30 Mart 2011 Çarşamba

Sütlaç

Blogların açılması için yazı yazdık arkasından bir girebildik bir giremedik..
Oynuyorlar herhal bizlerle?Dedik ya seyirci kalırsak oyuncusu olamayız bu yaşamın velhasıl anlaşıldı ki hala seyirciyiz bu alemde..Cesareti deli işi sanıp yapmak istediklerimize gem vurduğumuz müddetçe acizliğimizle ortalıkta dolaşan seyirciler olacağız ve herşey bir sekans halinde önümüzden geçecek..
Aslında yaptıklarımıza ve yapacaklarımıza inanıyorsak neden dile dökmekten korkuyoruz?
Yapmak istediklerimizi yaptığımız zaman sadece cesaretten değil asıl neden inanmaktan geçiyorsa karşımızdakine de bunu en iyi şekilde yansıtabiliriz.
O günlerde gelicek ve şöyle kocaman bir tebessümle bakacağız hem ideallerimize hem de sevdiklerimize!
Dışarda yağmur sonrası güzel bir hava bizi bekliyor ben bir kışsever olsamda bu güzel havayı benden çok sevenler şöyle bir havayı koklasın ve yapacaklarını ertelemeden 2 elle sarılsalar gene dünya güzel olur.
Allah aklı bize varolduğumuz yeri güzelleştirebilmek için de vermiş eğer her birimiz varolduğumuz yer için mücadele edersek bu genele ulaşabilir ve hiçbirşey "ütopya"diye ruhunuzu sıkmaz!

Neyse bir yazı yazmak,kotarabilmek şu zihinle zor derken ruhumdan geçenler buraya da yerleşti.
4 seneye doğru giderken blog sahibi olmam en sevdiğim lezzetleri eklemediğimi farkedip önce bir üzülüyorum sonra olsun genede devam vardır bir hayrı diyorum.Sütlaç işte onlardan.Benim üçlememin bir parçası.
Üçlemem Yayla çorbası+Annemin köftesi+Sütlaç!
Bunlar varsa tamamdır işte.
Ama bu sefer ben yaptım sütlacı ve ilk defa annem yokken yaptım sadece 1 kere aradım birşey sormak için.Umarım deneyenlerde beğenir.Annem yıllardır ne nişasta ne de pirinç unu katar ama her zaman enfes olur.Annemin yaptığını yakalayabildiğımı söyledi ev ahalisi.
Bu arada bu ölçüyü 1 kiloya da uyarlayabilirsiz,ben 2 kilo ile yapmıştım.

Malzemeler:

2 litre süt
2 su bardağı+2 çorba kaşığı tozşeker
1 su bardağı pirinç
Bir çimdik tuz
3 su bardağı su
Tarçın

Hazırlanışı:
  • Öncelikle pirinci yıkayın ve suyunu da ekleyip tencereyi ocağa koyun.
  • Suyu kaynamaya başlayınca altını kısın ve pirinci haşlanmaya bırakın.
  • Suyu azalınca sütü ekleyin ve kaynamasını bekleyin.
  • Kaynayan sütlacın altını kısın.
  • Kaynayan sütlacın kıvamının yoğunlaşmasya başlayana kaynamasını sağlayın.
  • Orta yoğunlukta bir kıvama erişince şekerini ekleyip ocağı açın iyice birkaç kez daha kaynatın ve altını kapatın.
  • Kaselere servis edin ve soğuyunca tarçınla süsleyin.

21 Mart 2011 Pazartesi

Kahvaltı önemli ama Dünya daha da önemli!

