30 Eylül 2012 Pazar

Karışıklığa eklenen tarif Humus

Bazen içinizden gelmez
ama yazalım da dersiniz
sıkıntılı halinizi de kayda geçmek istersiniz
sonra o gün gelir sizin kişisel tarihinizin belgesi olur
belgenin iyisi kötüsü olmaz değil mi?
İşte meslek dedikleri şey bu herhalde,insan bulaştığı herşeyi içinde bulunduğu hal ile harmanlıyormuş şu an benim yaptığım gibi.
Uzun zamandır yazı ile aramdaki bağ güçlensin diye zorluyorum şu an yaptığım gibi ve bu şekilde yazılan bir yazıya bir de tarif ekleyeceğim.
Modern insan dedikleri şehirliler böyle oluyor işte fazlasıyla ironik
:-)
Humus çok sevdiğim bir arap yemeği bana sorarsanız yemek salata vs saymıyorum humusu ve elinden gelen humusu bir Lübnan lokantasında yesin kesinlikle çünkü harika yapıyorlar gerçekten..
Londra da neden bu kadar Lübnan mutfağı var demiştim ilk başta ama sonra anladığım neden olduğunu çünkü hem lezzetliler hem de bizim damak tadımıza yakınlar.

İlk defa humusu  bir süre Abu Dhabi de yaşamış olan  yakınımızda yemiş ve beğenmiştim.Onun tarifi bu şekildeydi ve ben resmen aşırı yemiştim.Halen evde yaptığımda çok severim hatta bizim evde bu tada en düşkün kişiyimdir.
Malzemeler:
  • 1 su bardağı haşlanmış nohut
  • 4-5 çorba kaşığı tahin
  • 1-2 çorba kaşığı yoğurt
  • Tuz
  • Karabiber
  • Birkaç diş sarımsak
Hazırlanışı:

Haşlanmış nohutları rondoda iyice ezin.Ezilmiş püre olmuş nohudu tahin,yoğurt ile iyice karıştırın.Ardından tuzu,dövülmüş sarımsağı ve karabiberi ekleyip karıştırın.Son olarak servis tabağına alıp üzerine sızma zeytinyağı gezdirin.


25 Eylül 2012 Salı

Eczacılardan 2. tarif:-) Merve den Browni

Evet evet eczacılara da ayrı bir dosya açmalı,onların tariflerini ayrı yayınlamalı.Çünkü tek ilaç yazmıyorlar hastalara şifa yanında lezzette verebileceklerini gösteriyorlar.
Biri kurabiyesiyle gelmişti diğer ikisi elinde nevalelerle ve o gün bu keki yediğimde hayran olup süt&krema ile yapılan bir tarif beklerken yoğurtlu bir tarif demez mi!
İlk inanamadım hatta deneyene kadar şaştım ama ilk denememde gördüğüm hal sonucunda tamamdır biz bu tarifi o çörekotlu gibi daha çok yaparız dedim.
2 hafta içinde 2 kere yaptım bu hafta yine yeniden yapacağım,ısrarla tavsiyedir.

Şimdiden afiyet olsun bize ve sizlere de..

Malzemeler:
  • 3yumurta
  • 3 türk kahvesi fincanı tozşeker
  • 2 türk kahvesi fincanı kakao
  • 2 türk kahvesi fincanı yoğurt
  • 3 türk kahvesi fincanı sıvıyağ
  • 3  türk kahvesi fincanı un
  • 1 paket vanilya
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 çay bardağı süt
Hazırlanışı:
  1. Öncelikle yumurta ve şekeri yaklaşık 7-8 dakika mikserle çırpın.
  2. Krema kıvamına erişen yumurtalı karışıma sıvıyağ ve yoğurdu da ekleyip karıştırın.Kakaoyu da ardından ekleyip iyice çırptıktan sonra bu karışımdan bir su bardağı ayırın.
  3. Kek harcından 1 bardak ayırdıktan sonra kalan sütü ekleyin.Sonra da azar azar unu ekleyip en son kabartma tozu ve vanilyayı ekleyin.
  4. Hazır olan keki yağlanmış kare bir borcama döküp önceden 180 derecede ısıtılmış fırına verin.
  5. Yaklaşık 30-50** dakika arasında pişmeye bırakın.
  6. Pişen keki fırından aldıktan sonra kenara ayırdığınız sıvı harcı sıcak kekin üzerine yavaşca döküp her tarafına yayın.
**30-50 yazan Merve,ben de onun gibi yazayım dedim:-)

