14 Kasım 2012 Çarşamba

Etli Türlü

Bu tarif Ağustos sonu yapıldı.Eylül başı yayınlanacaktı yazısı bile hazırdı ama bir türlü kısmet olmadı ve ben de bozmadım.Yine yeniden ellemiyorum yazıyı olduğu gibi yayınlıyorum..
 ***
Eylüle demiştik değil mi?
Eylülün şu 5 gününün ilk akşamına teşvikiyede akşam yürüyüşü,2.gününe yıldız parkında piknik sığdırıp değerlendirilbilmişizdir değil mi?
4.gününde de cihangirde saatelrce oturup çay içtikten sonra aralardan fındıklıya iniş ve sonra eminönüne yürüyüş derken Eylülün tadını çıkarabilmişiz gibi duruyor.
Ama ne hikmetse yazacak cümlelerim bugün tıkalı ama tarif de yayınlamak lazım.
Türlü gibi yemekler şu serin havalara ayrı yaraşıyor,bu sebeple sonbaharda hazır bu sebzeler de mevcutken sık sık yapmak lazım.
Herkese afiyet olsun!
Malzemeler:
  • Yarım kiloya yakın taze fasulye
  • 250 gr dana kuşbaşı
  • 1 kabak
  • 1 adet patlıcan
  • 2 orta boy soğan
  • 2 patates(büyükse bir adet bizim patatesler ufaktı)
  • 3-4 diş sarımsak(arzuya göre,herkes sevmeyebilir)
  • Soyulmuş,halka halka doğranmış 3-4 adet domates
  • 1 avuç kadar ayıklanmış,yıkanmış bamya
  • Tuz
  • 2 çorba kaşığı zeytinyağı
Hazırlanışı:
  1. Domates dışındaki sebzelerin hepsini çok küçük olmadan doğrayın.Herbirini bir sıra gelecek şekilde dizin(bir sıra patlıcan,bir sıra patates gibi).Bu işlemden sonra tuzunu da ekleyin.
  2. En son domatesleri üzerine kapak gelecek şekilde gibi (fotoğrafta görünüyor)dizin.
  3. Orta ateşte olan ocağın üzerine koyun ve kaynamaya başlayınca tamamen kısın,ağır ağır pişmesini sağlayın.

14 Ekim 2012 Pazar

Karnıyarık yiyelim!

Yine yeniden bir pazar günü
ben yeniden 1 hafta kadar ara verdim
yakın zamanda yeniden 1 hafta kadar olmayacağım(yurtdışı gezisi)
yine mutfaktan kek kokusu geliyor
ben kış havasını bekliyorum
annem yazın son demlerinden mütevellit karnıyarık yapacağım diyip benim gibi karnıyarık seven birini mutlu ediyor..
İşte böyle gidiyor günlerimizden biri,birkaçı vs vs.
Karnıyarık benim sevdiğim yemeklerden ama annem yıllarca kızartma işin içinde olmasından mütevellit sık yapmazdı.Son senelerde biraz fazlalaştırdı bu şekilde yaptığınden beri,çünkü yağ fazla çekmiyor o sebeple hafif de oluyor.Hatta güzel bir anım da var,İngiltereye giderken THY de verilen yemek karnıyarıkdı,çok gülmüştüm yemeği yerken tam bize göre bir uğurlama oldu demiştim içimden.Bu sene ikince kez yedik herhal son bir kez daha annemin yapması mümkündür.Birde bu yemeği de ilk defa tam teşekküllü ben de bloga yazmak vesilesi ile öğrendim.Yine çıktı bilmediğim birşey:-)
Bu arada annem üzerlerine koyacağı biberleri kızartmayı unutunca çiğden koymuş bu seferlik ve isteyen olursa böyle de koyabilir diye ekledi.
Yapacaklara şimdiden kolay gelsin ve afiyet olsun.