Geçtiğimiz günlerde yemek yerken her zamanki gibi haberleri ve 5n 1 k yı izliyorum.Program başladı ve "Bloglar kapanıyor"tarzı bir cümle söylendi.Yemeğin başında öyle kalakaldım."gene ne oldu"diye kendi kendime sorup durdum.Sonra programın devamında davacı tarafın avukatı ve birkaç kişi konuştu ama ben ne yapacağız,yapmalıyım gibi telaşa düştüm.Önce blogun tamamını ne yazık ki arşivleme yapmadığım için onları hard disc'e kaydetmeye başladım ama bir türlü bitmiyor!
Sonrasında ortalarında pes ettim.Bu seferde word presse mi geçsem diye düşünürken vazgeçtim her birinden,bekleyeceğim deyip umutla bekledim.
Sonucunda açıldı şükür ki!Amma velakin açılsa da her an özgür bir ortam diye aslında bir nevi ironik bir hale bürünen net dünyasının da aslında kurallarla sarmallandığını görüyoruz.Birgün Youtube yasaklanır birgün Blogger Allahın her günü yeni bir yasağa hoşgeldin,merhaba demek üzere hazır olda dururuz bizde.Umarım gün gelir insanlar kendileri için-pragmatist bir yaklaşım dahi olsa- başkarının hak ihlallerini düşünürler.Birisinin haklılıkla elde ettiğini haksız yolla sunan birileri aynı anda birçok tarafı mağdur edebiliyor ve bizde ne yazık ki kocaman bir kitle gibi dursakta bu tarz sorunların karşısında küçüldükçe küçülüyoruz.
Dünya depremler,savaşlar,yasaklarla uğraşıyor ve bunun her biri insanlığı hedef alıyor!Ama bunların içinde en ağırı her insanın acziyetini bilmeden diğer bir insana umarsızca yaptıkları oluyor..Herkes kendi payına düşüp kapıyı süpürürse güzel olur sloganının havada kalmaması için seyirci kalmayıp her birimiz oyuncu olursak hem "dünya bizim"diyebiliriz hem de sahiplenme hakkına sahip olabiliriz!
Şimdi herkesin aciz birer yaradılmış olduğunu unuttuğu bu dünyada herkesin unuttuklarını hatırlamak olsun dileğimiz ve yerlerine mıh gibi oturttuğumuz ruhlarımızın ayaklanması için de niyetimiz ve çabamız olsun!
Söz uçar yazılar baki kalır!
Birbirine katmış olmamışızdır yazıları umarım..Halbuki maksat bu 2 güzelliği yayınlamaktı ki birkaç hafta önce her ikisini güzel bir pazar kahvaltısında afiyet ile yedik.
Mantar kavurmayı annem yengemin tarifiyle bir kere böyle yapmıştı çok beğenmiştik.Anneannem başta olmak üzere annem ve bende mantarı böyle sade yapmayı çok seviyoruz(diğer sote-fırın hallerini de).
Yoğurdu da bizim Nurgül ablaya kahvaltı için gittiğim zaman görmüştüm,çok hoşuma gitti.

Mantar sote

Mantarı yıkayın ardından istediğiniz büyüklükte doğrayıp tavaya koyun,kendi suyunda haşlamaya bırakın.
Ardından pişen mantarın içine biraz tereyağ ekleyin ve 2-3 dakika kavurun.Kavrulan mantarın üzerine istediğiniz kadar kaşar peynir rendesi koyun ve ağzını kapakla kapatın.1 dakika kadar açık kalsın ocak ardından kapatın ocağı ve 5-6 dakika öyle ağzı kapalı beklettikten sonra servis edin.

Yoğurdu ister hazır süzme yoğurtla ister evde hazırladığınız süzme yoğurtla yapın.Annemin evde mayaladığı yoğurdu temiz bir beze akşamdan koyup ağzını da bağlayıp hafif yüksekçe bir yere astım,altına da bir kap koyup bir gece bekletip süzme yoğurt elde ettim.Süzme yoğurdun üzerine zeytinyağı gezdirin göz kararı ile ardından nane ve pul biber atın.Kızarmış ekmekle yediğinizde de damağınıza bıraktığı lezzetle pazar gününüze daha bir keyif katın!

Herkesin ağız tadının eksilmemesi dileğiyle..

6 Mart 2011 Pazar

Kuru Domatesli Poğaça

Bu poğaçayı ilk defa bir arkadaşım kahvaltıya geldiği zaman yaptım,yakın zamanlara denk düşer ve arkadaşımdan da baya bir övgü aldı!Bende şaşırdım çünkü ilk denemem olduğu için sabah yaparken de acaba iyi mi yapıyorum diye içten içe sorguluyordum,tam not alınca üstüne birde gene akşam bunu dile getirince  o zaman tamam dedim.
O zamanlarda sadece fotoğrafını gören başka bir arkadaşım da"bunu merak ettim"deyince bende sana da yaparım dedim.Geçen hafta bize gelen bu arkadaşım için sabah kalktım yapmaya ama tarifi bulamıyorum!Sonra hatırladım ki ben bu tarifi not etmeyi unutmuşum eee hatırla hatırlayabilirsen.Neyse sonra düşün düşün hatırladım,işin ilginç kısmı harcını iyi hatırlıyorum hamur harcı için ikilemde kaldım.Ben böyle ikilemde kalıp yapsamda acaba acaba diye diye sofraya koyduğum poğaçalarım güzel not aldı!
Bu ikilemimden ötürü tarifin malzeme kısmına bazı şeyleri de parantez içinde ekleyeceğim hangi şekilde isterseniz öyle deneyebilirsiniz.
***
Malzemeler:

1 su bardağı ılık süt
1 çay bardağı zeytinyağ
1 su bardağı eritilmiş tereyağ(bunu 1 çay bardağı olarakta kullabilirsiniz)
1 tatlı kaşığı tozşeker
1 tatlı kaşığı tuz
1 paket toz maya(10 gr.lık olan mayalardan)
2 yumurta
1-2 çorba kaşığı kurutulup öğütülmüş domates kurusu*
Aldığı kadar un

İç Harcı:

250 gr yemeklik kıyma
2 orta boy soğan
1,5-2 su bardağı doğranmış domates kurusu
Tuz
1-2 yemek kaşığı zeytinyağ