1 Eylül 2012 Cumartesi

Eylül gelir hoş gelir gönle huşu gelir

Eylül gelir hoş gelir gönle huşu gelir.
Daha eylüle girmeden birkaç gün önce şu cümle çıktı ağzımdan..
Daha küçük yaşlarda iken değil eylül her ay her zaman belki melankoli ise herbirimize eylül de öyleydi.Ama sonrasında bana eylül yağmuru,serinliği,ruha dokunan ayazı,rüzgarı,savrulmayı,sevmeyi,sevilmeyi,heyecanı,hüznü ama sevinci de,koşmayı,eğlenmeyi..
Herşeyi kısaca hatırlatır şimdi de isme takılma gibi saysa da kimileri boşverelim öyle olsun ve Eylül geldi diye gülelim,hoş olalım rahatlayalım.
Temmuz da doğmuş olmama rağmen Eylül ile beraber Sonbahar&Kış benim mevsimlerimdir.
Eylül belki de bu zamanlara girizgah,habercisi olduğundan da ayrı benim için kimbilir.
Ben bugün eylülü şu nefis kek ile karşıladım.Yarın da blogcular ile yapılacak pikniğe giderek eylül merasimlerime devam etmiş olacağım. 
Hiçbirşey yapamassanız inin bir sahil kenarına kendinizce karşılayın eylülü hazır av mevsimi açılmışken denizde eylülde!
Değil mi balık mevsimi de açıldı benim gibi balığa,denize düşkün biri için demedim mi eylül habercidir,güzeldir diye?

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Cevizli&Çikolatalı Minik Kekler

Bayram sabahı gelenekselleşen anneannemdeki kahvaltılarda illa ki parçak olurdu.
"Malzemem var kızım ben hazırlarım siz gelin fırına götürün "derdi her arefe günü anneannem ve ilk defa parçaksız bir bayram yaşadık.
Bu bayram bizler için,faranjit olup annemin rahatsızlanması ile annemin yapacağı birçok yiyecek hayal oldu.Parçak ne derseniz eğer,yöresel bir hamur işimiz.Mısır ekmeği gibi bir hamurun içinde kavurma+ceviz+çökelek üçlüsü var.Kaç senelik blog sahipliğimde katmeri yayınlayabildim ama parçağı bir türlü kısmet olmadı,inşallah en yakın zamanda yayınlayacağım onuda.
İşte bu parçağı bayramda yapamayınca tam bir hafta sonra yapabilmek kısmet oldu.
Cumartesi akşamı annemle evde yalnızdık.Bayram sabahı için bu hazırlayamadığım parçak için annemle oturup ceviz kırdık.
Bizim eve ceviz kabuklu alınır hele de son yıllarda ceviz üzerine çıkan söylentiler sonucunda annem birçok şeyi ülkenin bilumum bölgesinden getirttiği gibi cevizi de Erzurumdan getirtiyor.Komşumuzun görümcesine ait ceviz ağaçlarının cevizlerinin içinden neredeyse hiç boş çıkmıyor ve tam,dağılmadan çıkıyor.Birde Elaziz den yani memleketten gelenler de vardı,bu sene oradan da aldık.Anlayacağınız daha çok kırılması gereken ceviz var!Üstüne üstlük saatlerce uğraştık balkon örtü sermemize rağmen ceviz parçalarıyla kirlendi birde temizlik gerekti.Aynı zamanda parçak,kek yaptık hurma içine koyup tükettik derken o binbir zahmetle uğraştığımız cevizden küçük bir kavanoz kaldı.
Anneme kek fotoğrafları çekerken"biz o kadar uğraştık görüyor musun gene bitti bu ceviz içi"dedim o da "aman can sağolsun,boşver"dedi.
Eee o zaman bu kadar sözün üzerine en güzeli evet canınız sağolsun gerisi boş değil mi?
 Malzemeler:
  • 3 yumurta
  • 1 su bardağı tozşeker
  • 5 çorba kaşığı sıvıyağ
  • 10 çorba kaşığı süt
  • 10-11 çorba kaşığı un
  • 1 su bardağına yakın iri kırılmış ceviz içi
  • 10-12 tane iri parçalara kırılmışmadlen çikolata(evde vardı onları kullandım dileyen 80 gr lık çikolataları bıçakla irice kesip ekleyebilir)
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 vanilya
  • Üzerine çikolatalı sos ve ceviz içi