Malzemeler:
  • 10-11 ufak boy patlıcan
  • Kızartmak için yarım su bardağı sıvı yağ
  • Yarım kilo kıyma(yağsız dana olacakmış ki zaten annem mahalle kasabımıza "karnıyarık için olacak demiş"bir de bir kere çekilecekmiş.)
  • Yarım demet maydonoz
  • Bir çay kaşığı karabiber
  • 2 büyük boy soğan
  • 4 diş sarımsak
  • 4-5 adet domates
  • Sivri biber
  • Tuz
Hazırlanışı:
  1. Bir tavaya kızartmak için yağı alın ve altını açıp kızdırın.Patlıcanları alacalı soyup ortasından bir bıçak ile az kesin ve kızgın yağda,altı hızlı açık şekilde çevirerek hafif kızartın.
  2. Kızaran patlıcanları hemen bir kevgire alın ve üzerinden soğuk su gezdirip süzülmeye bırakın.Patlıcanların kızardığı yağda her bir patlıcan için bir adet biber kızartın.
  3. Patlıcanlar bir kenarda beklerken de iç malzemesini hazırlayın.
  4. İç malzeme için soğanı,sarımsağı yemeklik doğrayıp az sıvıyağda biraz kavurun.Pembeleşmeye durunca kıymayı ekleyip onu da kavurun.Bu 3 malzeme kavrulduktan sonra soyulmuş,minik minik doğranmış domatesleri de ekleyip karıştırın ve kapağını kapatıp kısık ateşte hafif pişmesini sağlayın.
  5. Pişen harcın altını kapatın,ince kıyılmış maydonuzu,tuzu ve karabiberi de ekleyip karıştırın.
  6. Pişireceğiniz kabın içine patlıcanların kesik kısımları yukarı gelicek şekilde dizin.
  7. Kesilen yerlerini kaşık yardımıyla biraz daha açıp üzerlerine harcınızı paylaştırın.
  8. Son olarak birer dilim domates ve kızarttığınız biberleri de üzerine ekleyip en son salçalı su ya da domates suyu ilave edin.Hazır olan yemeğinizin kapağını kapatıp ocağa koyun,kaynamaya başlayınca ocağın altını kısın patlıcanlar yumuşayana kadar pişirin.

5 Ekim 2012 Cuma

Gündoğumu Poğaçası

Sabahları erkenden kalkıp birçok işi yapmayı ne de çok özlemişim!
İnsan sabahın o güzel saatiyle uyandığında güneşin doğmasıyla üzerinden ataleti attığında ne güzel rahatlıyor..Ki benim geç vaktim 8 vs dir.Gündoğumunu poğaça yoğurarak da karşılayınca bir ferahlıyor bir ferahlıyor:-)
Bu hafta bir poğaça ve bir de zeytinli açma ile sabahın bereketini başlattım bakalım yarın sabah ne olur..
Hem kurabiye hem de poğaça isteyen biri için çok ideal bir lezzet oldu.Birkaç blogda bu şekilde mayasız,kabartam tozsuz gördüm ama çoğunlukla süttü benim gördüklerim ben de evde sütün olmayışından yola çıkarak soda ekledim.Aslında yaparken blogda yayınlayacak bir tarif diye değil ilk deneme ve sonraki denemelerden sonra eklenecek yeni bir tarif olarak düşünürken yedikçe yiyesi getiren bir tada sahip olduğunu hissettiğimde bir baktım ki makineyi kapmış bu fotoğrafları çekiyordum!Birde ismini bir anda koydum madem bu hafta günleri bu şekilde çok yakaladık e bari ismi içindekiler başlıklı bir isim olacağına şöyle uygun olsun dedim.
Kesinlikle,ısrarla bu tarifi denemenizi ve o güzel yorumlarınızı bekliyorum,belki beğenmeyen olabilir farklı fikir getiren olabilir,hepsine açığım.
Tereyağ ucundan biraz kullanılmıştı benim yaklaşık 30-40 gr eksikti bu da çok büyük bir değişiklik değil malzeme açısından.Kullandığım kırmızı biber büyüktü ama dilerseniz 2 tane kullanabilirsiniz.

