yiyorlar ama yarım dilim, "hayırdır neden az alıyorsunuz"diye sorduğumda verdikleri cevaba çok güldük!Sanmışlar ki o kadar var tatlı,utandım bunu duyunca yahu olur mu ben size hususi yaptım Salih Emir paşanın çilekli herşeyi sevmesi nedeniyle yaptım demedim mi diye de ekledim.Velhasıl misafirlerin çoğu çift dikiş giderek yedi herkes nasıl yaptığımı sordu ilk denemede böyle sözler almak hoş oldu güzel oldu..Papatya Prenses çok teşekkürler yol göstericilğin için..
 Bende ancak akşam masama geçtiğimde tadabildim,gördüğünüz üzere kitap,kalem,test.
  • 1 paket kedidili bisküvi
  • 1 litre süt
  • 2 çorba kaşığı un
  • 2 çorba kaşığı nişasta
  • 1 su bardağı+yarım çay bardağı şeker
  • 2 paket vanilya
  • Yarım paket krema
  • Çilek(istediğiniz kadar,bizim yaklaşık yarım 500-750 gr arası idi)
  • 1 ,5 çorba kaşığı nişasta
  • yarım çay bardağı şeker
 Bisküvileri ıslatmak için
  • çilek püresinden 1-2 kaşık
  • yaklaşık 1,5 çay bardağı süt

Hazırlanışı:
  1. Öncelikle çilekleri rondodan geçirin.Rondodan geçirilen çilek püresinden 2-3 kaşık alıp 1,5 çay bardağı süt ile iyice karıştırın.
  2. Dikdörtgen borcama kedidilinin hepsini dizin.Hazırladığınız çilekli&sütlü karışımı fırça yardımıyla kedidillerinin üzerine sürün.
  3. Tencereye sütü,unu,nişastayı,vanilyayı ve şekeri ekleyip pişirin.Kaynayan muhallebiyi bir iki kere daha kaynatıp altını kapatın ve tezgahın üzerine alıp soğumaya bırakın 30 dakika bekletin.
  4. Orta sıcaklığa gelen muhallebiye kremayı ekleyip mikserde 3-4 dakika çırpın.
  5. Hazırlanan kremayı ıslattığınız kedidillerinin üzerine döküp soğumaya bırakın.
  6. Tatlınızı soğumaya bıraktıktan sonra rondodan geçirip hazırladığınız çilek püresini nişasta ve şeker ile pişirin.Pişen püreyi soğumaya bırakın ve o da sıcak ılık arası bir hale gelince tatlının üzerine döküp soğumaya bırakın.

13 Mayıs 2012 Pazar

Tebessüm Sofrası


Güzel sofralar güzel muhabbetlerle bu sıfatı kazanıyor..
Güzel insanlar güzellik katıyor..
Güzel nimetler de bunu tamamlıyor..
***
Yalovalılar Gelmiş yazısındaki ekip bir eksik ile(Hatice gelemedi) ve annemlerin bir başka arkadaşı ile bu sefer kahvaltıya geldiler geçtiğimzi cuma günü.Ben olamayacaktım ALES sınavı,sınavlar vb gibi  yoğunluklarımdan sebep duramayacakken 1 saatliğine kaldım ve bu yoğunlukların arasına güzel tebessümler sığdırdım.Sevdiğiniz,saydığınız şahsiyetlere zaman ayırın ve onlarla güzel vakitler geçirerek ömrün değerini çıkarın,bunu bir kere daha anladım.
 Her mevsim sofrayı süsleyenler ayrı güzel ama şu yeşil ile kırmızı ne de güzel duruyor sofrada..
 Emine teyzenin tarifiyle "Patatesli Kek"hoş o tarife kek dememişti ama ben gene de yayınlamadan önce asıl bir isim varmı öğreneyim.Bu arada nefis birşey ve o gün bitti hem de 2 ölçek yapıldığı halde!
Çilek Püreli Tatlı
Ah bal&Kaymak,ya reçel?Mis gibiler,harikalar,bir sofrayı tatlandıran harika bileşim..
Geçtiğimiz günlerden birinde  bu peçeteleri gördüğümde bir paket almıştım ama sofrayı kurarken hayıflanıp neden daha fazla almadım diye sorar oldum,umarım hala vardır..