Hazırlanışı:
  1. Yumurta ve şekeri önce düşük ayarda sonra hızlı ayarda yoğun bir kıvama gelen kadar çırpın.
  2. Ardından önce sıvıyağı ekleyip onunla da 1 dakika kadar çırpın.
  3. Sütü de ekleyip gene az çırpıp unu azar azar ekleyin.
  4. Vanilya ve kabartma tozunu da ekleyip çırpın.
  5. Son olarak cevizi,çikolatayı ekleyip güzelce karıştırın.
  6. Minik kağıt kek kalıplarına paylaştırın.
  7. 150-160 derecede önceden ısıtılmış fırına verin.Eğer ısı ayarı olmayan fırın kullanıyorsanız da gene orta sıcaklıkta olmasını sağlayın.
  8. Piştikten sonra isterseniz benmari usulu eritilmiş çikolata soru ile isterseniz tembellik eden benim gibi hazır çikolatalı sos ile süsleyip üzerine bir adet ceviz içi koyup servis edebilirsiniz.

24 Ağustos 2012 Cuma

Zeytinyağlı Taze Fasulye

Üniversite sınavına hazırlandığım dönemde  yaza doğru zamanlarda eve geldiğimde benim meşhur üçlemelerdendi "zeytinyağlı fasulye+sivri köy biberi+ev yapımı manda yoğurdu"bu üçlü varsa tamam başka da birşey yemezdim.
Halen de bu haliyle çok severim ki bende bazı şeyler hiç değişmez değiştiremem hatta eski kafalı bile diyen olur memnun da olurum.Çok ilginçtir insanların sebatkar olması yaşadığımız topraklarda "eski kafalılık"olarak görünür.Halbuki yeni olanın daha iyi olduğunu kim söyledi ki?Yeniye bu denli çok öykünen toplumlar genelde gelişmekte olan 3.dünya ülkeleri çünkü kurtuluşun yenilikte,yeni soluklarda olduğunu düşünür elde "eski"diye dediğinin halbuki eskimeyen bir sürü nüans barındırdığını göremez bu denli yenilik takıntısından ötürü.Halbuki yeni olmak,yenilik bambaşka birşeydir ama ne yazık ki bu denli kafa yorulmadığından mütevellit bambaşka anlamsızlıklar içinde boğulur.
Neyse biz bunu uzatmayalım çünkü uzadıkça uzayacak bir mevzu bu,herkese ısrarla tavsiye edelim fasulyelerin zamanı geçmeden..
Her hafta yiyin tam zamanıyken sonra benim gibi kış günü ararsınız zeytinyağlı fasulyeyi.