Malzemeler:
  • 1 paket margarin ya da tereyağ(bizim ev malum sadece tereyağ tüketiliyor bu sebeple ben tereyağ kullandım)
  • 1 şişe soda
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • 2 tatlı kaşığı şeker
  • 1 yumurta(akı hamurun içine sarısı üzerine sürülecek)
  • Aldığı kadar un
İç malzemesi
  • Sucuk(küçük kangal parmak sucukların bir parçasını kullandım)
  • Kırmızı Biber
  • Kaşar peynir
Haızırlanışı:
  1. Oda ısısında yumuşamış yağın üzerine sodayı dökün.Ardından tuz ve şekeri ekledikten sonra elinizle bir karıştırıp azar azar unu ekleyin.
  2. Hamur hafif yumuşak  ve de elinize çok yapışmayacak bir kıvama gelince un eklemeyi bırakın.Ardından yarım saat kadar hamuru dinlendirmeye bırakın.
  3. İç harcı için sucuğu minik minik doğrayın,kırmızı biberi de minik minik doğrayın ve yağsız bir şekilde teflon tavada yüksek ateşte 3-4 dakika pişirin.Çok pişmesin sucuk hafif yapını bırakıp kavrulmaya durduğu gibi kapatıp soğumaya bırakın.
  4. Soğuğa yakın ılınmaya duran sucuklu harca minik minik doğranmış kaşar peynirini de ekleyip tavanın içinde birbirine karıştırın.Bu şekilde peyniri tavada karıştırınca sucuğun yağı peynire geçmiş oluyor ve poğaçanın içinde lezzetini belli ediyor.
  5. Dinlenen hamurdan ceviz büyüklüğünde poğaçalar alıp içine malzemenizden koyduktan sonra ister yuvarlak ister klasik poğaça şeklinde yapıp yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
  6. Son olarak yumurta sarısı sürüp çörekotu serpin ve önceden 200 derecede ısıtılmış fırına verin.

3 Ekim 2012 Çarşamba

Kremalı Mantar Çorbası-Zeyneb Usulüyle

5 senedir blog sahibi olup her türlü şeyi birbirine önce hayalde sonra hakikatte karıştırıp değişik tatlar yakalama derdinde olan birinin mantar çorbası için km lerce ötede 2 günlük tatile giden annesini aramasının cevabı nedir diye sordum durdum kendime pazar günü?
:-)
Evet evet doğru diyorum annemi aradım,sonra bu çorbayı 5-6 dakika kaynatmam lazım mı diye sormak için annemi aradım ve annem yerine telefona çıkan teyzemden bir püf noktası da kaptım.Un kavrularak yapılan çorbaların kaynamaya durduktan sonra muhakkak 6-7 dakika kaynatılması gerekirmiş.
Ne yapalım daha neler çıkacak benim bilmediğim,eee arada terziler gibi kendi söküğümüzü dikmekte zorlansak iyi olur herhal..
Malzemeler:
  • Yarım kiloya yakın mantar
  • Yarım paket krema(200 ml olanların yarısı)
  • 4 su bardağı su+1 su bardağı süt(ama kremayı tam paket koyar iseniz bu sütü eklemeyin ve 4 su bardağı su yeter eğer çorba koyulaşırsa biraz su ekleyebilirsiniz)
  • 2 çorba kaşığı un
  • 1 çorba kaşığı tereyağ
  • Tuz
Hazırlanışı:
  1. Öncelikle mantarları minik minik doğrayın.Doğradığınız mantarları harlı ateşte kendi suyunda pişirin.
  2. Pişen mantarları bir kenara ayırın ve ayrı bir tencerede unu yağ ile kavurun.
  3. Kokusu çıkıp pembeleşmeye duran una azar azar soğuk suyu ekleyip bir yandan da çırpma teli ile çırparak topaklanmayı önleyin.
  4. Ardından kremayı ekleyip tekrardan çırpmaya devam edin.Kremanın da iyice karışmasındna sonra mantarları ev tuzu ekleyip kaynayana kadar karıştırın.
  5. Kaynamaya duran çorbanızın altını kısın ev 5 dakika kadar kaynatın.
  6. Hazır olan çorbanın altını kapatıp istediğiniz şekilde servis edin.
Bu arada en en yakın zamanda annemin mantarlı çorba tarifini vereceğim,asıl onu eklemekti hep niyetim ama benim yaptığımın fotoğrafı hazır olunca öne geçti.Birde mantarlar biraz dolabta renk değiştirmişti ondan sebep daha çok rengini değiştirdi bir dahaki sefere aldığım gün yapacağım.

1 Ekim 2012 Pazartesi

Mutfak Havlusu beş seneyi bitirmişken..

