25 Ocak 2012 Çarşamba

Portakallı Minik Toplar

Pazar günü ritüelimiz bu hafta yeniden Esranın da dahil olması ile güzel ve keyifle gerçekleşti.Pazar günleri bol gazete,taze süt,minik tatlar ve muhabbet üzerinedir bizim bu ritüel bundan önce de bahsetmişimdir.Esra da sağolsun arada gelir hatta bu sefer gelirken elinde çikolata kaşıkları ve Mabelden aldığı kocaman sütlü çikolata ile geldi sağolsun.Bende süt ile çikolata seven bu bıcır şahsiyete minik çikolatalar yapmak için mutfağa girip bu karışımı ürettim.Esra Kahve Dünyasının Bontelerine benzetti.Bugün de son birkaç kalanı arkadaşlarım yedi çok beğendiler.

Malzemeler
  • 1 portakal kabuğu rendesi
  • 1 çay bardağı portakal suyu
  • 1 paket pötibör
  • Kek kırıntısı
  • 80 gr tereyağ
  • 80 gr çikolata(hatta benim ki 89 geldi evdeki bitterleri kullandım:-))
  • Üzeri için:Hindistan Cevizi

Hazırlanışı
  1. Öncelikle tereyağı eritin.Eriyen tereyağın altıını kapatın ve çikolatayı ekleyip eriyene kadar karıştırın.
  2. Hazırladığınız çikolatalı karışıma portakal kabuğu ve suyunu ekleyin.
  3. Bu karışıma ardından bisküvileri ekleyin kek kırıntısı da az ekleyin,ben çok az koydum.Eğer bisküviler yeterli olursa eklemesiniz de olur.
  4. Hazır olan karışımdan minik toplar alıp hindistan cevizine bulayın.

22 Ocak 2012 Pazar

Zahter Salatasına Öykünmek

Geçtiğimiz günlerde annemle yemek yediğimiz Çiya'da zahter salatası benim başımı döndürdü.O salatanın lezzetini unutmadan ona benzer bir karışımdan yola çıkmak istedim ama tam benzeri değil de onun gibi karışık birşey yaptım.Zaten o salata orada güzel,yolu düşen muhakkak yesin ardından da domates tatlısı ya da olmamış cevizden yapılan  cevzi tatlısını yesin.Şiveydizi de öncesinde yemeyi unutmayın!Hoş ben saymaya kalksam Çiya'nın lezzetlerini say say bitmez bu sebeple ben saymayayım yolunuzu düşürün ve gidin muhakkak damağınızda şölene yol açıp ruhunuza bunu indirmeyi başarın.Dışarıda yemek yemeyi çok sevmeyen ve bununla beraber belli olmayan bir yerde hiç sevmeyen annem bile hiç rahatsız olmadı yediği herşeyden,hele de en son ikram ettikleri sumak şerbeti ise çok güzel bir nokta oldu..
***
Bu salatayı yapın kalsa da ardından gelen misafiriniz çok severek bitiriyor.Ben kahvaltıya yapmıştım,öğlenleyin  kahve içmeye gelen annemin arkadaşı hepsini yedi ve çok beğendi.

Kışlık Karışık salata

Malzemeler
  • 2-3 havuç
  • 3-4 tane turp
  • Kahvaltılık zahter
  • Nar ekşisi
  • Zeytinyağı
  • Tuz
  • Kuru reyhan
  • Kuru nane
  • Maydonoz
  • Dereotu
Yapılışı

Maydonoz ve dereotunu incecik kıyın.Turpları ufak udak doğrayın havucu da rendenin küçük kısmı ile rendeleyin.Diğer malzemeler ile hepsini bir karıştırma kabına alıp iyice birbirine karıştırın.Hatta ben kapaklı bir kapta yaptım kapağını sıkıca kapayıp kabı salladım ve o şekilde karıştırdım.
Hazır olan salatanızı servis tabağına alın.Eğer kavrulmuş susamınız varsa ya da ayıklanmış narınız varsa eklemenizi tavsiye ederim.