Malzemeler:
  • 1 kilo boncuk fasulye
  • 2 orta boy soğan
  • 3-4 diş sarımsak(dileyen katmayabilir ama annem çoğunlukla sarımsağın lezzetini eksik etmek istemez)
  • Yarım tatlı kaşığı şeker
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • Büyük ise 4 küçük ise 6 adet domates
  • 1 çorba kaşığı silme un
  • Yarım çay bardağı zeytinyağı
  • 1 adet sivri biber

Hazırlanışı:
  1. Soğanı,sarımsağı ve biberi minik minik doğrayıp hafif kavurun.
  2. Domateslerin kabuklarını soyup minik minik doğradıktan sonra kavurduğunuz malzemelere katın.Kapağını kapatıp kısık ateşte 7-8 dakika pişmeye bırakın.
  3. Domatesli karışım biraz piştikten sonra fasulyeyi,tuzu,şekeri ve unu ekleyip hafifçe bir karıştırın.
  4. Zeytinyağlı fasulyenizi son olarak kısık ateşte ağır ağır pişmeye bırakın.
*Su eklemeniz fasulyenizin cinsine göre imiş.Annem özellikle bu notu eklememi istedi,eğer fasulye su bırakmaz ve kuru kalıp birde pişmesse az su ekleyebilirsiniz.
**Bundan önce herşeyi çiğden koyup yapan annem son 3-4 keredir bu şekilde yaptığından bu tarifi verdi.İsteyen herşeyi çiğden tavasına dizip kısık ateşte de pişirebilir ama bu şekilde daha çok lezzetli oluyormuş.
***Un ekleme hadisesini de bir gazete küpüründe yıllar önce Hülya Koçyiğitten alınan "zeytinyağlı fasulye "tarifini görüp aklına bu anekdotu yazan annem o günden beri un ekliyormuş bu yemeğe çünkü un fasulyenin suyunu da güzelleştirip rengini daha bir değişik yapıyormuş.

23 Ağustos 2012 Perşembe

Bayram geldi,geçti,gitti..

2012 yılının Ramazan bayramını da geçirdik hayırlısıyla..
Bu bayramı böyle açtık ve ...

güzel,latif insanlarla
özel muhabbetleriyle böyle bitirdik..
Allah tekrarına çıkmayı nasip eylesin artarak eksilmeyerek!
 Mini mini bilmişin tabağı
:-)
 
Bana "zemmet"derlerse böyle olur:-)
Hayatımızda ilk defa bir bayramın 1.günü evimizdeydik..Buna alışkın değiliz ve onun rehaveti ertesi gün(bayramın 2.günü)anneannemin sene-i devriyesi,annemin arefe ve bayram süresince çok hasta olması derken sofrayı yumurta eklemesiyle kurduk.Ertesi gün dayımlar bizim evde kahvaltı ettiğinde de böyle patates haşlayıp üzerine Malatya Pazarından aldığım "salata baharatı"ndan bolca serptim.Biz zaten bu baharatı çok sevdik patatesle de çok yakıştı.Bayram çıktığı gibi çarşamba gelen ve gördüğünüz 2. sofraya da hazırladım ve çok beğendiler Nurgül abla baharatın içindekileri sordu.
Patatesleri soyup yuvarlak doğrayıp suda haşladım.Haşlanmış patatesleri süzdürdükten sonra servis tabağına koyup üzerine salata baharatından serptim ve bol zeytinyağı gezdirdim.Bir tarafta zeytinyağında kırmızı biberi az soteledim.Sotelenmiş biberi de patateslerin kenarına gezdirip servis ettim.
Umarım sizlerde memnun kalırsınız
ve sizlerin de bayramları her daim güzel,huzurlu,tebessümlü geçer..


18 Ağustos 2012 Cumartesi

Yayla Çorbası ne de kolaymış!