Geçen 2 yıl birçok yıla değecek şeyler yaşandı.Eğer rakamlarla ifade edilecekse ömrümüzden geçenler evet böyle ifadelendirilecek koca 2 sene geçti..İngiltere'den döndüğümden beri oturtamadığım bir düzen(aslında böyle bir his desek daha doğru)ve 2 kişiyi vefat sebebiyle kaybedip birini de hayatta olsa da kaybetmenin verdiği hal ile 2011 ağustosundan beri daha telaşlı zamanlar geçti..
Şu an yazarken bile kelimelerimi seçerek hareket ediyorum çünkü dile getirdiklerimiz birşey yoksa da olmuş hissinin baskın olmasını sağlar bu sebeple bunları böyle ifadelendirsem de belki daha yoğun geçenleri bu şekilde hafifletiyorum ve bazılarını da evet görmemezikten geliyorum çünkü inanırsam işin içinden çıkamayabilirim.
Evet farkındayım birçok karışık cümleyi sıraladım ardısıra ki bu bile bir ipucudur hal-i pür melâlime..
Neyse birde bunun üzerine temmuz itibariyle mezuniyetim eklenince hissedilen boşluk sanki büyüdü.
Ama eylül itibariyle üzerimde bir silkelenme hissettim ve daha da çok çabalıyorum.
İşte bu 2 senenin en somut örneklerinden biri bu kadar emek verdiğim hiçbir zaman unutmadığım(boşlasam da kimi zaman)blogumun sene-i devriyesini atlamış olmamdır.
Tam 5 sene önce şu tarihte "yemek yaparken"deyip başlamışım ve iyiki de başlamışım..
Bugün mutfakta çalışırken bütün havluların yıkanmış olduğunu,mutfak havlusuz kaldığımı ve bunun benim için ne kadar zor olduğunu görünce bir kez daha dedim bu yazıyı da yazmam gerektiğini hissettim.
Evet mutfakta çalışırken bu blogun ismi olacak kadar ihtiyac duyan biriyim mutfak havlusuna ve aynı zamanda bundan aldığım zevkle ömrümün bir tarafını da tutacak kadar da ihtiyacım var bu sayfaya ve bu sayfaya tık tık eden bütün Mutfak Havlusu severlere..

30 Eylül 2012 Pazar

Karışıklığa eklenen tarif Humus

Bazen içinizden gelmez
ama yazalım da dersiniz
sıkıntılı halinizi de kayda geçmek istersiniz
sonra o gün gelir sizin kişisel tarihinizin belgesi olur
belgenin iyisi kötüsü olmaz değil mi?
İşte meslek dedikleri şey bu herhalde,insan bulaştığı herşeyi içinde bulunduğu hal ile harmanlıyormuş şu an benim yaptığım gibi.
Uzun zamandır yazı ile aramdaki bağ güçlensin diye zorluyorum şu an yaptığım gibi ve bu şekilde yazılan bir yazıya bir de tarif ekleyeceğim.
Modern insan dedikleri şehirliler böyle oluyor işte fazlasıyla ironik
:-)
Humus çok sevdiğim bir arap yemeği bana sorarsanız yemek salata vs saymıyorum humusu ve elinden gelen humusu bir Lübnan lokantasında yesin kesinlikle çünkü harika yapıyorlar gerçekten..
Londra da neden bu kadar Lübnan mutfağı var demiştim ilk başta ama sonra anladığım neden olduğunu çünkü hem lezzetliler hem de bizim damak tadımıza yakınlar.

İlk defa humusu  bir süre Abu Dhabi de yaşamış olan  yakınımızda yemiş ve beğenmiştim.Onun tarifi bu şekildeydi ve ben resmen aşırı yemiştim.Halen evde yaptığımda çok severim hatta bizim evde bu tada en düşkün kişiyimdir.
Malzemeler:
  • 1 su bardağı haşlanmış nohut
  • 4-5 çorba kaşığı tahin
  • 1-2 çorba kaşığı yoğurt
  • Tuz
  • Karabiber
  • Birkaç diş sarımsak
Hazırlanışı:

Haşlanmış nohutları rondoda iyice ezin.Ezilmiş püre olmuş nohudu tahin,yoğurt ile iyice karıştırın.Ardından tuzu,dövülmüş sarımsağı ve karabiberi ekleyip karıştırın.Son olarak servis tabağına alıp üzerine sızma zeytinyağı gezdirin.