21 Ocak 2012 Cumartesi

Portakallı&Çikolatalı Kurabiye

Portakal kokusu ne güzel birşeydir!
Evin içine dolan portakal kokusunu,tarçın kokusunu çok seviyorum. Belki de benim için sıcak ve huzurlu bir evin koku kısmı da bunlardan oluşuyor. Sahteliği,yaydığı kokunun ahenksizliğinde hissedilen kokuların olduğu evler aynı zamanda bir tarumarlığı da gösteriyor.
"Huzur bir kokuya mı hapsolmuştur?"diyen de çıkar ise,evet bazen huzur; hissedilen bir kokunun yüzüne verdiği tebessümün ardından içine işlemesiyle de gelebiliyor.Ya da bütün gün evde çalışıp masanın üzerinde iki çeşit tatlı, bir tepsi de kurabiyenin görüntüsünde saklanıyor.Bunların hepsi bir bütünün içinde sonucu gösteriyor;huzur ihtiyacımızı çünkü everest gibi koymuşuz hayatımıza,bu sebepten varolan değil de bizim için özlenen olmuş.Sonra da böyle koku da gülümseme de arar olmuşuz..
***
Aslında bu kurabiyeleri arkadaşlara tattırırken "çakma biskrem"diye de ekledim.Fırından çıktıktan sonra ılınmaya dururken yediğinizde çikolatanın o akışkan hali damağınıza vurunca anlatılmaz sadece yaşanır dedikleri cinsten bir hale düşüyorsunuz,deneyin ve sizde görün klişe cümlesinin ekliyorum o sebeple.Tamamen uydurmasyon olan tariflerimden daha doğrusu her yenilik bir kişinin uydurması ama icadı da sayılıyorsa bu da benim icadım da diyebilirim belki de.Tarifi buraya eklemeden dahi verdim tarif,herkese ısrarla tavsiyemdir..
 Malzemeler
  • 5 portakal kabuğu rendesi*
  • 250 gr tereyağ
  • 2 yumurta
  • 1 su bardağı fındık kırığı
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 vanilya
  • 1 su bardağı pudra şekeri
  • 2 paket doğranmış çikolata
Hazırlanışı
  1. Oda sıcaklığında olan yağ ve un dışındaki tüm malzemeleri bir karıştırma kabına alın.
  2. Karıştırma kabında birbirine güzelce karıştırın.Un eklemeden bu şekilde karıştırmak yağın güzelce karışmasını sağlıyor.
  3. Ardından azar azar unu ekleyip kurabiye için elde edilen yumuşak kıvama gelinceye kadar un ekleyin.
  4. Hazır olan hamuru bir kenara alın hamur dinlenirken çikolataları bıçak yardımıyla kıyın.
  5. Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp kıyılmış çikolatadan kaşık yarımıdıyla içine koyup yuvarlayın.(Aynı içli köfte gibi yaparak kurabiyeleri tamamlayın.Bu malzemeye 80.gr lık iki paket tam yetmişti.)
  6. Kurabiyeleri önceden ısıtılmış 180 dereceli fırırına verin.
*Portakallar çok büyük olmadığı için 5 tane kullandım eğer portakal büyük ise isteğinize göre bir sayıda portakalın kabuğunu kullanabilirsiniz.Birde portakalı rendenin büyük olan kısmıyla değil onun bir küçük olan kısmıyla rendelemelisiniz.