  • Öncelikle soğanları yemeklik doğrayıp zeytinyağında hafif pembeleşene kadar kavurun.
  • Kavrulan soğanlara kıymayı da ekleyip kıymanın da kavrulmasını sağlayın.
  • Kıyma kavrulurken de domates kurularını yıkayın ve biraz kaynar suda bekletin.
  • Beklettiğiniz domates kurularını çok ufak olmacak şekilde doğrayın.
  • Kıyma güzelce kavrulduktan sonra doğradığınız domates kurularını da ekleyin ve 1-2 kerede domates kurusu ile pişirin.
  • Hazırlanan iç harcını soğumaya bırakın.
  • Hamur için bir kaba un dışındaki bütün malzemeleri koyun.
  • Önce bir karıştırın ve yavaş yavaş un ekleyin.
  • Yumuşak bir kıvama gelen hamuru biraz yoğurup yarım saat dinlendirmeye bırakın
  • Dinlenen hamurdan ceviz kadar parçalar alıp elinizde içli köfte yapar gibi açıp iç harcınızdan ekleyip kapatın ve yuvarlayın.
  • Hazırladığınız poğaçaları fırın tepsisine dizip üzerlerine yumurtası sarısı sürün,çörekotu çerpip önceden ısıtılmış 200 derecedeki fırına verin.
*Bu domates kurusu memleketten geldi,muhakkak bilen var bilmeyende.Eğer yoksa isterseniz domates kurusunu biraz sıcak suda bekletip(çok değil)küçük küçük doğrayıp içine atabilirsiniz.Ölçüsü isteğinize göre olabilir.

3 Mart 2011 Perşembe

Ayva Tatlısı

 
Yıllar önce annemin bir arkadaşı anlatmıştı hatta o şanti ile süsleyebilirsin demişti bende ilk yaptığımda şanti kullanmıştım ama sonrasında hep kaymakla servis ettim.Çünkü kaymakla daha iyi oluyor,zaten şantinin ve birçok kremanın bana pek yaradığını söyleyemem.Damak tadım ne yazık ki bu şerbetlilere  daha uygun bu sebeple bu tatlıda gözdelerimden belki de bu sebeple de krema ile aram iyi olmayabilir.Hatta çok ilginç gelebilir ama mesela sütlü bir tatlı yiyince o  tatlı isteğinin kırılmadığını hatta bazen arttığını hissediyorum.Ama böyle tatlılar tam karar!
Neyse iyice coşmayalım okuyan birine tuhafta gelebilir ki anlarımda.Çünkü damak tadı farklı bir şey bunu önemseyen olur önemsemeyen olur herkes kendi içinde haklıdır..
Ayva bitmeden yakalayıp yapanlara afiyet olsun,bende bitmeden umarım birkaç kez daha yapabilirim!
6 ayva kullandım bu yazdığım tarif bu sayıya göre idi.Ayva sayısına göre kızamık şekerini azaltabilir ya da çoğaltabilirsiniz.Tozşeker ise bu şekilde tam karar oluyor.Ayva taıdnı daha fazla isteyen 1 çorba kaşığı da yapabilir şekerini.

  •  İstediğiniz sayıda ayvaları yıkayıp uzunlamasına ortadan ikiye bölün.
  • Çekirdek kısmını oyun ve kabuklarını soyun.
  • Bu işlemler bittikten sonra ayvaları pişireceğeniz tencere-tava vb gibi bir kaba oyulmuş kısmı yukarı gelecek şekilde yerleştirin.
  • Yerleştirdikten sonra her bir ayvanın çekirdiklerini çıkardığınız çanak kısmına  1-1,5 çorba kaşığı şeker koyun ve suyunu ekleyin.(şeker isteğinize göre birde ayvanın büyüklüğüne göre de olur)
  • En sonda kızamık şekerini ekleyip ocağın altını açın ve ayvaların suyu kaynayınca altını kısın.Kızamık şekeriniz eğer büyük bir kalıpsa 1 kalıp yeter ama ufaksa 2-3 parça (orta büyüklükte olursa)koyabilirsiniz.
  • Ayvalar yumuşayıp şerbeti katılaşmaya durunca ocağı söndürüp ayvaları bir borcama ya da fırın kabına yerleştirin ve önceden ısıtılmış 200 derecedeki fırına verip kızarılmasını sağlayın.Kızarmışlığı renginden de belli olan ayvalarınız hazır olunca fırından alıp soğutun ve kaymak-fıstık ikilisiyle servis edin.
 *Afiyetler olsun anlatırken bile canım istedi,Israrlı tavsiyelerimden bu tarif.

Portakallı Yer Elması

İki tarif ekleyip kaçacağımı sananlara iki kez merhaba!  :-) Yok yok sözümüz söz olsun. Kayıt altına alıyoruz.Şahitliğimiz bir önceki...