25 Eylül 2012 Salı

Eczacılardan 2. tarif:-) Merve den Browni

Evet evet eczacılara da ayrı bir dosya açmalı,onların tariflerini ayrı yayınlamalı.Çünkü tek ilaç yazmıyorlar hastalara şifa yanında lezzette verebileceklerini gösteriyorlar.
Biri kurabiyesiyle gelmişti diğer ikisi elinde nevalelerle ve o gün bu keki yediğimde hayran olup süt&krema ile yapılan bir tarif beklerken yoğurtlu bir tarif demez mi!
İlk inanamadım hatta deneyene kadar şaştım ama ilk denememde gördüğüm hal sonucunda tamamdır biz bu tarifi o çörekotlu gibi daha çok yaparız dedim.
2 hafta içinde 2 kere yaptım bu hafta yine yeniden yapacağım,ısrarla tavsiyedir.

Şimdiden afiyet olsun bize ve sizlere de..

Malzemeler:
  • 3yumurta
  • 3 türk kahvesi fincanı tozşeker
  • 2 türk kahvesi fincanı kakao
  • 2 türk kahvesi fincanı yoğurt
  • 3 türk kahvesi fincanı sıvıyağ
  • 3  türk kahvesi fincanı un
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay bardağı süt
Hazırlanışı:
  1. Öncelikle yumurta ve şekeri yaklaşık 7-8 dakika mikserle çırpın.
  2. Krema kıvamına erişen yumurtalı karışıma sıvıyağ ve yoğurdu da ekleyip karıştırın.Kakaoyu da ardından ekleyip iyice çırptıktan sonra bu karışımdan bir su bardağı ayırın.
  3. Kek harcından 1 bardak ayırdıktan sonra kalan sütü ekleyin.Sonra da azar azar unu ekleyip en son kabartma tozu ve vanilyayı ekleyin.
  4. Hazır olan keki yağlanmış kare bir borcama döküp önceden 180 derecede ısıtılmış fırına verin.
  5. Yaklaşık 30-50** dakika arasında pişmeye bırakın.
  6. Pişen keki fırından aldıktan sonra kenara ayırdığınız sıvı harcı sıcak kekin üzerine yavaşca döküp her tarafına yayın.
**30-50 yazan Merve,ben de onun gibi yazayım dedim:-)

1 Eylül 2012 Cumartesi

Eylül gelir hoş gelir gönle huşu gelir

Eylül gelir hoş gelir gönle huşu gelir.
Daha eylüle girmeden birkaç gün önce şu cümle çıktı ağzımdan..
Daha küçük yaşlarda iken değil eylül her ay her zaman belki melankoli ise herbirimize eylül de öyleydi.Ama sonrasında bana eylül yağmuru,serinliği,ruha dokunan ayazı,rüzgarı,savrulmayı,sevmeyi,sevilmeyi,heyecanı,hüznü ama sevinci de,koşmayı,eğlenmeyi..
Herşeyi kısaca hatırlatır şimdi de isme takılma gibi saysa da kimileri boşverelim öyle olsun ve Eylül geldi diye gülelim,hoş olalım rahatlayalım.
Temmuz da doğmuş olmama rağmen Eylül ile beraber Sonbahar&Kış benim mevsimlerimdir.
Eylül belki de bu zamanlara girizgah,habercisi olduğundan da ayrı benim için kimbilir.
Ben bugün eylülü şu nefis kek ile karşıladım.Yarın da blogcular ile yapılacak pikniğe giderek eylül merasimlerime devam etmiş olacağım. 
Hiçbirşey yapamassanız inin bir sahil kenarına kendinizce karşılayın eylülü hazır av mevsimi açılmışken denizde eylülde!
Değil mi balık mevsimi de açıldı benim gibi balığa,denize düşkün biri için demedim mi eylül habercidir,güzeldir diye?

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Cevizli&Çikolatalı Minik Kekler