Bayram kapıda!
Yarın bayram inşallah,arefe günü çorba yayınlamak fazla aykırı kaçıyor biliyorum ama böyle ayarlamıştım.Bu ramazan da annemlerin misafirlere genelde mangal yapması sulu yemek vs lerin yapılmasını engelledi ve gene ben uzun aralar verdim.
Aslında biliyorum böyle sık sık engeller diye başlayan cümleler bir yerden sonra insanı sıkıyordur belki de arada takipçi olan kişilerden de "aa anladık sen de"diyebilirler onların ayrıca haklarını helal etmelerini isterim..
Ama son yıllarda şunu çok iyi anladım nasipte olan dışına istenilse,zorlanılsa dahi çıkılamıyor..
Yayla çorbası belki de bu blogun ilk tariflerinden ya da çorbalarda ilk olanlardan olmalıydı çünkü hem çocukluğumun lezzeti hem de benim damak tadımdaki üçlemeden çorba olanıdır.Sütlaç yazımda da bahsettiğim gibi Yayla çorbası+sütlaç+annemin köftesi=vazgeçilmez!
Yayla çorbasını her içtiğimde aklıma annemin çorba hazır olduğunda tereyağ eritip dökmesi ve ardından yağın eritildiği tavaya bir kepçe çorba katıp karıştırıp tekrar tencereye boşaltması ve eve yayılan mis gibi tereyağ kokusu gelir...
Annem yapımını tarif edince cahilliğimizi mazur görun bu kadar az malzeme ve kolay bir çorba sanmıyordum.Benim için leziz,harika ama şurası da muhakkak annem gibi tutturabilirmiyim orası şaibeli:-)

2-2,5 su bardağı yoğurt
1 çay bardağı pirinç
4 su bardağı su
Tereyağ
Tuz
Nane
Ayrıyeten göz kararı su

Hazırlanışı:
  1. Su ile pirinci haşlayın.Haşlanınca yoğurdu biraz sulandırıp içine katın
  2. Güzelce birbirine karıştırın ve göz kararı su ekleyin.Yavaş yavaş karıştırarak pişirin ve muhakkak kaynayana kadar karıştırın yoksa hemen yoğurt keser(diye tamamladı cümleyi annem).
  3. Kaynadıktan sonra 10-15 dakika kısıkta kaynamaya bırakın.
  4. Eğer çorba gözünüze katı gelirse tekrardan su ekleyebilirsiniz.
  5. Son olarak tavada erittiğiniz tereyağına nane ekleyin ve çorbanın üzerine gezdirip servise hazır edin.

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Maaile İftar

Sonunda bir araya geldik!
Pazartesi,salı ve çarşamba üst üste arkadaşlarımla iftarım olunca 4.gün yani perşembe evde iftar yapabildim.Birde bu sene rahmetli anneannemin terasına babamın sıcak nedeniye habire gitmek istemesi oraya hep bir taşınma haline düşürdü bizleri ve herkesin illa ki ayrı ayrı iftarları olduğundan sebep arada bir araya gelsek de onlarda da misafirlerle oldu.Perşembe akşamı güzel bir iftar oldu.Okuldan geldiğimde dahi eğer yemek için tek kalsam annemi yanıma çağıran benim için sahur ve iftar yalnızsa depresyon sebebi dahi olunabilir.Kalabalıkta herşeyin yapılmasını sevip bazen bir o kadar da yalnızlığıma düşkün oluyorum,bir çeşit ironi gibi dursa da insanız işte her türlü hali içimizde barındırabiliyoruz.
Uzun zamandır birde kolay olup hep erteleyip yapamadığım paçanga böreğini de yapıcaktım onu da yapabildim,her ne adar kolay olsa da bazen olmuyor işte olamıyor,şaşıyorsunuz ama engelleyemessiniz olmayacak ya da olacak birşeyi.
Belediye tesislerinde yediğimizde sadece kaşar peyniri+pastırma ikilisi içinde olduğundan sebep bende bu şekilde yaptım hiç bloglarda tariflerine de bakmadım muhakkak güzel tarifler başka katılan malzemeler de olabilir.Ben bu şekil sevdim evdekiler de bayıldı.Basit bir tarif ama bilmeyen,yapmayan ve yemeyen duyunca ekleyelim bari dedim.Kolay ve lezzet arayıp ikisini bir arada isteyenler için bu böreğin nokta atışı olduğunu da düşünüyorum her seferinde.
 Herkesin illa ki sayacağı 2-3 tat vardır sevdiklerinden benim de böyle bir üçlemem var ki belki de sütlaç yazısında bahsetmişimdir.Yayla çorbası biri işte ve hergün olsun hergün yerim asla bıkmam!
 