    7 Ocak 2012 Cumartesi

    Bal kurabiye

    Tarçın kokulu bir ev olsun
    tarçınlı kekler koksun
    tarçınlı kurabiyelerle dolsun kavanozlar
    elmalar girsin içine
    üzerine de dizilebilir elmalar
    yanına olsun bir sıcak çay
    dışarıda özlediğimiz kar olsun
     ***
    Hadi hayal kuralım böyle ne dersiniz?Ne yapayım zihnimde tahayyül ediyorum bazı şeyleri lezzetleri,yaşamları,okumaları,yazıları,gülmeleri vs vs
    Bu kurabiye de zihnimde tahayyül ettiklerimden.Bizim cumartesi grubu ile bir kere çay içerken bir arkadaş kurabiyeler getirmişti 3 çeşit elmalı vardı ve üçünün de şekli farklı idi.Buna benzer vardı bir tane ve deneyeceğim diyordum 2 senedir,ondan esinlenip birşeyler yaptım.Yalnız o yediğimizin hamuru sade idi ben değişiklikler yaptım kendimce umarım deneyen olur ve de beğenir.
     Malzemeler:
    • 250 gr tereyağ
    • 1 çay bardağı ince çekilmiş fındık
    • 1 çorba kaşığı tarçın
    • 1 yumurta
    • 1 paket kabartma tozu
    • 1 paket vanilya
    • Yarım su bardağı toz şeker
    • Aldığı kadar un
    İç harcı:
    • 7-8 adet elma( küçük boy ise)
    • Göz kararı bal
    Hazırlanışı:
    1. Elmaları soyup küçük küpler şeklinde doğrayın.Doğradığınız elmaları bir tavaya koyup ardından ahrlı ateşte biraz yumuşayıncaya kadar çevirin.
    2. Yumuşamaya doğru göz kararı üzerine bal gezdirin(yarım çay bardağı belki az daha fazla gelmiş olabilir ama siz isteğe göre ekleyin)
    3. Bal ile yakmamaya özen gösterin ve elmalar biraz yumuşayınca tavayı ocaktan alın,soğumaya bırakın.
    4. Oda sıcaklığına gelmiş yağ ile diğer malzemeler(un hariç)biraz elinizle karıştırın ve sonra azar zar unu ekleyin.
    5. Kurabiye hamuruna uygun olan yumuşaklığa erişince kurabiye hamurunuzdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp elinizle açın ve hazırladığınız elmalı iç harcından biraz koyup yavaşça elinizle yuvarlayın.
    6. Yuvarladığınız kurabiyeleri yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin ve önceden 180-190 derece ısıtılmış fırına verin.
        *Tarçını az sevenler 1 tatlı kaşığı ekleyebilirsiniz.
        *Elmalar hamuru ıslatabiliyor ona göre hamuru elinizde açıp narince yuvarlarsanız daha iyi olur.
        *İsim de esinlenmedir:-)

        5 Ocak 2012 Perşembe

        Zamana inat çocukluğumdan bir tat Çatal

        Zaman geçiyor
        2007 de hadi demiş iken 2012 olmuş ve köprünün altından çok su akmış
        Günden güne renk değiştirmiş herşey,hal değiştirmiş,suretler eskimiş
        Biz aynı ruhların sahibiyiz derken onlar da değişmiş ama hissedememişiz
        Eskimişliğimizi yıllar da hissettirmezken bazen bedenimiz bazen de yaşadıklarımızın geri dönüşümleri hissettirir olmuş
        Zamanı biz eritirken zaman bizi eritir olmuş..
        Güz olmuş,kış olmuş güneş doğmuş ,öyle dolmuş ömrümüz..
        ***
        Zaman ne çabuk bitiyor değil mi?Yılın ilk tarifini yayınlamadan önce anneme vakitsizlikten blogumu ihmal ettiğimden bahsettim ve bunu artık dilime pelesenk ettiğimimin de farkındayım.Evde geçen zamanın yorgunluğun hissedildiği saatler olması+aile ile yaşar iken annenin hazırladığı yemekler ile geçen bir ömürde çokta fena değildir(?)diyerekten kendimi rahatlatmaya çalışıyorum.Yalnız sadece de bunlar diyemeyiz ama bunlar daha da görünen sebepler işte,öyle değil midir zaten bir günah keçisi bulununca hikaye onun üzerinden kurgulanıp yük omuzlardan atılır şu anki durum da aynen öyle.
        Neyse gene sözü çok uzattım ama hasbelkader gelen gidene saygıdan,arada görene muhabbetimden takip eden,okuyan izleyen her arkadaşa verdiğim değerden de kendimi nacizane ifade etmek istedim..

        Bu arada herkesin 2011 i unutturacak kadar güzel bir sene geçirmesi dileğiyle..

