24 Kasım 2007 Cumartesi

Çilek jöleli bisküvili pasta-Kaynana Çatlatan Tarifler Etkinliği

Bugün başta bir tanecik abim ve benim tatlımı tatlı seslerini her duyduğumda mutlu olduğum öğretmen arkadaşlarımın Öğretmenler Günü'nü kutlarım.

Lalecik’in çatlatma operasyonlu etkinliğine
katılamam diye üzülmüştüm,ama sonra bu buluşmu desem uydurmamı desem tarifim imdada yetişti.
Geçenler de gecikmiş sünnet yemeğindeki beni hüsrana uğratan pastayla cebelleşirken bu pasta ortaya çıktı.
Aslında o pastanın üzerine jöleli çilek olucaktı ama olamadı,bir sürü pürüz çıktı nişastası fazla geldi çilekler’e ısı yaramadı derken ben o karışımı kenara koydum.
Sonra baktım tadı çok güzel bunlar bir pasta olabilir derken bu güzellik ortaya çıktı:)


Çilek jöleli bisküvili pasta

Bir kilo çilek
Şeker
Nişasta
Su
(İsterseniz hazır çilekli jöle kullanabilirsiniz )
Bir paket pötibör bisküvi
1 poşet krem şanti
1 su bardağı süt


Çilekleri dörde bölebilirsiniz,yarıyada bölebilirsiniz ebatlarına göre istediğiniz gibi yapabilirsiniz,isterseniz bütün şekildede koyabilirisiniz.
nişasta,su,şekerle hazırlanan jöleyle çilekleri pişirin sonra kelepçeli kalıba dökün sonrada rondoda un haline getirdiğiniz bisküviyide üzerine koyun ve soğutun.
Soğuduktan sonra sütle hazır hale getirdiğimiz şantinizi üzerine dökün dolabta bir gece bekletin.
Ertesi gün ise afiyet olsun:)
not:dünkü haberden sonra yayınlamak içimden gelmiyordu ama zorunluluk,Allah'tan yazısını bile önceden yazmıştım...

23 Kasım 2007 Cuma

Kufu ne diye sorucaktım daha/içimde tuhaf bir sıkıntı vardı

sınavım vardı bugün gecikmeden rahat rahat gittim,sınavda uyuklamadımda herşey iyi gitti sonrasında sinemaya gitmeyi düşünmüştüm gittimde
ama sınavdan beri sinemayada dışarda içimde tuhaf bir sıkıntı var eve geldim bir iki şeye canım sıkıldı onlara yordum olsun Allah daha başka keder vermesin dedim ki bilgisayarı bir açtım bu haber,tamda elimde telefon vardı arkadaşım Zeynep ne oldu sustun dedi,inanamıyorum dedim sadece Esra'nın ölüm haberine inanmak zorunda olsakta inanamıyorum.
ilk blogunu görünce Elazığ lafını görünce hemen mail atmıştım demiştim bizim oralardan sonra oda mail atmıştı birde bayramda mailleşmiştik her daimde takipçisiydim.
diyecek söz yoktur..
Allah rahmet eylesin,Ailesine sabırlar versin...
duamızdan Esra'yı eksik etmeyelim arkadaşlar...

http://esranintaziyedefteri.blogspot.com/

19 Kasım 2007 Pazartesi

Abi Sofrası:)

Bayram’dan beri abim istanbul’a gelmemişti ve geçtiğimiz Cuma bekliyorduk şükür geldi.
Ama telefonda günlerce cumartesi yapacağımız kahvaltıyı konuştuk desem yeridir,abim telefonda cumartesiyi bekliyorum bende,diyordu:)
Bizde kahvaltılar önemlidir saatlerce gazeteler okunur,çaylar içilir uzun masa başı sohbetleri olur keyif içinde gider.
Bu seferde öyleydi 2 de tontonumuz vardı canım anneannem ve yakın arkadaşı+bizim için manevi anneanne sayılabilecek sara teyzemiz:)
Sofra nefisti kahvaltılık dışında sara teyzenin yaptığı mıhlama ve benim yaptığım Şeker Börek vardı.

Mıhlama nefisti,özellikle dibi tavsiyedir.
dibi için kavga bile çıkabilir:)
birde bu tavayı çok beğendim eski bir bakır tava,sağolsun bizim için onda yapıp getirmiş.