Bayram sabahı gelenekselleşen anneannemdeki kahvaltılarda illa ki parçak olurdu.
"Malzemem var kızım ben hazırlarım siz gelin fırına götürün "derdi her arefe günü anneannem ve ilk defa parçaksız bir bayram yaşadık.
Bu bayram bizler için,faranjit olup annemin rahatsızlanması ile annemin yapacağı birçok yiyecek hayal oldu.Parçak ne derseniz eğer,yöresel bir hamur işimiz.Mısır ekmeği gibi bir hamurun içinde kavurma+ceviz+çökelek üçlüsü var.Kaç senelik blog sahipliğimde katmeri yayınlayabildim ama parçağı bir türlü kısmet olmadı,inşallah en yakın zamanda yayınlayacağım onuda.
İşte bu parçağı bayramda yapamayınca tam bir hafta sonra yapabilmek kısmet oldu.
Cumartesi akşamı annemle evde yalnızdık.Bayram sabahı için bu hazırlayamadığım parçak için annemle oturup ceviz kırdık.
Bizim eve ceviz kabuklu alınır hele de son yıllarda ceviz üzerine çıkan söylentiler sonucunda annem birçok şeyi ülkenin bilumum bölgesinden getirttiği gibi cevizi de Erzurumdan getirtiyor.Komşumuzun görümcesine ait ceviz ağaçlarının cevizlerinin içinden neredeyse hiç boş çıkmıyor ve tam,dağılmadan çıkıyor.Birde Elaziz den yani memleketten gelenler de vardı,bu sene oradan da aldık.Anlayacağınız daha çok kırılması gereken ceviz var!Üstüne üstlük saatlerce uğraştık balkon örtü sermemize rağmen ceviz parçalarıyla kirlendi birde temizlik gerekti.Aynı zamanda parçak,kek yaptık hurma içine koyup tükettik derken o binbir zahmetle uğraştığımız cevizden küçük bir kavanoz kaldı.
Anneme kek fotoğrafları çekerken"biz o kadar uğraştık görüyor musun gene bitti bu ceviz içi"dedim o da "aman can sağolsun,boşver"dedi.
Eee o zaman bu kadar sözün üzerine en güzeli evet canınız sağolsun gerisi boş değil mi?
 Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı tozşeker
  • 5 çorba kaşığı sıvıyağ
  • 10 çorba kaşığı süt
  • 10-11 çorba kaşığı un
  • 1 su bardağına yakın iri kırılmış ceviz içi
  • 10-12 tane iri parçalara kırılmışmadlen çikolata(evde vardı onları kullandım dileyen 80 gr lık çikolataları bıçakla irice kesip ekleyebilir)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 vanilya
  • Üzerine çikolatalı sos ve ceviz içi

Hazırlanışı:
  1. Yumurta ve şekeri önce düşük ayarda sonra hızlı ayarda yoğun bir kıvama gelen kadar çırpın.
  2. Ardından önce sıvıyağı ekleyip onunla da 1 dakika kadar çırpın.
  3. Sütü de ekleyip gene az çırpıp unu azar azar ekleyin.
  4. Vanilya ve kabartma tozunu da ekleyip çırpın.
  5. Son olarak cevizi,çikolatayı ekleyip güzelce karıştırın.
  6. Minik kağıt kek kalıplarına paylaştırın.
  7. 150-160 derecede önceden ısıtılmış fırına verin.Eğer ısı ayarı olmayan fırın kullanıyorsanız da gene orta sıcaklıkta olmasını sağlayın.
  8. Piştikten sonra isterseniz benmari usulu eritilmiş çikolata soru ile isterseniz tembellik eden benim gibi hazır çikolatalı sos ile süsleyip üzerine bir adet ceviz içi koyup servis edebilirsiniz.

24 Ağustos 2012 Cuma

Zeytinyağlı Taze Fasulye

Üniversite sınavına hazırlandığım dönemde  yaza doğru zamanlarda eve geldiğimde benim meşhur üçlemelerdendi "zeytinyağlı fasulye+sivri köy biberi+ev yapımı manda yoğurdu"bu üçlü varsa tamam başka da birşey yemezdim.
Halen de bu haliyle çok severim ki bende bazı şeyler hiç değişmez değiştiremem hatta eski kafalı bile diyen olur memnun da olurum.Çok ilginçtir insanların sebatkar olması yaşadığımız topraklarda "eski kafalılık"olarak görünür.Halbuki yeni olanın daha iyi olduğunu kim söyledi ki?Yeniye bu denli çok öykünen toplumlar genelde gelişmekte olan 3.dünya ülkeleri çünkü kurtuluşun yenilikte,yeni soluklarda olduğunu düşünür elde "eski"diye dediğinin halbuki eskimeyen bir sürü nüans barındırdığını göremez bu denli yenilik takıntısından ötürü.Halbuki yeni olmak,yenilik bambaşka birşeydir ama ne yazık ki bu denli kafa yorulmadığından mütevellit bambaşka anlamsızlıklar içinde boğulur.
Neyse biz bunu uzatmayalım çünkü uzadıkça uzayacak bir mevzu bu,herkese ısrarla tavsiye edelim fasulyelerin zamanı geçmeden..
Her hafta yiyin tam zamanıyken sonra benim gibi kış günü ararsınız zeytinyağlı fasulyeyi.