        ***
        Çatal

        Malzemeler:
        • 250 gr tereyağ ya da margarin (125 gr 'ı eritilmiş diğer 125 gr oda sıcaklığında olmalı)
        • 1,5 çorba kaşığı tepeleme mahlep
        • 2 yumurta
        • 3 tatlı kaşığı şeker
        • 1 tatlı kaşığı tuz
        • 1 çay bardağı yoğurt
        • 1 çay bardağı sıvıyağ
        • 1 paket kabartma tozu
        • Aldığı kadar un
        Üzeri için:2 yumurta sarısı
                      Çörekotu

        Hazırlanışı:
        1. Öncelikle tereyağı eritin ve ılıtın diğer malzemeleri de yoğurma kabına alın ve unu eklemeden bir karıştırın.
        2. Unu azar azar ekleyerek çok sert olmayacak şekilde(kurabiye hamuru kıvamı)olana dek un ekleyin.Kıvama gelen çatal hamurundan ceviz ya da daha büyük parçalar alarak ister 3 parçalı ister klasik çatal şeklinde çatallarınızı yapın ve yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine dizin.
        3. Üzerlerine yumurta sarısını sürdükten sonra çörekotu serpip 180-190 dereceli fırında pişirin.

        27 Aralık 2011 Salı

        Kahvaltı olsun Çaydoş olsun

        Bundan önce çocukluk arkadaşım Fatma'dan annesi Emine teyzeden muhakkak bahsettim,Emine teyzenin tarifleriyle ayrı bir blog açılır hem çok zahmetli hem çok leziz ah o kadar özledim ki onun yemeklerini..
        Şimdi uzağa taşındılar evlerinin önünden her geçtiğimde hayıflanarak geçiyorum ve uzun zamandır da oradan geçmeyip başka yoldan gidiyorum.Annem bu tarifi ondan almıştı ve ilk yaptığında silip süpürmüştük amiyâne tabirle çünkü zerre yağ çekmiyor harika bir şey oluyor.O gün bugündür de yaparız birde az yaparsanız hamur birkaç gün dolabta kapalı kapta saklanabiliyor bu açıdan da çok güzel.Yanlış hatırlamıyorsam bu hamur işi Çerkeslere aitmiş.Eğer bilen var ise beri gelsin hatta bir anlatısı varsa bizle paylaşsın mutlu olalım.

        Malzemeler:

        • 1 su bardağı yoğurt
        • 1 yumurta
        • 1 ,5 çorba kaşığı şeker
        • yarım çay kaşığı karbonat
        • Tuz
        • Un aldığı kadar
        Hazırlanışı:

        Unu eklemeden sıvıları karıştırıp azar azar unu ekleyin.Yumuşak bir kıvama gelen hamurunuzu yaklaşık yaırm saat dinlenmeye bırakın.Dinlenen hamurdan ufak bezeler kopartın ve bu bezeleri çok az un serperek merdane ile ince açın.Açtığınız hamurları istediğiniz şekilde kesip kızgın yağda kızartın.
        ***
        Kızaran hamurlarınızı servis tabağına alıp lezzetine vakıf olun ve bir önceki tarifte verdiğim Zıkkım ve türevi olan kahvaltılıklarla da tüketin ya da tek olarakta oalbilir çünkü gerçekten çok güzel ve de yedikçe yedirten bir lezzet!
        Afiyet olsun..

        24 Aralık 2011 Cumartesi

        Zıkkım ye!


        Her zaman ders çalışıp muhabbeti abarttık hadi ders çalışalım diyipte bir türlü derse dönemeden muhabbetlere devam dediğimiz yerimizde arkadaşımla bir sabah kahvaltı edeceğiz ben dedim "poğaça yaptım sabah sabah getiriyorum hadi gel"diye o da gelirken bana bir sürpriz yaptı.Sürprizi "Zıkkım ye"oldu aslında evet bu anlattığım buraya kadar kötü bir şaka ya da tuhaf bir denklem gibi dursa da eğlenceli neyse devam edelim.Arkadaşım bu güzelim nimeti bana tattırdı adı ne dediğimde önce duraladı sonra o meşhur gülümsemesiyle "Zıkkım"dedi ben tekrar sordum ve gene o aynı kelimeyi zikredince gülmeye başladım ve hikayesini bilemesekte tahmin yürüterekten belki de dilimize yerleşen "zıkkım ye" lafzının buraya da dayanabileceğini düşündük birazda tarihçilik refleksiyle.Geçen hafta elinde bir koca kap Zıkkım getirince dedim yayınlayacağım bu tarifi ama senin yaptığını fotoğraflayarak!
        Esra'nın aile üyelerinden biri bir tanıdığından -bu kişi Boşnakmış büyük ihtimalle-öğrenir öylece onların da yemek adetine girer ve bizlere de bu şekilde ulaşır.Eğer bu lezzeti bilen çıkarsa ve de yazarsa çok sevinirim.
        Herkese ısrarla tavsiyemdir..
         Pazar kahvaltısında yediğimiz zaman annem  çerkeslere ait olan bu hamur işiniyani çaydoşu  yaptı onunla beraber yediğimde fotoğrafladım.Bir sonraki yazı da inşallah "çaydoş" tarifi ile olucak!