Şeker Börek

buda benim buluşum:)
birgün ders başındayken karnımda acıkmışken aklıma geldi,denedim başarılı oldu herkesten tam not aldı:)

biliyorum zararı var ama dayanamadığım bir lezzet kaymak
kardeşim onun resmini niye çekiyorsun dedi olmaz o sofranın baştaclarından dedim:)
helede barbaros'tansa nefis nefis:)

18 Kasım 2007 Pazar

Hamsi Köfte

Malzemeler:

1 kilo hamsi
1 orta boy soğan
3 yemek kaşığı sıvıyağ
Mısır unu
Ekmek içi
Pulbiber
Kekik
Kimyon
Karabiber
Maydonoz
Tuz

Yapılışı:

Hamsiyi güzel ayıklayın ve yıkayın süzgece koyun,süzgeçte iyice süzüldükten sonra yoğurma kabına hamsiyi ve diğer malzemeleri alıp yoğurun iyice kıvama gelince köfte şekli verip normal köfte gibi pişirin.

not:mısır unu ve ekmek içi için miktar vermedi sara teyze isteğe göre olucakmış yani göz kararı.

15 Kasım 2007 Perşembe

Gecikmiş Sünnet Yemeği:)

Bir yakınımızın oğlu yazın sünnet oldu ama öyle merasimle değil.
annesi ufaklığa söz verdi iyileş,pasta yaparız(pasta canavarıdırda emir bey:)) hep bir araya gelir toplanırız emirde o gün bugün bu anı bekliyordu,sünnette ramazan’dan biraz önce olmuştu zaten ramazan sonrasına kaldı bu annemlerin her daimki çay toplantılarından biri:)
ramazan’dan beri kiminin işi var kimi çocuğunun bir şeyi çıkar derken arada benimde işlerim ve yoğunluklarım girince kaldı baya.
Hatta emir bile annesine birgün demişki anne bu gidişle amcamın düğününde yaparsınız diye 4 yaşındaki çocuk bile artık latife etmeye başladı:)
pasta görevi bana aitti ve sonunda Salı gününe karar verildi ben Pazar gününden pasta keklerini hazırladım zar zor oldu,problem üzerine problem deliricektim artık,sonra ertesi günde aynı zorluklarla bugüne kadar yaptıklarımın içinde-görüntü olarak-kötünün kötüsü oldu ama lezzeti çok artılar aldı sağolsunlar:)

bu başımı çok ağrıtan canımı sıkan pastam:(
üzeri emir seviyor diye çilekli-jöleli olucaktı ama binbir türlü sorun yüzünden olamadı:(
bonibonlarda emircik seviyor diyeydi ertesi gün boyaları aktı:((
ama kardeşi tam seyirlikti arada gelip gelip üzerindeki bonibonları alıyordu 2 yaşındada:)
bunlarda emirin annesinin yaptığı tavuklu bohça börekleri.





bunu ise benim lümsemeyle iftar yazımda bahsettiğim ve bahsetmekten keyif aldığım sara teyzemizin yaptığı hamsi köfteler,balık çok sevmeme rağmen bana hamsi dokunuyor yemiyorum ama bundan bir iki tane yedim çok nefisti,yakın zamanda tarifi burda inşAllah...


buda emirin annesinin yaptığı leziz poğaçalar








buda annemlerin bir arkadaşının yaptığı az yumurtalı çiğköfte(bizim yıllardır yaptığımıza çok koyuluyor da yumurta)çok güzel olmuştu.
ve bu çiğköfteyi ne zaman yapsak hep aklımıza annemlerin dubaiden olan arkadaşı Hena gelir her seferinde konuşulur.
Yalova'da bir akşam bu çiğköfteden nasıl yaptığımız ne zevkle yediğimiz vs.vs. güzel bir anıydı istanbul'da da yaptık çiğköfte geçen geldiğinde,oda çok neşeli geçmişti kulakları çınlasın...
ben masadan zor kalktım,kalktığımda böyle çay saatlerinize beni çağırmayın lütfen dedim:)
latife bir yana çok güzeldi neşeli ama son anlarda çocukların balon patlama sesleriyle biraz gürültülü güzel bir gündü tarihe düşen...