Malzemeler:
  • 1 kilo boncuk fasulye
  • 2 orta boy soğan
  • 3-4 diş sarımsak(dileyen katmayabilir ama annem çoğunlukla sarımsağın lezzetini eksik etmek istemez)
  • Yarım tatlı kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • Büyük ise 4 küçük ise 6 adet domates
  • 1 çorba kaşığı silme un
  • Yarım çay bardağı zeytinyağı
  • 1 adet sivri biber

Hazırlanışı:
  1. Soğanı,sarımsağı ve biberi minik minik doğrayıp hafif kavurun.
  2. Domateslerin kabuklarını soyup minik minik doğradıktan sonra kavurduğunuz malzemelere katın.Kapağını kapatıp kısık ateşte 7-8 dakika pişmeye bırakın.
  3. Domatesli karışım biraz piştikten sonra fasulyeyi,tuzu,şekeri ve unu ekleyip hafifçe bir karıştırın.
  4. Zeytinyağlı fasulyenizi son olarak kısık ateşte ağır ağır pişmeye bırakın.
*Su eklemeniz fasulyenizin cinsine göre imiş.Annem özellikle bu notu eklememi istedi,eğer fasulye su bırakmaz ve kuru kalıp birde pişmesse az su ekleyebilirsiniz.
**Bundan önce herşeyi çiğden koyup yapan annem son 3-4 keredir bu şekilde yaptığından bu tarifi verdi.İsteyen herşeyi çiğden tavasına dizip kısık ateşte de pişirebilir ama bu şekilde daha çok lezzetli oluyormuş.
***Un ekleme hadisesini de bir gazete küpüründe yıllar önce Hülya Koçyiğitten alınan "zeytinyağlı fasulye "tarifini görüp aklına bu anekdotu yazan annem o günden beri un ekliyormuş bu yemeğe çünkü un fasulyenin suyunu da güzelleştirip rengini daha bir değişik yapıyormuş.

23 Ağustos 2012 Perşembe

Bayram geldi,geçti,gitti..

2012 yılının Ramazan bayramını da geçirdik hayırlısıyla..
Bu bayramı böyle açtık ve ...

güzel,latif insanlarla
özel muhabbetleriyle böyle bitirdik..
Allah tekrarına çıkmayı nasip eylesin artarak eksilmeyerek!
 Mini mini bilmişin tabağı
:-)
 
Bana "zemmet"derlerse böyle olur:-)
Hayatımızda ilk defa bir bayramın 1.günü evimizdeydik..Buna alışkın değiliz ve onun rehaveti ertesi gün(bayramın 2.günü)anneannemin sene-i devriyesi,annemin arefe ve bayram süresince çok hasta olması derken sofrayı yumurta eklemesiyle kurduk.Ertesi gün dayımlar bizim evde kahvaltı ettiğinde de böyle patates haşlayıp üzerine Malatya Pazarından aldığım "salata baharatı"ndan bolca serptim.Biz zaten bu baharatı çok sevdik patatesle de çok yakıştı.Bayram çıktığı gibi çarşamba gelen ve gördüğünüz 2. sofraya da hazırladım ve çok beğendiler Nurgül abla baharatın içindekileri sordu.
Patatesleri soyup yuvarlak doğrayıp suda haşladım.Haşlanmış patatesleri süzdürdükten sonra servis tabağına koyup üzerine salata baharatından serptim ve bol zeytinyağı gezdirdim.Bir tarafta zeytinyağında kırmızı biberi az soteledim.Sotelenmiş biberi de patateslerin kenarına gezdirip servis ettim.
Umarım sizlerde memnun kalırsınız
ve sizlerin de bayramları her daim güzel,huzurlu,tebessümlü geçer..


Supangle

Bu tatlıyı ne zaman yesem,yapsam annemin eski evimizin küçük mutfağında gösterdiği çaba hep aklıma gelir. Mikser,blender yok iken süzgeç...