        Malzemeler:
        1. Ekmek içi kurutulmuş,rondolanmış
        2. Biber salçası(ağırlıklı bu olmalı)
        3. Domates salçası
        4. Maydonoz
        5.  Yeşil soğan(ince küçük kıyılmış)
        6. Sarımsak(Özellikle belirtti kendisi Kastamonulu olduğundan Taşköprü kullanıyor ve farkı var diyor)
        7. Ceviz içi( bıçakla doğranmış olucak)
        8. Salçanızın tuzuna göre de isterseniz tekrar ilave tuz
        9. Kimyon
        10. Kekik
        11. Köfte baharı
        12. Pul biber
        13. Salçayı özleştirmek için zeytinyağ(sevmeyene herhangi bir sıvıyağ)
        Hazırlanışı:
        • Salçadan önce kuru olan malzemeleri bir kapta iyice karıştırın.
        • Salçayı ekle önce ardından yapı yavaş yavaş ekleyip birbirine karıştır.
        • Birde isteyen kuru nane de ekleyebilir amma velakin tarifin özünde yokmuş

        20 Aralık 2011 Salı

        Tahinli Kek

        Kaç sene oldu bilemiyorum artık ama rahat 9 ya da 8 yıl öncesiydi"pinhan"diye birbirimizin ömründe yer ederek devam eden muhabbetin karşı taraf ayağındaki çay sohbetinin nefis tatlısıydı.Hemen tarifini istediğimde Zekiye(Hatice'nin ablası)bu kağıda yazıp vermişti.O günü hiç unutmuyorum ne o muhabbeti ne de evlerinden baktığınızda görünen güzel manzara ve içeriğini..Adalar'a doğru saatlerce bakma isteği uyandırıp çay hiç bitmesin muhabbette sürsün dediğiniz bir zaman ve bunu daha da güzelleştiren özel insanlar!
        Herkesin ömründe belli zamanlar ve o zamanları o hale getirenler vardır ya Hatice de onlardan biridir ve aramızda olan bazı şeyler vardır ki birbirimiz konuşmadan aslında ne demek istediğini anlarız.Karışık kızartma,manzara,çay,kitap vs vs vs..
        Pinhan vesilesi ile başlayan muhabbetin daha yıllarca sürmesi dileğiyle..
        ***
        O gün bugün bu kağıdı sakladım hatta blogum olduğundan beri bu şekilde fotoğraflayıp yayınlama niyetinde olsam da bir şekilde olmadı.Bundan önce bir ya da iki kere fotoğrafladım ama onları beğenmedim bu seferkiler daha iyi oldu.
        Tarif yazmıyorum kağıdın üzerindekinden tek farkı ben tahini daha fazla olsun diye ölçüyü birer kaşık artırdım yani dört kaşık içine dört kaşık üzerine her tarafına olucak şekilde kaşık yardımıyla dökün.

        16 Aralık 2011 Cuma

        Yaban mersinli&Yer fıstıklı kurabiye from UK

        Marks&Spencer mağazasının İngiltere'de yiyecek&içecek her türlü ürünün satıldığı marketleri vardı.O marketlerden ben ortalama bu büyüklükte olan bir sürü çeşidi olan kurabiyelerden paket paket alırdım.O kurabiyelerin tadı hala damağımda çok özlüyorum onları da!Fıstıklı olanını da geçenlerde denemiş fotoğrafını beğenmeyip yayınlayamamıştım ve tarifi de kaybetmişim bu sebeple tekrar bir deneme geçmeliyim.Oradayken habire diyordum "Türkiye!ye dönünce muhakkak denemeliyim"diye malum elde tarif yok yediklerimden yürüttüğüm tahminle birşeyler yapıcaktım ve bunu da benzettim sanki.İşin kötüsü nette bakındım durdumm bir fotoğraf isim vs bulamadım.Bir dahaki gidişimde her bir çeşidini fotoğraflayacağım.
        Neyse daha fazla sözü uzatmadan umarım deneyenlerde beğenir diyerekten burada noktalıyorum.