29 Nisan 2012 Pazar

Kurabiye veren eczacı ilaç verene tercih edilir değil mi?

Tilki olmasalarda ve olmasakta bizim de bir kürkçü dükkanımız var pazar hariç hergün gülcemallerimizi bir araya getirdiğimiz!
İşte bu kürkçü dükkanının eczacı güllerinden bir tanesi bir kurabiye sundu ağzımın tadına tat katmak için günlerden bir tanesinde,ağzıma attım bir tane o miniciklerden ve ikinciyi de üçüncüyü de istedim ama kabı hemen verdim abartmamak için:-)
Neyse tarifi istedim hatta ekledim "doktor olmasanız da ne olur olmaz yazısı karışık olmasın diye,malum doktorların karışık yazısını o kadar iyi okuyanlar onlara da benzeyebilir değil mi?"Neyse birkaç gün içinde tarif ulaştı bana ama gördüğünüz şu fotoğraf karesi olarak geldi.Annesinin tariflerindenmiş ve o bu fotoğraf karesini de annesinin tarif defterinden çekmiş.Bu fotoğrafı gördüğümde güldüm durdum ama dedim güzel sen bundan sonra bulduğun değişik tarifleri çek fotoğrafını gönder,şimdi ondan yeni tarifleri ısrarla,kararlılıkla bekliyorum.
Bu kurabiyeyi tarifi aldığımdan beri 2 kere yaptım hatta abim ikinci kez yaptığım zaman gelmiş "bunların hepsini yiyebilirim,öyle birşey olmuş"diye ekleyerek güzelliğini kendince onayladı.Herkese ısrarla tavsiye ediyorum muhakkak yapın vazgeçmeyeceğinize eminim:-)
Malzeme listesindekileri ununu azar azar ekleyerek hazırlayın.Kurabiye hamurunuzdan ufak parçalar alarak gördüğünüz üzre minik minik kurabiyeler yapıp yağlanmış fırın tepsisine dizip yumurta sarısı sürün.Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırına verin.
Eczacı tayfa ve tarifçi üyesi yeni tariflerinize,kebap muhabbetinize açığız hem de 7/24
:-)

10 Nisan 2012 Salı

Çocukluğun Klasik Pastası=>Bisküvili Pasta

Çocukluğumuz;
Mozaik pasta
Rulo pasta
İrmik tatlısı
Un kurabiyesi
Supangles
ve tabiki Bisküvili Pasta

Herkes için klasik olup,herkesin bildiği,yaptığı tarif deyip burun kıvrılanlar aslında bunca tarifin en güzelleri ve yol göstericileri desek çokmu abartmış oluruz?
Hayır tabiki!
Cheesecake de severim yaş pastada ama bisküvili pastayı her koşulda her gün yiyebilirim.Yaklaşık 5 seneye giden blogumda her yaptığımda yayınlayayım deyip bir türlü fotoğraflayamadım ya da tam öçüyle yapmayıp göz kararıyla yapmaktan ekleyemedim.Benim için bu klasik tarifleri eklemek ahde vefa gibi geliyor ve karışımlarımı yayınlamaktan daha da çok heyecanlanıyorum.
***
Klasik olandan 2 noktada şaşmış gibi dursam da istemeyen bu şekilde yapmayabilir.2 nokta şudur çikolata ekleme kısmı isteyen eklemeyebilir,bisküviyi de burçak ile de sevdiğimden öyle yaptım,isteyen pötibör bisküvi ile yapsın ki ben aslında pötibör ile yapıcaktım ama işte burçakla yapsam dedim..
Malzemeler:
  • 1 litre süt
  • 3 çorba kaşığı un
  • 1 çorba kaşığı tepeleme kakao
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı şeker
  • 2 paket 80 gr lık bitter çikolata
  • 2,5 paket burçak bisküvi
  • Üzeri için:Hindistan Cevizi
Hazırlanışı:
  1. Sütü,unu,kakaoyu,şekeri ve yumurtayı bir tencereye koyun ve blendırdan geçirin.Blendırdan geçirdikten sonra orta ateşte yanan ocağa oturtun ve fokurdayana kadar karıştırarak pişirin.
  2. Pişen muhallebi kıvama gelince ocaktan alın 3-4 dakika bekletin ardından çikolatayı da ekleyip mikserle 1-2 dakika karıştırın.
  3. Dikdörtgen ya da kare borcama(ben dikdörtgen kullandım)birküvileri bir sıra dizip muhallebiden koyun,ardından bir sıra daha bisküvi ev muhallebi ve son olarak 3.kar bisküviyi de dizip kalan muhallebinin hepsini döküp soğumaya bırakın.
  4. Soğuduktan sonra üzerine bol hindistan cevizi serpin,afiyet olsun.