13 Kasım 2007 Salı

Ye#28 Geleneksel Kış Hazırlıkları-Sulu Domates ve Ev Yapımı Biber(köy biberi)

Mahzun Prensesten Sıcak bir etkinlik:)
çünkü bu etkinlik insana eski günlerin sıcaklığını hatırlatıyor(en azından bana onu hatırlattı)kaloriferin hayatımızı işgal etmediği günlere,sobanın sıcaklığının olduğu zamanlara götürdü.
evet kalorifer rahat ama o günlerin,o çıtır çıtır yanan sobanın lezzetide başkaydı.
bu etkinliği görünce hem bunlar hem kışı hatırlatması(ben soğuk havaları daha çok tercih ederimde)benim çok hoşuma gitti.
bizim evdeki kış hazırlıkları tam tamamlanmasada bir iki şey buldum ve nacizane katılmaya çalıştım bu ilk etkinliğime.
Evet böyle güzel bir yanıda var bu benim ilk etkinliğimde:)
inşAllah beğenirsiniz...
Sulu domates:
Domatesinizi ve birkaç tane kırmızı biberinizi rondodan geçirdikten sonra tencerinize alıp ocağa koyun.içine bir iki tane sivri biber doğrayın ufak ufak onlarıda atın,az tuz ekleyin.domatesiniz iyice pişince ocaktan alıp kavanozlarınıza veya cam şişelerinize boşaltın sıcakken ağzını sıkıca kapatın.



 Ev yapımı biber(köy biberi):
 Arnavut biberinizi alın yıkayın ve bir örtünün üzerine güzelce yayın bir gece bekletin iyice kurusun nemliliği gitsin,sonrada güneşe kurutmaya bırakın(yada çok acı olan sivri biberde olabilir ama Arnavut biberinin acısı çok güzeldir)güneşte iyice kırmızılaşıp kupkuru olunca rondoda kıyın(bezden dikilmiş torbalar vardır onlar da dövebilirsinizde)ama çok çok dikkat edin ve açık havada yapmaya çalışın çünkü fena hapşırık yapıyor acıdan yanıyor insan.bu biberin yemeklerdeki lezzeti harikadır.

Not:köy usulüyle yapıldığı için bizim ailede köy biberi denir.

10 Kasım 2007 Cumartesi

Yormasına rağmen değdi

Geçen hafta Cuma günü yani 2.11.2007 tarihinde TÜYAP’taki 26.İstanbul kitap fuarına gittik.
Gidişimiz uzun sürdü kaç saati buldu,hatta il sınırına dayanmışken ağbime geçsek daha yakın bile dedik yol boyunca:)
Ben birkaç sene evvel gittiğimde bir dahamı aman aman demiştim(o zaman da çok fena yol sorunu çekmiştik)gene dayanamadım gittim.
Bir yağmur bir soğuk çok fena neyse salona girdik harika,her tarafta yayınevlerinin okurların iştahını kabartan kitap boldu standları,farklı farklı söyleşiler,yazarlar,çizerler.
Başladık gezinmeye ee vakitte önemli ve gezinirken bir sürü kitap beni cezbediyor ama genede biraz daha gezindikten sonra ilk kitabımı “Literatür”yayınlarından aldım,sonrası çorap söküğü gibi geldi:)
Ve sonunda yukarda gördüğünüz gibi bir sürü kitapla eve döndüm,giderken yaşadığımız sıkıntılı yolculuğa,dönüşte saatlerce otobüs bekleyip sonra tıkış tıkış dönüşe rağmen değdi.
Şimdi masamın kenarına yere kitapları dizdim,elimde okuduğumla birlikte bir tanesine daha başladım ikisinide bitirip merakla beklenen ve benimde beklediğim "İhsan Oktay Anar"ın "Suskunlar"adlı kitabına başlıyacağım.
kesin bunuda “puslu kıtalar atlası”nda olduğu gibi hemen bitireceğimden şüphem yok.
Fotoğraf'ta her ne kadar Burçağın güzel fotoğrafı kadar çıkmasada idare eder inşAllah ve birde Zerrincim bu fotoğrafı senin içinde koyuyorum biliyorsun,çok güzel çıkmadılar ama geciktirmiyeyim dedim.