        • 1 paket margarin veya tereyağ (250 gr,bu arada ben tereyağ kullandım ki bu kurabiye için özellikle tereyağ kullanırsanız çok iyi olur!)
        • 1 su bardağı pdra şekeri
        • 1 su bardağından bir parmak eksik yer fıstığı
        • 1 kabartma tozu
        • 1 vanilya
        • 1 su bardağı yaban mersini
        • 1 çorba kaşığı limon suyu
        • 1 yumurta
        • Aldığı kadar un
        Hazırlanışı:

        1. Oda ısısına ulaşmış yağ ile sıvı olan malzemeleri,şekeri elinizle iyice birbirine özdeşleştirin.Ardından azar azar unu ekleyin.
        2. Kıvama gelen hamurunuza yaban mersini ve fıstığını da ekleyip birbirine iyice yedirin.Hazırladığınız kurabiye hamurunu 1 saat buzdolabında bekletin.
        3. Bekleyen hamurunuzu alıp merdaneyle çok kalın olmayacak şekilde açın ve küçük kase ya da bir su bardağı ile yuvarlaklar kesin.
        4. Hazırladığınız büyük yuvarlakları fırın kağıdı serdiğiniz tepsinize yerleştirin ve 180 derecede önceden ısıtılmış fırına verin.
        5. Hafif pembeleşmeye durunca da kurabiyeleri  fırından çıkartın.Afiyet olsun!

        5 Aralık 2011 Pazartesi

        Dereotlu Kıyır Poğaça

        Günlerdir"canım dereotlu poğaça istiyor"diyerekten tutturmuşum bir lakırdı ama bunu tınlayan ne yazık ki olamadı!Annem sağolsun her daim yapar eder ama bu sefer herhal artık yaşlanıyor olduğu için midir nedir teğet geçti sanırsam.Birde üzerine sınav dönemindeydim o zaman baten başlı başına "dur"işareti benim için ama durabildim mi,hayır!Salı gününden beri birde annemler evde değildi biz üç kardeş yalnızdık ve ısrarla dereotlu poğaçayı sayıklayıp hazırları almayacağım deyip evde yapılandan istiyorum diyerekten mız mızlanmanın sonucunda perşembe günkü sınava rağmen çarşamba akşamı yaptım!Gördüğünüz üzere olan,şimdiye tane zor kalmış poğaçaları yapabildim.Hatta akşamında annemle konuşuyordum akrabamızın evindeydi aynen şöyle dedim.
        "Kızım dereotlu poğaça istiyordu ben yapmadım ama o kendine yapmış"diye söyle dedim.
        Hatta orada duyanlar da Allah Allah Cevahir yenge yapmaz öyle deselerde olmuştur bir kere artık..
        Neyse işin latifesi,muhabbeti bir yana perşembe sınavına çalışırken kahvaltımız da oldu arkadaşlarla ve çok beğendi herkes umarım deneyenlerde aynı şekilde beğenir.Perşembe akşamı telefonda duyan akrabamıza hemen yayınlamadan tarifini verdim bile!
        ***
        24 kasım 2011 günü yazıyı hazırlamışım ve akşama yayınlarım demişim ama bilgisayarların birden bozulması ile bütün planlar alt üst oldu işte nasip bugüneymiş.