9 Nisan 2012 Pazartesi

Naneli Kurabiye

Fatih'te yaşayanlar bilir Protein unlu mamülleri ve güzel haşhaşlı çöreklerini,simidini,acıbademini vb gibi daha birçok lezzetini..Geçtiğimiz günlerden bir gün acıbadem almak için gittiğimde tuzlular da cazip göründü gözüme ve üzerine haşhaş olan ince uzun tuzlulardan alırken yuvarlak ama içinde yeşil birşeyler olan kurabiyeler gördüm,ardından sordum "bunlar dereotlumudur"diye,cevab ise hayır"naneli"şeklinde olunca ilk defa karşılaştığımız bu naneli kurabiyelerden de almadan gitmemem gerektiğini anladım.Onlardan da eklettim 78 tane ve çalışmak için gittiğimiz kürkçü dükkanımıza geçtiğimde çayımın yanına eşlik ettirdim bu yeni deneyeceklerimi..
Neyse çayı aldık ve bir ısırık aldım kurabiyeden sonra 2.ısırık sonra 2. kurabiyeyi de yedim kendime dur demek istiyorum ama bakmışım 3-4 tane mi ne kalmış kurabiyeden!
Bunu evde denemeliyim diye gene kendi kendime söylenmeye başladım ardından 2 gün geçmeden denediğimde bu nefasetleri yapabildim.İlk deneklerimin tepkilerinden örnekler
1.örnek:mmm Zeynep bu çok güzel dur bir tane daha alayım
2.örnek:ay bunlar harika olmuş tarifini versene(ki tarifi aldı denedi bile)
3.örnek:Çok güzel bir çalışma yedikçe yiyorum ama mercimek çorbası içiyorum hissi veriyor sanki diyen de kardeşim.
İşte böyle bir yeni denemenin de hikayesi özü buydu..Bakalım sizler de deneyince ne gibi bir yorum üreteceksiniz merakla bekliyorum..
Malzemeler:
  • 250 gr katı yağ(margarin veya tereyağ,ben tereyağ kullandım)
  • 5 çorba kaşığı yoğurt
  • 1 çay bardağı sıvıyağ
  • 1 paket kabartma tozu
  • 3 yumurta(2 sinin sarısını ayırdım)
  • 2 su bardağı kaşar peynir rendesi
  • 1 çorba kaşığı kuru nane
  • Un
  • Tuz
  • Bir çimdik şeker
  • Üzeri için:siyah haşhaş tozu

Hazırlanışı:
  1. Oda ısısına gelmiş katı yağın olduğu yoğurma kabına un dışındaki bütün malzemeleri ekleyin ve elinizle birbirine harmanlayın.
  2. Ardından azar azar ununu ekleyin ve yumuşak kıvama gelip un eklemeye gerek kalmayan hamurunuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp yuvarlayın.Yuvarladığınız kurabiyeleri yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin,yumurta sarısını sürüp haşhaş da serpin ve önceden ısıtılmış 180 dereceli fırına verin.

Supangle

Bu tatlıyı ne zaman yesem,yapsam annemin eski evimizin küçük mutfağında gösterdiği çaba hep aklıma gelir. Mikser,blender yok iken süzgeç...