5 Kasım 2007 Pazartesi

Sahrap'ın Lor tatlısı

Ramazan Bayramına 2 gün kala pazar günü milliyet gazetesinin verdiği "sahrap soysal'ın bayram tatlıları"dergisinden bir tatlı denemek istedim ama ev tatlı dolu ve benimde o gün arkadaşlarımla iftarım var birşeyler hazırlıyorum arada,yani tam bir koşturmaca annemin deyimiyle başıma iş alıyorum:)
ve 2 gün sonrada bayram,annem bayramdan sonra denersin kendini sıkıntıya sokma demesine rağmen söz ağızdan çıktı bir kere diyip,birde ertesi gün abim geliyor istanbul'a onada yeni birşey tattırmak istiyorum diye düşünüp işe koyuldum.velhasıl hazırladım tatlıyı biraz koşturmacalı olsada:)
sonuç ise harika çok beğenildi,hatta o gün evden çıkarkan anneme dedim iftarda tadına bakınca hemen arayın merak ediyorum nasıl diye,aradılar çok beğenmişler ee ertesi günde abimin birkaç tane yemesi iyiki koşturmuşum dedirtti:)
son bir not o gün benim tatlı ikizim:)olan bizim minik(bu ismi bizimkiler takmışta:)),iftarda habire o tatlıdan bende istiyorum dedi söz vermiştim bende ve haftaya yiyebilirsin belki diyip noktalıyorum.

Malzemeler:

250 gr.lor(tuzlu olmayacak)
1 su bardağı un
1/2 su bardağı irmik
1 adet yumurta
100 gr.eritilip ılıtılmış bitkisel margarin
1 çay kaşığı tepeleme karbonat
1 paket vanilya
2 türk kahvesi fincanı çekilmiş ceviz içi (veya fındık yada badem)

Şerbeti için:
2 su bardağı su
2,5 su bardağı şeker
1 yemek kaşığı limon suyu

Yapılışı:

Derin bir kabın içine loru (iyi kalite olsun) un ve irmiği koyun.yumurtayı kırıp ılık yağı ilave edin.karbonat,vanilya ve cevizi ekleyip yoğurmaya başlayın.oldukça yumuşak ve çok hafif elinize yapışıcak bir hamur elde edeceksiniz.fırın tepsisine yağlı kağıdınızı koyun yada 2-3 çorba kaşığı yağla yağlayın.hamurdan ceviz kadar parçalar koparıp yuvarlayıp hafifçe üzerine bastırıp tepsiye aralıklı olarak dizin.fırını 175 derece alt üst konuma ayarlayıp 10 dakika önceden ısıtın.sıcak fırında 35-40 dakika,kenarları hafif sarı kahvarengi oluncaya dek pişirip çıkarın.şerbet için su ve şekeri ufak bir tencerede sık sık karıştırarak kısık ateşte kaynatın.limon suyunu katıp 2-3 dakika daha kaynatıp ocaktan alın.soğuyan tatlıları derin bir kaba dizip üzerine sıcak şurubu aktarın.ara sıra ters çevirip 2-3 saat şurubu iyice çekmesini bekleyip servis yapın.

not:ben derin borcam tepsiye koydum içini tam doldurdum tatlılarla oldu,ilk büyük salata kaselerinemi olur acaba dedim ama borcam tepside oldu ve fındığıda benim gibi az çekmeyebilirsiniz ben öyle sevdiğim için yaptım.

1 Kasım 2007 Perşembe

Kavurmalı Mantar Sote


Buda annemin tariflerinden, zaten görüntüde kendini ele veriyor bol baharatlı olmasından:)

Malzemeler:

Mantar
Kavurma
Soğan
Kırmızı biber,çarliston biber,sivri biber(hepsinden birkaç tane olması kafi)
Kekik
Tuz
Sıvıyağ

Yapılışı:

Önce soğanları yağda kavurun,sonrada biberleri ekleyin.hepsi güzel kavrulduktan sonra haşlanmış olan mantarları ve tuzunu ekleyin.Arada karıştırarak 5 dak kadar orta ateşte bırakın. en son ocağı kapadıktan sonra üzerine kekik gezdirdikten sonra servis edin.

not:eğer acı seviyorsanız pul biberde atmanızı tavsiye ederim,acı halide-benim gibi acı'ya düşkünseniz tabi-bence bir başka lezzetli oluyor.

Portakallı Yer Elması

İki tarif ekleyip kaçacağımı sananlara iki kez merhaba!  :-) Yok yok sözümüz söz olsun. Kayıt altına alıyoruz.Şahitliğimiz bir önceki...