        Malzemeler:

        • 1 paket margarin ya da 250 gr tereyağ(ben tereyağ kullandım)
        • 1 su bardağı yoğurt(oda ısısına gelmeli)
        • 3 yumurta
        • 2 paket toz maya
        • 2 tatlı kaşığı tuz
        •  1 tatlı kaşığı şeker
        • Aldığı kadar un
        • Yaklaşık 1 demet dereotu 
        • İç harcı için 1-1,5 su bardağı kaşar rendes
        • 250 gr kadar ise lor
        •  Üzerine yumurta sarısı

        Hazırlanışı:

        1. Un haricindeki diğer hamur malzemelerini yoğurma kabına alın ve unu eklemeden önce iyice bir elinizle hazırlayın.
        2. Unu azar azar ekleyerek yumuşak bir hamur elde edene kadar yoğurun.
        3. Hazırlanan hamuru şöyle 15-20 dakika dinlenmeye bırakın.Hamur dinlenirken de loru,rendelenmiş kaşarı bir kabta iyice karıştırın.
        4. Dinlenen hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp elinizle açın ve iç harcından biraz koyun ve klasik poğaça şeklinde kapatıp fırın tepsisine dizin.Üzerlerine yumurtas sarısını da sürdükten sonra önceden ısıtılmış 200 dereceli fırına verin.
        İşin en güzel kısmı bu poğaçayı fırından yeni çıkmış sıcak haliyle yemek,ayrı bir zevk herkese tavsiye edilir.

        4 Aralık 2011 Pazar

        Tekno İmtihan

        Teknoloji ne kadar hızlı ise insanı mağdur etmesi de aynı orantıda bir hıza sahip.Evdeki iki adet bilgisayardan masaüstü olan bir akşam açmaya kalkıştığımızda açılmadı laptop ise aynı zamanda hard disci okumayacak halde virüs kapıp ağırlaştı resmen geçen gün komşuya inip hard disci takıp flash belleğe fotoğraf atmak zorunda kaldım!İşte iyi diye sandığımız herşeyi ya da kötü diye sandıklarımızı iki taraflı düşünmemizi gerektiren bir olay.Yaşamımız inanan için bir sebep sonuç dairesinde ve tevekkül ederek,inanmayanlar içinse doğa kanunu saydıkları ile örülmüş önemli olan bu durumda öz mü ,evet o dur.Sonuçta her iki tarafta özünde inandığı bir şey ile hayatını kotarıyor,en basit mevzudan en zoruna kadar her birini inandıklarımız ile yoğurarak ayakta kalıp bugünün şükrü ya da kabullenip mücadelesiyle götürsek  hayatımız güzel bir yolun içinde daha engebesiz şekilde ilerleyebilir gibi çünkü inandığın zaman en zor diye öncesinde gördüklerinle zorlanmadan yaşamayı öğreniyorsun.
        Geçtiğimiz günlerde annemler karşı tarafa geçmişlerdi biz üç kardeş uzun zaman sonra evde yalnızdık uzun zamandır lezzetini merak ettiğim bu fasulyeyi marketten alıp denedim.Dereotu,mısır ikilisi ile güzel demişlerdi ama ben kendimce roka ve turp ile yaptım ve benim için vazgeçilmez bir üçlü oldu.Herkese ısrarla bu haliyle tavsiye ederim.Hatta bir dahaki sefere turpu daha bol koyacağım ve belkide roka ile birlikte harmanlayıp hazırlayacağın turpları.Sizde nasıl isterseniz yapın ama bu üçlüyü bozmayın.

        Meksika Fasulyeli Salata:

        Fasulyeleri süzgece koyun musluğun altında sudan bir geçirin.Bir tarafta yaklaşık bir demet rokayı ayıklayıp yıkayın ve süzdürün.Süzülen rokaları güzelce doğrayın kaırştırma kabına alın ardından süzülmüş fazsulyeyi de ekleyin.Ardından yağını,limonunu ve tuzunu ekleyip güzelce karıştırın,yağını eklerken elinizi korkak tutmayın çünkü yağsız güzel olamaz.Servis tabağına aldıktan sonra turpları küçük küçük doğrayıp üzerine ekleyin.Tavuk kanadı ile yemiştik nefisti sizlere de pazar gününe hafif bir salata olmuştur umarım.
        Herkese iyi pazarlar!

        Supangle

        Bu tatlıyı ne zaman yesem,yapsam annemin eski evimizin küçük mutfağında gösterdiği çaba hep aklıma gelir. Mikser,blender yok iken süzgeç...