Paçanga Böreği

Malzemeler:
  • 3 yufka
  • 12 dilim Pastırma
  • 12 dilim Kaşar peyniri
  • Kızartmak için sıvıyağ
Hazırlanışı:

Yufkaları dörde bölün,ardından her bir yufkanın geniş tarafına bir dilim pastırma üzerinde bir dilim kaşar peyniri koyup enli sigara böreği gibi sarın ve ucunu yapıştırmak için de suya hafif banıp ıslattıktan sonra kapatın.Her bir böreği bu işlemi yapın.Servis etmenize az bir süre kala tavaya koyduğunuz az sıvıyağda iyice kızartın.
Ben çok yağda kızartmadım gayet iyi oldu arzu eden bol yağda da kızartabilir,birde yufkası çok büyük olan isterse yufkayı altı parçaya da bölebilir.
Afiyet olsun.

29 Temmuz 2012 Pazar

Patlıcanlı Börek

  
Söğüt ağacının altı bu börek yanında orta demde bir çay denizden gelen dalga sesi ile ömür geçirme,nasıl keyiftir değil mi?
İsmet Berkan dı yanlış hatırlamıyorsam,bir yazısında yazıyı söğüdün altından yazdığını ve denize karşı oturduğunu yazıp birde bulunduğu söğüdün,mekanın da fotoğrafını eklemişti.O zaman gerçekten çok ama çok kıskanmıştım hala da eklıma geldiğinde kıskanırım.O zamandan beri de söğüt denince o hafızama kazınan görüntü ile yol alıp hayal aleminde birşeylerin peşien takılırım.
Yakınınızda söğüt varsa bir deniz yakınsa ya da görünüyorsa ya da ses veriyorsa vs vs yapın bu börekten koyun termosa çayınızı ve gidin oturun önce kendiniz sonra benim için..

Ramazan çıktığı gibi termosumu,böreğimi alıp Eylül güzelliği gelen adaya Eylülün ilk haftası gitmeye çalışacağım,kararlıyım!
Madem gideceksiniz bu börekle verelim bari şu sahibinden bir türlü alamayıp sonunda alınan tarifi:-))
Bu arada buraya kadar yazı benden ama tarif anlatım,malzemelerin yazılışı vs tamamen sahibindendir.Esradan tarifi istemiştim bana facebook üzerinden yazdı tarifi ve nasıl yazdıysa aynen onun diliyle aktardım,kopyala yapıştır yaptım.Aslında sadık kalmak meslek icabı birazda malum belgeler işimiz:-)

"Malzemeler:
  • 3 çorba kaşığı süt
  • 5 çorba kaşığı yoğurt
  • Yarım çay bardığı sıvı yağ
  • 3 yufka
  • 1 yumurta
  • 3 adet patlıcan
  • Arzuya göre kıyma, konulmayabilir de ama tarifte var ve bu fotoğraftaki börekte de var.
  • 1 adet orta boy soğan
  • Tuz
  • Karabiber 
  • Ve arzuya göre çeşitli baharatlar, kekik ama çok yakışıyor
Hazırlanışı:
  1. Patlıcanların tüm kabukları soyulur ve minik minik küp şeklinde doğranıp hazır edilir, soğan küp şeklinde doğranıp bir iki kaşık yağla kavrulur ve kıyma ileve edilir. 
  2. Daha sonra doğranmış patlıcanlar ilave edilerek suyunu çekip yağına binene kadar pişirilir, baharatlar ve tuz ilave edilerek iç harcı hazır edilir.
  3. Süt, yoğurt, yağ ve yumurtanın akı bir kaba konup iyice karıştırılır.
  4. Sonra yufkalara fırça yardımıyla bolca tüm yüzeye sürülür,iç harç bitene kadar bu işlem devem eder.
  5. Yufka şekilleri arzuya göre değişir ama sigara şeklinde daha fazla tercih edilebilir., üstüne de kalan yumurtanın sarısı sürülüp 170 derecelik fırında pişirilir,

    Afiyet Olsun Efenimmmm "
Bu tarif için Esraya tekrardan çok teşekkürler!

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Yemiştik,eksiltmiştik,toplamıştık :-)

Birkaç gün öncesinde Esra Karamürselde Salihaların bahçesindeki ağaçların birini bitirip birde ceplerine de doldurmuş gördüğünüz gibi:-)Ama ceb işini abartıp sepeti de yardımcısı yapmış.

Mezuniyet öncesinde arkadaşımız Esranın evini bastık!
Evet evet resmen bastık,15 kişi olduk ev sahibiyle toplam, bu sayı ile resmen basmış olduk.
Esra oraya gelen herkeste "esra ise geliriz muhakkak"denilen ilgiye nail olsa da bende bundan da öte bir hali vardır.Herkesin hayatında vardır illa ki onları taşımaktan gocunmayan,onlarla üzülen,onların yerine onlardan çok tedirgin olan..İşte bu ve bunun gibi bundan da öte hasletlere sahip insanlar bu dünyada varoldukça herhalde biraz daha uzak kalırız daha kötü günlerden.Allah insanı güzel insanlarla ödüllendirsin hep..
Ramazana girmeden önce bu sene ağırlandığımız böyle birkaç sofrayı yayınlamam lazımdı ama kısmet olmadı bir türlü,bu böreği de hem patlıcan zamanı olması hasebiyle hem de ramazanda çok güzel gidecek bir lezzet diye öne aldım,kesinlikle denemelisiniz!Sinem hemen tarifini almıştı ve 2 kere yaptı,patlıcanı ben çok severim benim de damak tadıma şölen yaptırdı.
Esradan tam 3 tarifin daha reçetesini bekliyorum,reaya önünde söyliyeyim ki tarifi almayı hızlandıralım değil mi?
Bir sonraki yazıda tarifi yayınlamak istiyorum çünkü bu güzel nimetlerin yoğunluğunda araya karışmasını istemiyorum.R
amazan sonrasına böyle sofraların hayali ile şimdiden hayırlı iftarlar.
 Banduma denilen Kastamonu yöresine ait bir tarif,ben ilk Asuman teyzede yemiştim ve harika idi yanlış hatırlamıyorsam 2 tabak yemiştim ki burada da öyle yaptım.
 Ah Elmalı Kurabiye!
 Anneme söylemek lazım zeytinyağlı dolma isteğimizi
 Daha yeni öğrendim ki bu kızartma diye sandığım şey bildiğimiz usulle kızaran değil de fırında yapılanmış!
 Patlıcanlı Börek yapın yiyin yine yeniden yapın yiyin hiç vazgeçmeyin
Peynirli börek daimidir vazgeçilmezdir.
 Salata gibi ortaya cacığı böyle düşünmemiştim ama çok güzeldi serin serin ah ah şimdi!
Neyse diyelim ve iftarı bekleyelim.
Birde bu sofradan sonra üstü dondurmalı sütlü tatlı vardı ama onu fotoğraflayamadım çünkü tam bir hengame vardı o an:-)

 Biz yedik,eksilttik,Allah artırsın sofrayı bizim tayfa kaldırsın!
Bir daha en son bizim evde toplanmıştık ama bun sofra Şermin ile son toplanmamızdı bir ara gene kenarlara kaçıp ağlamaklı oldu.4 senenin sonunda sığdırdıklarımızı tekrar düşündüğümüzde iyi ki o 4 sene yaşanmış ve bir 4 daha olsa yaşanır.

Supangle

Bu tatlıyı ne zaman yesem,yapsam annemin eski evimizin küçük mutfağında gösterdiği çaba hep aklıma gelir. Mikser,blender yok iken süzgeç...